ÇİKOLATALI VİNTAJ KURABİYE

20161111_092031

Evin, eşyanın, kıyafetin, ayakkabının, hatta mutfağın bile vintajı var da kurabiyenin neden olmasın? Şimdilerde “akım” bu. İlk vintaj tarifimle merhaba diyorum.  Diğer tüm vintaj tarifler pek yakında efsus.org’da olacak. Yani inşallah. Aşağıda çay bardağı ölçüsüyle verdiğim muhtevayı  ayrı ayrı tarttım. Biri fazla diğeri az da olabilir. Hani vintaj olunca evde ne varsa onunla yaptım. Hatta nişasta bile kullanabilirsiniz. Çikolatanız 200 gram olmaz da 100 gram olur, bence hiç fark etmez.  İrmik, kahverengi un, buğday gevreği ve yulaf kepeği toplamı 260 gram. Biraz eksik biraz fazla pek bir şey fark edeceğini sanmam.  Yani “sanmam” diyorum, “bence” diyorum, denemedim tamamen improvize. Tabii 20 küsür yıllık bir deneyimden sonra “improvize” diyebiliyorum.

IMG_20161112_204924

Donmuş  tereyağı, yumurta ve şekeri mutfak robotunda bir iki çevirdikten sonra karıştırma kabında hazırladım hamuru.  Ve fark ettim ki mutfak robotu bu tarif için çok gereksiz. En doğru çalışma şekli buzluktan çıkardığınız tereyağını henüz çözülmeden rendenin iri gözünden karıştırma kabına rendelemek ve diğer tüm malzemeleri de ilave edip bir iki karıştırarak hamurunuzu hazırlamak. Hamur öyle hamur denecek şekilde katı olmuyor, cıvık bir karışım.

Kurabiyeler fırından ilk çıktığında nispeten yumuşak oluyor, bunları artık biliyorsunuz. Diğer tüm kurabiyelerde de bu böyledir. Soğuduktan sonra kurabiyelerin sertleştiğini göreceksiniz.

20161111_083409 20161111_091430

Malzeme

  • 150 gr soğuk tereyağı  (rendelenecek)
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağından bir parmak eksik kahverengi tozşeker (80 gr)
  • 1 çay bardağı ince irmik (60 gr)
  • 2 çay bardağı kahverengi un (120 gr)
  • 1 çay bardağı spelt vlokken  (40 gr) (Türkçesi nedir gerçekten bilmiyorum, bir tür buğday gevreği)
  • 1 çay bardağı yulaf kepeği (40 gr)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 paket vanilya
  • 1 cimdik tuz
  • 200 gram doğranmış sütsüz çikolata

Hamur yapımına geçmeden bir hatırlatma daha yapayım. Yumurtayı her zaman ayrı bir kaseye kırmakta fayda var. Bakarsınız yumurta bozuk çıkar, içine kabuk düşer. Bu işlem ayrı bir kapta olunca olası bir aksilikte diğer tüm malzemeye yazık etmemiş olursunuz.

Yapılışı

  1. Karıştırma kabına rendeden geçirdiğiniz soğuk tereyağı kırpıklarını, şekeri, yumurtayı alıp karıştırın. Diğer tüm malzemeleri de ilave edip bir iki daha karıştırın.
  2. Hazırladığınız bu cıvık hamuru iki tatlı kaşığı yardımıyla parşömen kağıdı serdiğiniz tepsiye aralıklı olarak yerleştirin. Unutmayın, oldukça cıvık bir hamurla çalışıyorsunuz, pişerken yayılma payını iyi hesaplamanız gerekiyor. Hamurun kaşıktan rahat boşalması için kaşığınızı arada soğuk suya batırabilirsiniz.
  3. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar , 10 bilemediniz 15 dakika pişirin. Bu noktada bir hatırlatmada fayda var, fırınınızın pişirme süresi ya da ayarları farklı olabilir. 15 dakika bekleyip kurabiyelerinizi yakmayın. Altı üstü kızardıysa olmuş demektir.

Afiyet olsun!  Soğuduktan sonra tabii ki.

ÜZÜMLÜ ÇÖREK

 20161027_180443

Bir zamanlar çok sık olmasa da ara ara yaptığımızı hatırlıyorum. Neredeyse 25 yıllık hikaye. Geçenlerde kardeşimin “abla, üzümlü çörek yer misin?” sorusuyla hatırladım bir an. “Üzümlü çörek mi? Ekmek mi, çörek mi? Nereden almış çocuk bunu?”

Aramadığım yer kalmadı, hatta kağıdın üstüne bir karikatür çizdiğimi dahi hatırlıyorum. Derken bir klasörün içinde buldum. Bu tariften 10 adet çörek çıkıyor. İkinci denememi arkadaşımın oğlunun düğününe giderken iki ölçü hazırlayıp kutuyla valizime attım. Kırıntısı dahi kalmadı.

20161027_141133 20161027_141753

Şimdilerde sistem değişti. Tarifler ig’de paylaşılıyor. Fakat o kadar yazıyı nasıl yazıyorlar iki parmakla anlamadım. Yoksa bu işin bir sırrı mı vardı? Klasik yöntem bloğumdan devam ediyorum.

20161027_151309 20161027_154012

De bloemen en de mok met vintage motieven is van lieve Monia. :)

Bu üçüncü denemem ve nihayet içime sindi. Bu kez ufak bir kutu kahve sütüyle üzerinin kızarmasını sağladım. Yumurta da sürebilirsiniz pek tabii. Tarifim kaybolmadan kayıt altına almalı. Kuru üzüm yanı sıra değişik meyvelerle örneğin elmayla ya da kuruyemişlerle ceviz, fındık gibi pek çok çörek versiyonu yapılabilir. Normalde bu tariften 10 tane çörek çıkıyor. Ben kestiğim şeritleri bir kez de ortadan bölünce 20 adet çöreğimiz oldu.

Malzemeler hamur için:

  • 250gr un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 15 gr. maya (42 gramlık paketin aşağı yukarı üçte biri)
  • 150 gr. ılık süt

Ekstradan bir küçük kahve sütü, yoğurt ya da yağ, üzerinin kızarması için.

İç malzeme

  • 200 gr. Süt
  • 20 gr. Un (1 yemek kaşığı)
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 1 paket vanilya şekeri ya da 3-4 adet kardemom
  • 2 avuç bolca kuru üzüm.

Tüm malzemeyi bir tel çırpıcı yardımıyla çırptıktan sonra karıştırarak pişirin. Üzümleri bol suda yıkayıp çer ve çöpten arındırdıktan sonra pişirdiğiniz kremanın içine atın. Küçük ölçüde krema pişirmek için en uygun olan kabin kulplu tas olduğunu bu vesileyle hatırlatmış olayım.

Üzeri için

100 gr. Pudra şekeri 1,5 yemek kaşığı limon suyu ile karıştırılıp çörekler piştikten sonra üzerlerine sürülecek. Bu ölçüyü kendiniz ayarlayabilirsiniz. Limon suyuyla karıştırılan pudra şekeri beyaz kremsi bir hal alacak. Bunu hazırlamak için en doğru sıralama önce pudra şekerini bir kaseye boşaltıp üzerine limon suyunu yavaş yavaş ilave etmek. Bunun için aşağı yukarı yarım limon yeterli.

Yapılışı

  1. Öncelikle unu bir leğene koyup ortasını açın.
  2. Açtığınız ortaya mayayı, ılık sütü, unun üzerine de tuz ve şekeri ilave ederek yumuşak bir hamur yoğurun.
  3. Hamur leğeninin üzerini bir tencere kapağı yardımıyla kapatın ve hamur iki üç misli oluncaya kadar mayalandırın.
  4. Mayası gelen hamuru ikiye bölüp her bir yumağı biraz un ya da yağ döktüğünüz tezgahta küçük bir oklava yardımıyla dikdörtgen olarak açın.
  5. Kremanın yarısını açtığınız birinci yumağın üzerine tamamen sürüp uzunlamasına ikişer santimlik şeritler halinde beş eşit parçaya bölün.  
  6. Her bir şeridi bitinceye kadar sararak elde ettiğiniz ufak çörekleri tepsiye yerleştirin.
  7. Üzerinin kızarmasını istiyorsanız yumurta sarısı, yoğurt ya da benim yaptığım gibi kahve sütü sürebilirsiniz.
  8. Tepsi mayası geldikten sonra 180-200 derece fırında altı ve üstü kızarıncaya kadar pişirin.
  9. Piştikten sonra üzerine limonlu pudra şekeri sosu sürün.

SULU KÖFTE

 P1120176

Sulu köfte annemin arkadaşlarından öğrendiği bir yemektir. Taa gençlik yıllarından beri yapar. Annemin dediğine göre bir İzmir yemeğidir.

Kırık pirinçle yapılır. Kıyma pirinç oranı şu şekildedir: kıyma fazla buna oranla pirinç çok az miktarda olmalı. Eğer pirinciniz fazla olursa köfte piştikçe içinden dağılan pirinçler köfte suyuna çıkacak ve sulu köfte yerine ‘pirinç sulu’ bir köfteniz olacak.

Yapımı çok basit ancak anlatımı biraz uzun sürdü sanırım.

Malzeme

  • 250 gram normal yağlı kıyma
  • 2 tek avuç kırık pirinç
  • 2 adet soğan
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • Tuz, kırmızı biber
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı limon suyu

P1120169  P1120172 P1120173  P1120174

Yapılışı

  1. Soğanı rendenin minik kısmından rendeleyip, kıyma, pirinç, tuz ve biber ilavesiyle kıymayı yoğurun.
  2. Bir tepsinin içine iki yemek kaşığı kadar un koyup kıymadan aldığınız minik parçaları yuvarlayıp unun içine atın.
  3. Tencereye diğer soğanı yine rendenin ufak kısmından rendeleyip yağ ilavesiyle soğanı kavurun.
  4. Salçayı da ilave edip bir miktar kavurun.
  5. Daha sonra köfteleri atıp suyunu ve tuzunu ilave edin. Unutmayın, annemin dediğine göre önce köfte sonra su. Eğer su dolu tencereye köfteleri atarsanız salçalı su etrafa sıçrayabilir. O sebepten önce köfte sonra su.
  6. Kapağı yarım kapalı köftenin içindeki pirinçler pişinceye kadar pişirin.
  7. Köftenin pişip pişmediğini anlamak için bir tane köfte alıp bir çatal yardımıyla ortadan ikiye kesip pirinçlere bakabilirsiniz.
  8. Bir yumurtanın sarısına iki yemek kaşığı limon suyu ilave edip çırpın. İçine bir miktar çorbanın suyundan koyup ılımasını sağlayın. Daha sonra bu karışımı sulu köftenin içine aktarıp karıştırarak bir iki taşım kaynatın.
  9. Damak tadınıza göre limon az gelirse sonradan tabağınıza ilave edebilirsiniz.

 

Bir özür

Çok üzgünüm, tabağın kenarına yemeğin suyu bulaşmış. Görsellik önemlidir fakat şimdilik başka çaremiz maalesef yok.

KREMALI PATATES SALATASI

 P1110676 

Geçenlerde İstanbul’da yemiştim, pek bir hoşuma gitti. Bir patates salatası yapalım dedim, yoğurt mu koyalım mayonez mi? Ben kremayla yapıyorum o da güzel oluyor dedi. Ve haşladığı patatesleri kabaca doğradıktan sonra içine bir şeyler ilave edip kremasını da döküp şöyle bir karıştırdı. Kızlar pek bir beğendiler. Ben de geçenki misafirlerime yapayım dedim. Onlar da bayıldı.

P1110677P1110688

Tabii ki şu sağda gördüğünüz tabağı böyle suyun altına tutmadık. Düsturumuz ‘kırıntıyı bile israf etmemek’.

İsterseniz doğranmış siyah zeytin de ilave edebilirsiniz.

P1110672

Malzeme:

  • 5-6 patates
  • 1 kutu konserve mısır
  • 1 kutu konserve havuç/ bezelye karışımı
  • 1 kutu süt kreması
  • Bir tutam taze maydanoz
  • Tuz, biber

Yapılışı :

  1. Patatesleri soyup doğrayıp bol suda haşladıktan sonra suyunu süzüp biraz soğumasını bekleyin.
  2. Konserve sebzeleri içine boşaltıp üzerine kremasını dokun.
  3. Tuz ve karabiber ilavesiyle şöyle bir karıştırıp servis tabağına alabilirsiniz.
  4. Üzerine bir tutam ince kıyılmış maydanoz serpilebilir.

Afiyet olsun!

Not: patatesleri haşladığınız suyu asla dökmüyorsunuz. İçine limon sıkıp içebilirsiniz de çorba da yapabilirsiniz. Aynı gün kısır yapacaksanız benim gibi, bulguru bu kaynamış suyla da ıslatabilirsiniz.

Tarif verirken malzeme kısmına krema yazmayı bana hatırlattığı için sevgili Asuman’a teşekkürlerimi sunarım. :)

YAPRAK DÖNER

 P1060388

Geçen Kedabaks amcayla karşılaştım. Kendisi Surinam asıllı. La Hey’li. Amsterdam’da en iyi döner nerde yenir diye sordu. Bir kaç restoran adı saydım, ama onlar restoran, ateşte et kızartıyorlar mı, yani döner var mı onlarda, ben o çubuktaki dönerden yemek istiyorum hani ekmek arası, dedi.

En iyi döner evde yapılan dönerdir.

Bizim evimizde tabii ki de o asılan çubuktan yok. Fakat önemli olan etin helal olması, kaliteli olması, katkısız olması, güvenilir olması ve sonuç olarak tatbiki lezzetli bir döner olması. Hazır dönerlerin etleri tümden fabrikadan gelir. Onun için en iyi döner evde yapılan dönerdir. Peki evde döner nasıl yapılır? Kedabaks amcaya geçtim bir bir ince mevzuları.

Ancak karşınızdaki Kedabaks amca olunca et mevzu derin. Uzun uzun mu desem kısaca mı desem, işte etten bahsetti. Bizimki kasap olmasındı? Hobisiymiş meğer. Müslüman kasaplar yokken evinin banyosunda ya da bahçedeki kulübede kesermiş. Banyoda koyun kesmek mi? Yok canım o kadar da değil. Alt tarafı tavuk kesiyormuş. Sonra da gider iş yerinde şefine anlatırmış. O da dinler en iyisini yapıyorsun şeklinde karşılık verirmiş. Tabii 1970lerden bahsediyorum. Sonradan bir Pakistanlı bir de Surinamlı müslüman kasap açılmış. Şimdi elhamdülillah Türkler, Faslılar var kasaplarımız bol diyor. Ardından da ekliyor fakat ne etlerde ne de tavuklarda eski tat kalmadı: hayvanları şişirip şişirip kesiyorlar.

Gelelim dönerin hem ev hem lezzetli versiyonuna.

Erkek gücü olmadan bu işler olmaz.

Erkek gücü olmadan bu işler olmaz.

İstediğiniz oranda etinizi alın. Bir de keskin bir kesiciye ihtiyacınız olacak. Eğer bıçak kullanacaksanız et tahtasını unutmayın.

Et alırken kendinize göre bir hesap yapabilirsiniz. Kişi başına 100 gr. et mi almak istiyorsunuz? Yoksa kişi başı gramajı daha fazla ya da az mı olacak tamamen size kalmış.

Malzeme:

  • Parça et, kemiksiz (tercihen koyun arka but)
  • Sıvı yağ
  • Tere yağı
  • Kırmızı biber, tuz

Yapılışı:

  1. En öncelikli işimiz eti derin dondurucuda kesilecek kıvama gelinceye kadar bekletmek. Et ne bıçağı kıracak derecede donmuş olmalı ne de kesemeyecek derecede donmamış.
  2. Derin dondurucudan çıkarttığımız eti keskin bir et bıçağı ya da bıçaklı bir makine yardımıyla ince yapraklar halinde kesmek çalışmamızın en hayati kısmını oluşturur. Burada yaprakların ebatlarının büyük olması önemli değil. Önemli olan eti mümkün olduğunca ince kesmek.
  3. Varsa wok dediğimiz derin bir tavada ve yüksek ateşte biraz sıvı yağ yardımıyla eti kavurup tuz ve kırmızı biber serpmeniz yeterli. Yoksa yanmayan bir tavayla da yapabilirsiniz.
  4. İsterseniz bu aşamada biraz tereyağı ilave edebilirsiniz.

Ve dönerimiz yemeye hazır.

İster sandviç arasında, isterseniz pidenin arasında, modernize edilmiş şekliyle ya da lavaşın arasında veya bazlamaya dürüm yaparak otantik bir atmosferde yiyebilirsiniz. Doğal soslar kullanmak serbest. Mayonez-ketçap gibi katkılı hazır soslar kullanmak yasak. 😛

Efendim yanında salata, ayran ya da patates kızartması caizdir.

Şöyle bir geçmişe baktım da, ben döner mevzunu ilk olarak ne zaman açmışım. Döner yemenin mutluluğu bir yana, 2011 yılında verdiğim döner sözünü bugün gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her şey sizin için.

Afiyet olsun!