AMSTERDAM’DA TEK KİŞİLİK KAHVALTI

P1080421

Her şeyi ama her şeyi, dertlerimi, tasalarımı, yorgunluklarımı, kaygılarımı, (iş- sülale- yaşam) kavgalarını ve tüm bunları kendi kendimle konuşmayı bir kenara koyup vakit ikindiyi de bulsa yatağımdan silkinip Allah ne verdiyse şöyle kendimce mükellef bir kahvaltı başına oturmalı.

Evvelki günden kalmış kavrulmuş fasulyeye şöyle bir de yumurta kırmalı.

Yufka ekmeğim de var. Yanında da iki bardak Türk usulü demlenmiş Hollanda çayım. Daha ne isterim.

TAVA TOST

Tava tost1

Tost makinesinin olmadığı ya da konulacak yerin olmadığı durumlarda kahvaltının yeni adı tava tost. Tava tost bildiğiniz her şeyli oluyor. Fotoğrafını paylaştığım patates kavurmalı.

Yanmayan  bir tavaya (denemedim ama, sanırım diğer tavalarda da olur) biraz tereyağı sürülüp birbiri üzerine kapanacak iki dilim ekmeğin tostta dışa gelecek yüzeylerine tavadaki tereyağı yedirilir. Arasına patates kavurması konup tavanın kapağı kapatılır. Kısık ateşte alt kısım kızardıktan sonra hızlı bir hareketle diğer tarafa evirilip ikinci yüzü de aynı şekilde kızartılır. Ve tostunuz hazır.

Afiyet olsun.

Tava tost2

Her ne kadar evimizde tadilat da olsa, evin içinde sabah körlerinden itibaren atkıyla ve ayakkabıyla dolaşıyorsak bile kahvaltımızı hiç mi hiç ihmal etmiyoruz.

Diğer tavaları deneyenler deneyimlerini paylaşabilirler.

HATİZE

 IMG_0067

Aniden misafiriniz mi geldi? Evde tatlı namıma hiç bir şey yok mu? Gerçekten misafirinize ikramda bulunmak istiyor musunuz? Belki iki yemek kaşığı nişastanız vardır ha? Eh yanına iki kaşık da şeker. Bir kaşık size bir kaşık misafirinize.

Ev bu, azıcık da tereyağı fındık fıstık bulunsun yani evde.

Eğer sularınız da kesilmediyse buyurun…

Oldukça pratik ve doyurucu olan bu tatlı tarifini tüm ikram severler için yazıyorum.

Aşağıda verdiğim tarif iki kaselik. Kişi adedince ölçüleri artırabilirsiniz.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 2 su bardağından birer parmak eksik su

Üzeri için

  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • Fındık

Yapılışı

  1. Tüm malzemeyi soğukken karıştırın.
  2. Açık ateşte karıştıra karıştıra pişirin.
  3. Yanmayan bir tavada fındıkları kavurup tereyağını ilave edin.
  4. Tere yağı da tamamen erdikten sonra kaselere böldüğünüz hatizenin üzerine fındık ve tereyağından gezdirin.

 Sıcağı sıcağına tüketilen bir tatlı. Yerken ağzınızı yakmayın.

Afiyet olsun!

Not:

  • şeker ve nişasta miktarını damak tadınıza göre daha az ya da daha çok kullanarak ayarlayabilirsiniz.
  • nişasta mutlaka soğuk suda eritilir. Sıcak su kullanırsanız topaklanır.

KIYMA NASIL KAVRULUR?

      P1050136

Baktım da şöyle bir kim ne arıyor. “Kıyma nasıl kavrulur” arama motorlarında en çok tıklanan soru. Gerçi kıymalı makarnada bir parça anlatmıştım ama bir kere de ayrı bir başlık altında anlatmak istedim.

Önce soğan sonra kıyma mı, yoksa tam tersi mi? Sonra kıyma kavrulurken yağ konmalı mı konmamalı mı? Efendim, annemin dediğine göre önce soğanı kavurup peşinden kıymayı ilave etmeniz de mümkün ancak bu şekilde soğanı yağsız kavuramayacağınız için yağ ilave etmeniz gerekir, dolayısıyla yemeğin yağ oranını yükseltmiş olursunuz.

Önce kıyma sonra soğan kavurma durumunda, ki biz neredeyse istisnasız hep bu yöntemi kullanıyoruz, kıymayı yanmayan bir tavaya alıyorsunuz, kıyma bıraktığı suyu çekince de soğanı ilave edip bir iki karıştırıp kapağını kapatıyorsunuz. Bakın burası önemli: kıyma suyunu çekmeli yoksa soğanlar kıymanın bıraktığı su ile haşlanır. Oysa istediğimiz soğanları haşlamak değil, kavurmaktır.

Fakat kıyma miktarı azsa eğer diyelim ki bir avuç kadar yani 100 gram kıymanız var bir adet de soğan doğradınız, işte bu durumda soğan ve kıymayı aynı anda tavaya atmanın pek bir mahsuru yok. Ara ara yine karıştırmak suretiyle önce hızlı ateşte daha sonra ateşi kısarak soğan ve kıymayı kavuruyorsunuz.

Yine çok önemli bir husus daha var: kıyma ocağa konduğu andan itibaren mutlaka kaşığın tersiyle ezilerek taneleri ayırtılmalı, aksi takdirde topaklanır. Makarna ya da diğer yemeklerde ağzınıza kıyma topakları gelir ki bu da yine yemeği ağzınıza attığınızda histe olması gerekenin aksi bir etki bırakır.

P1050130

P1050131

Bu fotoğrafta kıymanın suyunu bıraktığı halini görüyorsunuz.

P1050132P1050133

Sağ taraftaki fotoğrafta kıyma bıraktığı suyu çekmiş ve sadece yağı kalmış. Bu noktada soğanları ilave edebilirsiniz. Eğer kıymanızın yeşil ya da kırmızı taze biberli olmasını isterseniz bunları ufak ufak doğrayıp soğanları ilave ettiğiniz noktada kıymaya ilave ederek kavurma işlemine devam edebilirsiniz.

P1050134

Soğanlarla birlikte biz bu kez elimizin altında bulunan biberlerden de ilave ettik.

Kavurma işlemi bittikten sonra tuz kırmızı biber, eğer kavurduğunuz kıymayı salçalı bir yemekte kullanacaksanız bu noktada domates salçasını, ilave edip bir iki de bunlarla kavuruyorsunuz. Bu aşamada evinizde maydanoz varsa bunu da ilave edebilirsiniz.

P1050135

Son aşama: soğan ve biberler tamamen kavrulduktan sonra tuz ve biberini ilave ediyoruz.

Bu kavurduğunuz sade kıymayı tüm börek, poğaça gibi hamur işlerinde, patates oturtması, ıspanak kavurması, patates kavurması (daha önce verdiğim bu tarif vejetaryen şekliydi, aynı tarifi kıymalı da yapabilirsiniz), ıspanaklı börek içi, makarna ve diğer aklınıza gelen kıyma kullanabileceğiniz tüm yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Kahvaltılarda tost için bire bir.

Malzeme

  • 1/2 kg kıyma
  • 2-3 adet soğan
  • Tuz ve kırmızı biber

Yapılışı

  1. Öncelikle soğanı ince ince doğrayın.
  2. Kıymayı yanmayan bir tavaya alıp ezerek karıştırın.
  3. Kıyma yüksek ateşte bıraktığı suyu çekince doğradığınız soğanları içine atıp ocağın altını kısarak bir kaç karıştırın ve tavanın kapağını kapatın.
  4. Ara ara karıştırarak kıyma ve soğanları kavurduktan sonra biber ve tuzunu ilave edebilirsiniz.
  5. Eğer maydanoz da koymak istiyorsanız ince ince doğradığınız maydanozları bu aşamada ilave edip ocağın altını söndürebilirsiniz.

MODERNİZE EDİLMİŞ KLASİK TÜRK KAHVALTISI

Geçtiğimiz yıldan yazı yayınlamaya devam ediyorum. Hatta bu kahvaltı geçtiğimiz yıla girmeden öncesinde yapılmıştı. Yayınlamadığım yazılar sebebiyle bir de ucu bucağı kaybolmuş, tamamen zıvanadan çıkmış bir fotoğraf dosyam var. Bu dosya birken ikiye, üçe, dörde çıkmış, her birinin içinde de ayrıca yeni hücreler oluşarak ‘yerleşecekler’ ya da ‘bugün’ gibi çeşitli isimler altında git gide büyüyen bir canavara dönüştü. Yerleşmeyen ne varsa yutuyor, yuttukça daha da kabarıp ucu bucağı kayboluyor.

IMG_7623

Mireille ile birlikte kahvaltı yapmaya karar verdiğimizde şöyle bir düşündüm. Acaba nasıl bir kahvaltı hazırlasam? Kısaca düşünüp hızlıca karar verdim. Yeşim için ne kadar ekmek sürme şeklinde kahvaltılar hazırladıysam Mireilla için şöyle yumurta kırmalı katıklı klasik bir Türk kahvaltısı hazırlamak istedim. Gerçi haksızlık etmeyeyim o zaman bile kahvaltımızda bazlamalarımız vardı. :)

 IMG_7625IMG_7626

Modernize edilmiş diyorum çünkü anneannemin kahvaltı sofrasında öyle herkese tabak olmazdı. Kahvaltımızı çatalsız ve bıçaksız, yer sofrasında bakır bir sininin üzerinde peynir ya da yumurtayı yufka ekmek dürümü ile ya da hiç becerememekle birlikte lokma lokma, anneannemin kadeh diye nitelendirdiği kalın bardaklarda çay eşliğinde yapardık. Rahmetli anneannem sadece bardağa kadeh demez, peynire ipendir, leğene ileğen, reçele ilecel, elmaya da alma derdi. Çocukluk işte ‘biz içki mi içiyoruz ki ona kadeh diyorsun, alma dedin almayalım o zaman’ der gülerdik.

IMG_7628IMG_7629IMG_7630IMG_7633

Sağ taraftaki karede görülen Mireille’nin getirdiği zambak, soldaki fotoğraftaki ise som altın değerinde hakiki çaman.

Neyse daha fazla anneannemle olan hatıralarımda kaybolmadan kahvaltı soframa döneyim. Kahve filtresinde de olsa süzdürülmüş yoğurttan elde ettiğim katığımız, sahanda pişmiş yumurtamız, ne olsun işte peynir, zeytin, yine yenmeyecekse bile rahmetli anneannemin deyimiyle ‘sofra kalabalığı’ yağ, bal, reçel, Allah ne verdiyse… Ah, neredeyse unutuyordum, taze Türk pidesi ve tevafuken annemden gelen yufka ekmek. Sanıyorum Şemsi yenge getirmişti.