ME’MȖNİYE HELVASI/PEYNİRLİ İRMİK HELVASI

P1110649 

Aslına bakarsanız bu tatlı hiç aklımda yoktu. Ben masumum bu tamamen son anda Rumma hanımın tavsiyesi üzerine akşama eklendi. Tabii onun da bir suçu yok. Hepimiz masumuz. Biz kader kurbanıyız. Bu dünya kimseye kalmaz. Tamam paragrafın son kısmı arabeskten yana nasipli.

Rumma hanım tarifi Halepli bir arkadaşından almış. (Ah Halep, ah, sana nasıl kıydılar?) Bu sebepten ben onun tarifine bağlı kalarak tatlıyı hazırladım. Oranlarda onun da izniyle biraz oynadım.

 P1110648

Sıcakken biraz dinlendirip yenmeliymiş. Bu sebep gündüzden irmiği yağ ile kavurup bir kenara bıraktım. Şerbeti de hazırladım. Akşam yemekten sonra yiyeceğimiz zaman da şerbet ve tereyağlı irmiği birbirine kavuşturup peynirini ilave ederek tek kişilik kaselerde servis yaptım.

Ön hazırlıkları gündüzden yaptığım için akşam üç dakika içinde tatlım sunuma hazırdı. Hepi topu 15 dakika gibi kısa bir sürede hazırlayıp servise sunabileceğiniz bir tatlı.

P1110626

Malzeme

  • 1 su bardağı irmik (orta büyüklükte irmik)
  • 150 gr tereyağı
  • 1 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su
  • 250 gram tuzsuz peynir (ben mozarella kullandım)

Yapılışı

  1. İrmik ve yağı bir tencereye koyup kısık ateşte 10 dakika kadar kavurun. Bu aşamada önemli olan irmiğin renginin dönmemesi.
  2. Bir yandan da su ve şekeri ayrı bir tencerede kaynama noktasından sonra 10 dakika kadar kaynatıp şerbeti hazırlayın.
  3. Kaynayan şerbeti kavrulan irmiğin üzerine döküp kısık ateşte karıştırarak bir 5 dakika kadar koyu bir muhallebi kıvamına gelmesini sağlayın.
  4. Vaktiyle doğradığınız peynirleri üzerine serpip tencereyi ateşten alıp bir kaç karıştırdıktan sonra kapağını kapatın.
  5. 5 dakika sonra tatlınız servise hazır.

Üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz. Tarçın, fındık, ceviz, Antep fıstığı, çam fıstığı. Allah ne verdiyse.

 P1110647

Not almak istiyorsanız, tam notluk bir tatlı. Ben almayayım nota ihtiyacım yok diyorsanız bile ağzınızı, midenizi şenlendirmek için yapılmaya değer bir tatlı. Üstelik çok da vitaminli.

Tarihte şöyle bir yolculuk yapmak istiyorsanız, önce on üçüncü yüzyıla oradan da on birinci yüzyıla bir koşu gidip gelme niyetindeyseniz yine yapın. Tarihi bilgiyi öğrenmeye hevesliyseniz tatlının kaynağıyla ilgili makaleyi Gonca Tokuz kalemiyle okumak için şu linke bakmalısınız.

Vintajseverseniz yine yapmalısınız. Tüm bohemler haydinnggg mutfağa. Hepiniz iş başına! Buraya kadar okuduysanız ya da tatlıyı yaptıysanız bu yazının altına yorum düşerek bir seda verirseniz pek bir mesud olurum.

ÜRDÜN MUTFAĞINDAN TAHİNLİ ETLİ PATATES DOLMASI

11

Bu gün Amsterdam’ın kuzeyine geçip tüm tahin sevenler için yazdım. Bir de patates kavurmasına “aman canım bildiğin börek içi işte” diyenlere gelsin.

12

Efendim, bir iştiyak bir iltifat sormayın gitsin. Geçenlerde sevgili Hümeyra FB’da yayınlamıştı bunu. Benden başka herkes bayıldı. Ben tahin ve döner baharatını duyunca tadını tahayyül bile edemedim. Hatta itiraf ediyorum midem kalktı. Bu arada bir taraftan da arkadaşımla yazışıyorum ama. Bu ne ya arkadaş dedim. Ve birlikte yapıp yayınlamak için hemen randevulaştık. Ancak ne var ki bizim randevulaştığımız gün daha gelmeden hamarat Kıymet yapıp yayınladı bile. Ona kocamanlar kocamanı çöküştüre çöküştüre bir afferin diyorum. :) Çok cesur gerçekten. Tabii her şeyi yiyebilen aileler için bu tür yemekleri hazırlamak sorun değil. Bırakın tahini mahini geçenlerde mercimek çorbası yaptım, bildiğiniz mercimek çorbası yani, içinde fazladan bir parça kereviz vardı, o da aslında ezilmiş kereviz, kimse görmedi yani. Nane molla olan herkes burun kıvırıp kırk türlü bahane uydurdu. Hatta birisi var ki birisi kereviz dedim anlamadı, knolselderij dedim yine olmadı ne olduğunu anlamak için hemen internete girdi de bir fikir sahibi oldu.

13

Televizyonlarda doktorlar bangır bangır mevsim sebzelerini tüketin diyorlar. Hatta mercimek çorbasının içine bir kereviz de koyun deyince doktorun biri, kırk yılda bir söz tutayım dedim. Çorbamızı içtikten epey bir zaman sonra akşam otururken, mis gibi kerevizli mercimek çorbası yaptım beğenmediniz dedim. Hele o muydu, biz anlamıştık zaten bunun içinde bir şey olduğunu dediler. Ne yani annem de her  zaman soğan, patates, havuç koyar mercimek çorbasına. Bu kez ben patates-havuç yerine kereviz koydum. Babam mercimek çorbasını sadece mercimekten yapıyormuş da, oğluşları bayılıyormuş da falan da filan.

14

Kuzey Amsterdam, balkondan manzara. Fakat öyle oturulabilen bir balkon değil.

Neyse dönelim biz patates dolmamıza. Bu öyle deneme adına tek kişiler için uygun bir tarif değil tabii. Malum ailem de nane molla olunca en iyisi sahibinden öğrenip yayınlamaktı. İşte bu sebepten bugünkü görüntüler Hümeyra hanımın mutfağından. Aslına bakarsanız birlikte yapıp yayınlayacaktım. Fakat bizim hanım son anda kardeşinin oğluna dadılık yapmak zorunda kalınca ayağımızın altında dolaşan bir bebek rahat vermez düşüncesiyle kendisi akşamdan aşamaları fotoğraflayarak ön hazırlıkların tümünü yapıp ben gelmeden de fırına sürmüş. Ancak tüm püf noktaları aldım.

Hümeyra benim çocukluktan arkadaşım. Hatta baba tarafından arkadaş çocuklarıyız. Erasmus parkında az bisiklet binmedik onunla. Ha sonra bir de Rozengracht’taki Fatih camii günlerimiz tabii. Aradan şaka maka bir otuz yıl geçmiş.

78 910Bunlar da Hümeyra’nın oğluşları. Hepsi de pek bir kibar, pek bir fotojenik, pek bir yakışıklı. Bir numara artık iyiden iyiye delikanlı. İki numara okuldan gelince sorduğum sorulara dayanamayıp bana siz nerede yaşıyorsunuz edasıyla ‘Siz Hollanda’da mı yaşıyorsunuz’ dedi. :) Sonra neden güldüğümüzü sordu. Yani kırk yılda bir gelmişim arkadaşıma gülmeyelim mi deyince, kaç yaşında olduğumu sormasın mi? Annesi onun bir deyim olduğunu anlattı da kurtardık. Sonra kaç kardeş, sonra kendisini nereden tanıdığım, yani kısaca nereden bu samimiyet. :) Pek hoş sohbet. Üç numara afet, biraz da sanatçı ruhlu okul korosunda olduğu için o biraz daha geç geldi ve gelir gelmez buzdolabına tırmanıp bağdaş kurdu. Buzdolabının her bir cephesinden de tırmanabiliyormuş. Çok tehlikeli, iyi çöp tenekesinin içine düşmedin deyince annesi bir defasında kaybolduğunu, evin her yerini arayıp taradıklarını ve en sonunda balkondaki boş çöp tenekesinde bulduklarını anlattı. Hatta o içine girdikten sonra çöp tenekesinin kapağı kapanıp kilitlenir, çocuk kalır içinde. Neyse ki geç olmadan kurtarırlar.Sonra bir ara annesi ocakta yemek pişirirken tezgahın üzerinde dolanmaya başladı. Ocağın üstünden, semaverin kenarından dolaşarak bütün üst dolapların kapaklarını açarak sonunda aradığını buldu. Tabii bu arada benim yüreğim ağzıma geldi. O ana kadar bütün dolapların kapaklarının neden kırık olduğunu bir türlü anlayamamıştım. Dört numara işte onu hiç sormayın, hasta olduğu için okula gitmemiş, gün boyu gülmeyin diye diye annesinin ağzını tuttu. 41 kere maşallah hepisine de.

Tarifimize gelince, Hümeyralar bunu yıllar evvel Hilversum’da yaşayan babasının Ürdünlü bir arkadaşının eşi Beşire hanımdan öğrenirler.

Şimdi buyurun hep birlikte patateslerimizi dolduruyoruz.

4231

Malzeme

  • 15 adet orta boy patates (ne haşlamalık küçük ne de kızartmalık büyük)
  • 1 kavanoz tahin
  • 4 adet limon
  • 1 adet tavuk
  • Kızartmak için sıvı yağ

Eti kavururken tuz kullanmıyoruz, nitekim döner baharatının içinde tuz var. Tavuk suyuna ya da sosunu hazırlarken damak tadınıza göre tuz atılabilir.

İç malzeme

  • Dönerlik et ve bunun kendine has baharatı (Türk kasaplarında shoarma* eti diye geçiyor).
  • Soğan

56

Yapılışı

  1. Birer kişilik orta boy patatesler oyulup içi boşaltılır ve bol yağda kızartılır. Oyduğunuz içleri atmıyorsunuz, onları da kızartıp yiyebilirsiniz.
  2. Et bol soğan ve shoarma baharatıyla kavrulur. Burada kıyma nasıl kavrulur başlıklı yazıma bakabilirsiniz.
  3. Bir tencerede tavuğu haşlayarak tavuk suyu elde edilir. Veya 4 tane kadar tavuk boullion da olabilirmiş fakat ben kullanmadığım için arkadaşıma rica ettim, akşamdan tavuğunu haşladı.
  4. Soğanla kavrulmuş eti kızartılmış patateslerin içine doldurup derin ve geniş bor camımıza veya kenarı geniş bir fırın tepsisine yerleştirin.
  5. Elde ettiğiniz tavuk suyunu, bir kavanoz tahin ve 4 adet limonun suyu ile çırpıp patateslerin üzerini hemen hemen kapatana kadar koyun ve 220 derece fırına gönderin.
  6. Bir kaç taşım fokurdayınca fırından alabilirsiniz.

 Afiyet olsun!

  • Bu yemek tabii ki de sadece geniş ailelerde yenecek diye bir şey yok. İki tane ya da ne bileyim dört tane patatesten de hazırlanıp tavuk suyuna karıştıracağınız tahin ve limon ölçüsü damak tadınıza göre ayarlanabilir. Bunu özellikle Hümeyra’ya sordum. Tam olarak ölçüler nedir deyince verdiği cevap karar pazar oldu. Bu deyimi ilk defa duydum. Yani göz kararı demekmiş. Her şey tamamen damak tadına göre diyor.
  • Benim gibi döner baharatından pek hoşlanmayanlar onun yerine eti kavururken sadece kırmızı biber ve tuz koyabilirler sanırım.
  • Tahine gelince, limon suyu tahin ağırlığını nispeten dengeleyerek hafifletiyor, bizzat yiyerek deneyimledim. Ancak yine de tahin tahindir. 😉
  • Eğer tavuğu haşlarken tuz atarak haşladıysanız yemeğin suyunu kontrol edip eksikse tuz atabilirsiniz. Şayet tavuk suyunu hazırlarken  tuzlamadıysanız yemeğin sosunu hazırlarken damak tadınıza göre tuz atabilirsiniz. Patateslere tuz atmıyorsunuz. İsteyenler servisten sonra da kendi tabaklarına tuz atabiliyorlar.
  • Durdukça da suyu koyulaşıyor.
  • Nasıl yeneceğine gelince, eğer suyuna ekmek batırmak istiyorsanız çatalla ve bıçakla yeniyor. Ekmek tüketimini azaltmak istiyorsanız kaşıkla da yiyebilirsiniz.
  • Yanında pilav da olabilirmiş isterseniz.

 * Türkçeye olan hassasiyetimi bilenler bilir. Öyle çok aman aman güzel Türkçe konuştuğumdan değil, taa ufaklığımdan gelme bir alışkanlık, yani çok ikaz edilmenin neticesi. Türkçe yazıların arasına shoarma’nın sanki Türkçe bir kelimeymiş gibi yazılıyor olması beni açıklama yapmaya zorladı. Aslında kelimenin aslı Türkçe burada herkes hem fikir. Çevirme kökünden geliyor. Bizimkiler eti çevirerek pişirirlerken bu etin namı Mısıra gider, ancak biraz şekil değiştirir olur shoarma. Kelimenin Arap dünyasına geçmesiyle  İbraniceye de geçmesi ve Orta Doğudan da hop Hollanda’ya ve  literatürüne geçmesi çok zor olmaz. Sonra bizimkilerin 60’lı yıllarda bu memlekete göç etmeleriyle birden Hollanda Türklerinin kullandığı Türkçeye giriverir. Uzun lafın kısası bildiğiniz ev yapımı döner eti yani. Diğer bir deyişle kuşbaşı etin ince ince kıyılmış hali, yani parça etin ince ve ufak kesimi ama kıyma değil. Hümeyra ısrarla shoarma eti dediği için ben de tarifimde bu kelimeyi kullandım.