TÜM LİMONLU ÇİZKEK/CHEESECAKE

 P1100325

Hepsini ben mi yemiştim, yoksa ofise götürmüş müydüm inanın hatırlamıyorum. Marmaris’ten döndükten hemen sonra öteden beri yapmak istediğim tüm limonlu cheescake’imi bir iştah yapmıştım. Bu defa misafirlerim için hazırladım.

P1100327P1100328

Diğer ikramlıklar

P1100354P1100338

Buyurun hep birlikte, bir kere de sizinle yapalım.

Malzeme

  • Önceden kalmış bir yumak çiz kek hamuru.

Bkz: ilk çizkekim.

P1100337

Kalabalık sofralar

Kaymaklı kısım için:

  • 500 gr yağsız kwark/labne peyniri
  • 1 çay bardağı şeker
  • 100 gr tereyağı (eritilmiş)
  • 2 irice yumurta (itiraf ediyorum yumurtalarım bu kez çift sarılı idi)
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket vanilya şekeri

Yapılışı

  1. Yağladığınız kelepçeli kalıbın tabanına hamuru parçalar halinde yapıştırarak döşeyin.
  2. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 25 dakika hamuru pişirip soğutun.
  3. Kaymaklı kısım malzemelerini de yine mutfak robotunun haznesine atıp tamamen birbirine karıştıktan sonra soğumuş olan hamurun içine döküp fırına gönderin. Bu aşamada eğer isterseniz kalıbı tezgahın üzerine vurarak çırpmanın etkisiyle kremaya doldurduğunuz hava kabarcıklarını söndürebilirsiniz.*
  4. Bu kez yine 180 derecede 50 dakika pişirip kontrolünü yaptıktan sonra fırından çıkartın ve soğumasını bekleyin.

P1100343

LİMON PELTESİ MALEZEME VE HAZIRLAMA

  • 1 adet buzluktan çıkmış organik limon (Marmaris hatırası)
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 yemek kaşığı nişasta
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 çay bardağı su

P1050721

  1. Donmuş olan tüm limonu rendenin iri gözünden geçirin. Bu aşamada mutfak robotu olanlar daha şanslı. Çekirdekleri ara ara ayıklamayı unutmayın. Eğer çekirdekler rendelediğiniz kulplu tasın içine düştüyse pişirme esnasında gördükçe ayıklamayı unutmayın.
  2. Soğuk su ilavesiyle pelteyi karıştırarak pişirin.
  3. Soğumaya yüz tutunca bir adet yumurtanın sarısını hızlı bir şekilde çırparak pelteye yedirin.
  4. Limon peltenizi çiz kekin üzerine döküp yüzeyi tamamen kaplamasını sağlayın.
  5. Soğuyan cheesecake ertesi gün yenmek üzere buzdolabında yerini alabilir.
  6. Üzerine bir kapak kapatmayı unutmayın. Her zaman pratik olmakta fayda var: üstüne bir poşet de geçirebilirsiniz.

*Yine de gereğinden fazla çırpmamanızı öneririm. Fazla çırpma karışımın içine hava hapsolmasına neden olacak bu da kekin fazlaca kabarıp çatlamasına ve patlamasına sonrasında da çökmesine sebep olacaktır.

Ben vuruyor muyum, vurmuyor muyum? Merak edeniniz varsa eğer, bazen vuruyorum kabarcıklar çıkıyor, bazen vurmuyorum fırında pişerken kabarcıklar patlayıveriyor.

Fırın ayarları farklı olabilir. Cheesecake yüzeyinin beyaz kalması buna karşın bu beyaz olan kaymaklı kısmın pişerek katılaşması gerekiyor. Biraz sancılı bir süreç evet. Fakat deneyim edindikten sonra hiçbir sorun kalmadığını göreceksiniz.

Afiyet olsun!

2014 HASTANE GÜNLERİ

Ben severim hastane günleri fotoğraflarını. Bütün aile bir aradadır. Hatta duyan eş- dost gelir, uzun zaman görmediklerinizi görürsünüz bahaneyle. Anı fotoğrafları bir yana bir de yemek bloğumuz olunca yemek fotoğrafları çekmeden olmazdı.

5

Yataktan inmesi yasak olan babamı mescitte buldum. Diğerlerini seçememiştim meğer onlar da bizim tayfaymış.

 

Ne vakit ailemden biri yorulur kendini şöyle bir hastaneye atıp bir kaç zaman dinlenir. Bundan hayli bir zaman önce bizim hanım sıcaklardan bir bunalır, bir bunalır ama ne bunalma. Der ki “Allah’ım ya Rabbim şöyle yatacak güzel bir yatağım güzel bir odam olsa küfül küfül havalı”. Bir iki güne kalmaz otobüste giderken fenalaşır, hastaneye kaldırırlar. Ben Türkiye’de yaşarken hastanede kimse yüzümüze bakmazdı. Oysa şimdilerde Amsterdam’da insanlar sigortaları olmasına ragmen hastanelerde doğru düzgün ihtimam görmüyor, ya da ben görmüyorum.

12

Babam hastanenin ‘Halal” olmasına rağmen mıllı mıçcırıklı yemeklerini tabii ki yemez. Tansiyon yerlerde sürünüyor. Yorgun ve bitkin annem olayın da şokuyla ilk gün evden yemek getiremez. Yemezsen iyileşemezsin dedik. İşlem yapılabilmesi için tansiyonun normalleşmesi lazım. Ertesi gün memleketin tarhana çorbasını bir kavanoz içince babamın tansiyonu yükselir. #Çiçeksiz ve çikolatasız olmaz.

3

Haa, bizim hanım diyordum… ya insaf ederler ya da bakarlar ki ballı bir sigortası var alırlar çocuğu hastaneye, üstelik yanında refakatçisi için de bir yatak vardır. Çocuk kendine iyice gelip de etrafı fark edince, “şöyle rahat bir yatak, serin bir oda demiştim ama duamın bu kadar çabuk kabul olacağını bilmiyordum, üstelik bu kadar lüksünü hiç beklememiştim” der. Bir zaman sonra annemi dinlenmeye alırız, ben, abim derken şimdi sıra babamdadır.

46

Kalp gözü dedikleri bu olsa gerek.

Bundan bir kaç hafta evvel babam göğsünde bir yanma hisseder, herhalde açlıktan oldu diye düşünüp önemsemez. Derken akşam yemekten sonra yine aynı yanma ancak bu kez daha belirgin. Zaten kalp hastası olduğu için aslında durumun farkındadır ama, aman erkekliğe halal gelmesin. Ben şurdan bir koşu bi hastaneye gidim der, ne olur ne olmaz. Annem dur nereye gidiyorsun, bir taksi çağıralım, çocuklara haber verelim dediyse de zapt edemez. Ortalık ayağa kaldırılmamalıdır. Çocuklar işinden gücünden edilmemelidir. Derken apar topar peşine takılır, binerler tramvaya ve alırlar soluğu hastanede. Hastaneye vardıklarında doğruca ilk yardıma gidip olanı biteni anlatır ve kalp hastası olduğunu ilave eder. Şükür ki bunu söyler. Eh, yaş da olunca epey, doğruca kalp bölümüne gönderip müşahede ederler. Evet gerçekten de bir kalp krizi atlatmıştır. Kalp fonksiyonu, damarlar, böbrek fonksiyonları, yok tansiyon ıvır zıvır derken, durumun da ciddiyetinden ötürü tam iki haftayı bulur bir anjiyo* olması.

7

Yemeyenin aşını ekmeğini yerler.

 

 

*Anjiyo, kalbi besleyen, koroner damar adı verilen damarların görüntülenmesi olarak özetlenebilir. Devamında da amaç, tıkalı damarı tespit ederek damarın açılması (Stendleme) işleminin yapılması. Yani en azından benim anladığım böyle. Bu stendleme işlemi kesilip biçilerek olmuyor tabii. Koldan damardan ya da kasıktan damardan girilerek kalbe kadar gidilip takılıyor stendler. En basit anlatış şekliyle böyle ancak gerek ön araştırmalar gerekse bu işlemin kendisi hastayı haddinden fazla yoruyor. Sonra tüm kalp ve diğer iç organların fonksiyonları düzgünse ertesi gün bile taburcu olabiliyorsunuz. Hekimler bu mevzuyu daha iyi anlatırlar tabii, ben kendimce özet geçtim burada.

TÜM BOHEMLER BİR ARADA

P1060917

Uhm, tabii ben hariç. Yoksa serden geçti mi dersiniz, avare mi, arıza mı bilemem. Ancak gerçek şu ki akşama doğru san’at ve zanaat erbabının hepsi bir arada.

P1060895P1060906P1060905P1060897P1060900P1060914P1060916P1060896P1060901P1060915

Tramvayı ve metroyu da sayarsak tamı tamına altı vesait değiştirerek kavuştum gecenin karanlığına. Hemi de 2 Euro 30 cent daha fazla ödedim ki beş dakika evvel kavuşayım diye. Yolculuğum tam olarak şöyle gerçekleşti. Bir gün evvel internetten bakar iyice bir bellerim nasıl gideceğimi, istasyondan doğruca giden bir trene binip hedefe tek bir trenle ulaşacağım güzergahı seçtim. Otomatikten tek gidişli tek bir bilet yerine iki adet bilet çıkınca yetkiliye danışmak icap etti. Arkadaşlara söyleyin şu bileti iade edip paranızı alın. Ancak arkadaş belli ki beni canımdan bezdirmek ister. Aktarmalı giderseniz daha erken varacaksınız hedefe, diyerek elimdekini almak için heves etmez bile. Doğruca perona koşturup iki dakika sonra kalkacak olan trene yönlendirir beni. Elimde valizim, sırtımda kamera çantası, ha bir de omzumda bahar çantam. 11 no’lu perona koşarak atlarım trene. Schiphol havalimanında indikten sonra bir yandan kulaklarımdan dumanlar diğer taraftan ben çileden çıkarım. Sanki indiğim trenden inmemem gerekiyordu gibi gelir. Bir şeyi yanlış yaptım ama ne? Bir yetkili bulup, iki göz iki çeşmeye ramak kala sorarım. Öncesinde çok kızgın olduğumu herkesken çok kendime kızgın olduğumu söylerim. Adamlar gayet sakin. Biletlerime bakıp, aslında inmemem gerektiğini söylerler. Eğer tek vesaitle gideceksem inmicekmişim. Eh tabiiki tek vesaitle gitmek istiyorum. Yok efendim ben fazladan bir bilet daha ödemişim, hani daha hızlı gitmek istiyormuşum ya. O sebepten özel bir trenle gidecekmişim, de daha hızlı ulaşacakmışım hedefime. Hayır öyle bir isteğim yok, bilet aldığım otomatik bana öyle bilet verdi. İnsan yanlışlık yapamaz mı yani ne? Ya da ne bileyim otomatiğin azizliğine uğramış olamaz mıyım? Neyse ki yapacak başka bir şey yoktur. ‘Özel’ kırmızı trenimi beklicek Shiphol havalimanından Rotterdam’a gidecek, sonra Rotterdam’dan Dordrecht’e geçecek, sonra da Allah kerim dicektim. Ellerindeki cihaza bakıp aradaki farkın sadece beş dakika olduğunu söylediler. Leyla bu, kendisine beş dakika önce kavuşturmak için yaptırıyor işte n’aparsın. Tek bir trenle 9.26’da ulaşmak yerine, bin bin in, in in bin şeklinde ve istasyonlarda bekleyerek evimden itibaren bindiğim tüm vesaitleri sayarsam tamı tamına 6 vesait değiştirerek Leyla’ma kavuştum. Çok şükür.

 P1060919P1060920

Aman hanım bir kahvaltı sofrası hazırlamış bana, bir servisler çıkartmış, bir hazırlıklar yapmış, kendiyle pek bir mutlu, pek bir gurur duyuyor kendisiyle, pek bir sevinmiş garibim.

P1060921P1060922P1060924P1060925P1060926P1060923P1060930 P1060936P1060940P1060947 P1060950 P1060953P1060955P1060956P1060957

P1060958P1060960

Hazır Çin yufkasından börek, ekmekten peynirli kanepe, mısır ununu karıp bir tepsiye döşeyip çeşitli şeritlere kesip fırınladığı adına da mısır cipsi dediği gevrek. Bir meyve tabağı, kiviyi doğrayıp tabağın çevresine yerleştirir ortasına da bir salkım üzüm kondurur. Sen bilmezdin böyle şeyleri nedir bu? Bunu da internetlerden öğrenmiştir, bunu öğrenip yapabildiği için ayrıca mesut, o cin gibi gözler parıldıyor. Ah internet sen nelere kadirsin ve ah nefis sen neler yaptırıyorsun insana.

P1070110

Akşam da elmalı tart ki üzerine file badem bile serpiştirmiş, bir de puskevitten yaptığı sütlü tatlı tarzı bir şey daha. Aman ben bir mesudum bir keyifliyim. Hazır malzemelerden de olsa kırk yılda bir arkadaşım bana özenerek bir sofra hazırlamış, gününü bana ayırmış ya nasıl mesud olmam. Hep derim ya insanın arkadaşları olmalı şöyle teklifsiz gideceği diye.

P1070111

Gerçi ben bizim hanımla biraz fazla teklifleştim galiba. Hazır yeri gelmişken onu da şöyle özet geçim. Aylardır randevulaşmaya çalışırız bir türlü olmaz. Derken geçtiğimiz hafta randevumuz varken açar telefon sorar, sahi sen bana mı gelecektin? Bilmem gelmicek miydim? Hanım bir düğüne gidecekmiş de falan filan. Ya kardeşim pazartesi pazartesi ne düğünü? Derken salı malı bir şeyler der.

P1070112

Açar ertesi gün sahi sen bana mı gelecektin? Yoo, öyle bir şey demedim. Grrrr.

P1070113

Derken bir akşam çıkar gelir randevudan önce, yanında çocuklar: ille gel, bekliyorum. Valla ben gelirim gelmesine de sen bir arıza çıkartmayasın? Çocuklara sorarım anneniz yine çamura yatmasın gene? Yok yatmaz dediler. Gariplerim çamura yatmanın ne demek olduğunu bile bilmezler besbelli. Randevu yaparız.

P1070114P1070115

Akşamında bir telefon, yok efendim filan arkadaşı da gelecekmiş de onla beraber gelirsem yol arkadaşım da olurmuş. Yahu kardeşim ben istemiyorum yok arkadaşı filan ben sabah ezanıyla birlikte çıkıp gelcem, kahvaltımı hazırla, beni sepetlemeye çalışma, kalk evini akla pakla!

P1070116P1070133 

Neyse ki onun lafına kanıp da yol arkadaşı filan aramam. Ertesi gün o da arkadaşlarına telefon edip sorup soruşturur programın kaçta başladığını. Yatıp kalkıp şükreder yol arkadaşı konusunda sözünü dinlemediğim için. Yoksa tamamen çileden çıkacakmışım. Çünkü onlar öğle gibi yola çıkıp ikindi vakti orada olacaklardır. Oysa ben sabah ezanıyla çıkıcam ki vakitlice tekrar evime dönüp ertesi gün işime gideyim. Ben bohem miyim kardeşim. Benim hayatımın planlı olması lazım.

  P1070122

P1070123P1070124

 

P1070126P1070125

P1070129

P1070131Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Melinda kısa bir keman konseri verir. Türk kahvemizi yudumladıktan sonra ver elini Villa Agustus. Senin Villa Agustus dediğin bir cafe, der. Hayır beni kandıramazsın. Oteli vaaar, alış veriş dükkanı vaaar, bahçesi vaaar, baharat ve sebzeleri-yeşillikleri vaaar, açık mutfak, sonra oteli vaaaar, sonracıma toplantı salonları vaaar. Velhasıl var da var. Ay kız sen bunları nerden biliyong ya? Tövbe estağfurullah. Beni ne kadar cahal görüyorsa artık. Her bir şeyi o bilecek. Villa’yı ayrı bir yazıda anlatayım. Sonra dayanamaz der, biz oraya hep gidiyoz, orası çok güzel. (Allah’ım ya Rabbim).

P1070118P1070119

Villadan sonra Endonezyalı bir arkadaşı da alıp melez bir aileye uğrar diğer arkadaşımızla buluşup meclisimize katılırız. Öncesinde yine bir yeşil çay faslı. Çorbamızı içtikten sonra tekrar malikane. Ama malikane öyle böyle değil, uçmuş gidiyor. Benim geleceğim gün için bir de tamirci çağırırlar eve. Hani kırk yılda bir gidiyorum ya, hiç unutmayım o günü diye zağar. Ortalık tamamen talan olmuş, toz duman dolap yapılmakta. Bu hengamenin içinde yine bir çay faslı olur yanında elmalı tart ve sütlü tatlı.

P1060962P1070106

Nedendir bilinmez, bacımın çorabının biri hep deliktir. Ancak makyaj ve saç boyası her daim olmalı. Araştırmacılar tüm dikkatlerini yoğunlaştırmalarına rağmen hala bu duruma bir anlam veremediler.

P1070107P1070108

Akşama doğru yeni bir katılım daha, sonra akşam yemeği. Yemek öncesi Noralia’nın duasına katılır hep birlikte amin deriz. Sabah kahvaltısı duasını Melinda yapmıştı. Derken Deva’nın da katılımıyla, Noralia’nın eşliğinde Melinda hanımın bale gösterisi. Ayaklara dikkat. Her bir şeklin bir adı var. Derken akşam namazı ve yine bir çay faslı. Bu arada neden olduğunu anlamadım ama kayısı kakı üzüm filan kavanozdan yeniyordu. Sanırım hanım pek bir yorulmuş. Benim gözüm saatte, biraz daha durursam ortalık düğün alanına dönecek, saat başı biri geliyor eve. Ve derkeeen, dananın kuyruğu kopuyor, laf kumaştan açılınca, döşemelik kumaşlar çıkıyor ortaya.

P1060949P1060952

Çarşafçı geldiiiiii haaanııııııııım. Alacaksam alacakmışım yoksa çöpe atacaklarmış. Ben kumaşlara sahip çıkınca herkes sahiplenir. Beğendiklerimi aldım, n’apacaksam? Zaten bir gün evvel 25 metre kumaş almıştım, neden aldığımı da bilmiyorum ya.

BİR KOBAY SOFRASI Kİ…

6

… sormayın gitsin. Oldukça pratik bir pasta diyerek başlamış, tarifimi bile yazmıştım. Ancak ne var ki evdeki hesap çarşıya uymaz. Annem balkabaklı mozaik pasta deyince aklına çook eskiden yaptığımız klasik mozaik pastalar gelir ve bu biraz yumuşak der. Sonra içinde pek fazla balkabağı da yokmuş. Bir parça şaşırır yani, o sebepten pek sesini çıkartmaz. O da bir şey mi ben koca kabağı ortadan ikiye kestiğimde gördüğüm manzara karşısında afallamıştım. Kabağın içinde kabak yoktu adeta. Allah’tan arkadaşlar pek bozuntuya vermediler. Hatta Mireille’nin pardon yani Meryem’in kuzen Fee, o kadar çok beğenmiş ki aşçı olan arkadaşına bile bir dilim götürmüş. Malum Hollandalılar kabağının tatlı versiyonlarını bilmezler onlar genelde çorba filan yapıyorlar kabaktan.

 5

Bir de tavuk terrini tarifi verecektim, o da istediğim kıvamda olmadığı için onu da vermiyorum.

 7

Bir de, bir de minyatür eclair tarifi verecektim, fakat o da zaten hiç yetişmeyince, “kızlar size bir eclair workshopu hazırladım” dedim de öyle kurtardım. Bundan sonra böyle. Yetişmeyen yemekler olursa hiç bozuntuya vermiyoruz. Haydi gelin siz de yardım edin tez elden bitsin, ya kusura bakmayın filan da demiyoruz. Ne diyoruz? Sizin için bir workshop hazırladım. :) :) :)  hastayken gülmek iyidir, azizim.

3

Ertesi gün sabah kahvaltım.

Tarifi olan atıştırmalıklarım da var: güzelim elmalı lahana salatasını artık bilmeyen kalmadı sanırım. Annemden gelen sarma ve dahi dolma. Poğaça hamurundan saray ekmeği, ve zeytinli.

 12

“Bizi kobay olarak kullanmana itiraz etmiyoruz, her zaman” dediler. Sağ olun arkadaşlar rahatladım. Tarifsiz, ama fotoğraflı ve eğlenceli. Hem maksat fikir vermekse böyle de olabilir. Hem de böylece yeni bir kategori oluşturmuş oldum: sofralar. Nicedir yapmak istiyordum bunu. Fakat söz, en yakın bir zamanda yukarıda bahsettiğim tarifleri vereceğim.

4

Ve çiçeğimin bir hafta sonraki ayıklanıp temizlenmiş hali.