ÜZÜMLÜ ÇÖREK

 20161027_180443

Bir zamanlar çok sık olmasa da ara ara yaptığımızı hatırlıyorum. Neredeyse 25 yıllık hikaye. Geçenlerde kardeşimin “abla, üzümlü çörek yer misin?” sorusuyla hatırladım bir an. “Üzümlü çörek mi? Ekmek mi, çörek mi? Nereden almış çocuk bunu?”

Aramadığım yer kalmadı, hatta kağıdın üstüne bir karikatür çizdiğimi dahi hatırlıyorum. Derken bir klasörün içinde buldum. Bu tariften 10 adet çörek çıkıyor. İkinci denememi arkadaşımın oğlunun düğününe giderken iki ölçü hazırlayıp kutuyla valizime attım. Kırıntısı dahi kalmadı.

20161027_141133 20161027_141753

Şimdilerde sistem değişti. Tarifler ig’de paylaşılıyor. Fakat o kadar yazıyı nasıl yazıyorlar iki parmakla anlamadım. Yoksa bu işin bir sırrı mı vardı? Klasik yöntem bloğumdan devam ediyorum.

20161027_151309 20161027_154012

De bloemen en de mok met vintage motieven is van lieve Monia. :)

Bu üçüncü denemem ve nihayet içime sindi. Bu kez ufak bir kutu kahve sütüyle üzerinin kızarmasını sağladım. Yumurta da sürebilirsiniz pek tabii. Tarifim kaybolmadan kayıt altına almalı. Kuru üzüm yanı sıra değişik meyvelerle örneğin elmayla ya da kuruyemişlerle ceviz, fındık gibi pek çok çörek versiyonu yapılabilir. Normalde bu tariften 10 tane çörek çıkıyor. Ben kestiğim şeritleri bir kez de ortadan bölünce 20 adet çöreğimiz oldu.

Malzemeler hamur için:

  • 250gr un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 15 gr. maya (42 gramlık paketin aşağı yukarı üçte biri)
  • 150 gr. ılık süt

Ekstradan bir küçük kahve sütü, yoğurt ya da yağ, üzerinin kızarması için.

İç malzeme

  • 200 gr. Süt
  • 20 gr. Un (1 yemek kaşığı)
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 1 paket vanilya şekeri ya da 3-4 adet kardemom
  • 2 avuç bolca kuru üzüm.

Tüm malzemeyi bir tel çırpıcı yardımıyla çırptıktan sonra karıştırarak pişirin. Üzümleri bol suda yıkayıp çer ve çöpten arındırdıktan sonra pişirdiğiniz kremanın içine atın. Küçük ölçüde krema pişirmek için en uygun olan kabin kulplu tas olduğunu bu vesileyle hatırlatmış olayım.

Üzeri için

100 gr. Pudra şekeri 1,5 yemek kaşığı limon suyu ile karıştırılıp çörekler piştikten sonra üzerlerine sürülecek. Bu ölçüyü kendiniz ayarlayabilirsiniz. Limon suyuyla karıştırılan pudra şekeri beyaz kremsi bir hal alacak. Bunu hazırlamak için en doğru sıralama önce pudra şekerini bir kaseye boşaltıp üzerine limon suyunu yavaş yavaş ilave etmek. Bunun için aşağı yukarı yarım limon yeterli.

Yapılışı

  1. Öncelikle unu bir leğene koyup ortasını açın.
  2. Açtığınız ortaya mayayı, ılık sütü, unun üzerine de tuz ve şekeri ilave ederek yumuşak bir hamur yoğurun.
  3. Hamur leğeninin üzerini bir tencere kapağı yardımıyla kapatın ve hamur iki üç misli oluncaya kadar mayalandırın.
  4. Mayası gelen hamuru ikiye bölüp her bir yumağı biraz un ya da yağ döktüğünüz tezgahta küçük bir oklava yardımıyla dikdörtgen olarak açın.
  5. Kremanın yarısını açtığınız birinci yumağın üzerine tamamen sürüp uzunlamasına ikişer santimlik şeritler halinde beş eşit parçaya bölün.  
  6. Her bir şeridi bitinceye kadar sararak elde ettiğiniz ufak çörekleri tepsiye yerleştirin.
  7. Üzerinin kızarmasını istiyorsanız yumurta sarısı, yoğurt ya da benim yaptığım gibi kahve sütü sürebilirsiniz.
  8. Tepsi mayası geldikten sonra 180-200 derece fırında altı ve üstü kızarıncaya kadar pişirin.
  9. Piştikten sonra üzerine limonlu pudra şekeri sosu sürün.

HATİZE

 IMG_0067

Aniden misafiriniz mi geldi? Evde tatlı namıma hiç bir şey yok mu? Gerçekten misafirinize ikramda bulunmak istiyor musunuz? Belki iki yemek kaşığı nişastanız vardır ha? Eh yanına iki kaşık da şeker. Bir kaşık size bir kaşık misafirinize.

Ev bu, azıcık da tereyağı fındık fıstık bulunsun yani evde.

Eğer sularınız da kesilmediyse buyurun…

Oldukça pratik ve doyurucu olan bu tatlı tarifini tüm ikram severler için yazıyorum.

Aşağıda verdiğim tarif iki kaselik. Kişi adedince ölçüleri artırabilirsiniz.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 2 su bardağından birer parmak eksik su

Üzeri için

  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • Fındık

Yapılışı

  1. Tüm malzemeyi soğukken karıştırın.
  2. Açık ateşte karıştıra karıştıra pişirin.
  3. Yanmayan bir tavada fındıkları kavurup tereyağını ilave edin.
  4. Tere yağı da tamamen erdikten sonra kaselere böldüğünüz hatizenin üzerine fındık ve tereyağından gezdirin.

 Sıcağı sıcağına tüketilen bir tatlı. Yerken ağzınızı yakmayın.

Afiyet olsun!

Not:

  • şeker ve nişasta miktarını damak tadınıza göre daha az ya da daha çok kullanarak ayarlayabilirsiniz.
  • nişasta mutlaka soğuk suda eritilir. Sıcak su kullanırsanız topaklanır.

3, 2, 1 POĞAÇA

   3pogaca

Oldukça pratik ve uygulaması hızlı bir tarif, hamuru yoğurup, poğaçaları yapıp doğruca fırına gönderiyorsunuz. Hamuru yoğurdum bekleyim, mayası gelsin, sonra poğaçaları yaptım yine bekleyeyim, kabarsın derdi yok.

Aşağıdaki satırlar bundan bir yıl öncesinden iki ay önce yazılmış. Tarifim misler gibi oldu. Pufuduk, pufuduk poğaçalarımı aldığım gibi Vondelpark‘a attım kendimi.

4pogaca

Bir de bunun 2,2,1 hatta 1,2,1 versiyonunu denesem acaba yine böyle nefis poğaçalar elde edebilir miyim bilmiyorum. Deneyecek olan olursa bana da haber etsin.

5pogaca

—————————————-

Geçtiğimiz hafta sonu ziyaretlerine gittiğimiz Muazzez abladan aldık bu tarifi. Kendisi tam bir yeni tarifler meraklısı. Dost TV’de görmüş bunu. Yapar mıydım bilmiyorum ama annem merak edince bari yazayım dedim. Sonra da kimilerine pratik tariflerin lazım olduğunu düşününce yapıp yayınlamak istedim.

Poğaçaların bir kısmını dikdörtgen bir kalıpla kesip haşhaş tohumuna buladım.

2pogaca1 pogaca

Hamurda maya yok, yumurta yok. Evinizde kek yapmak için kabartma tozu varsa eğer uygulayabileceğiniz bir poğaça hamuru. Gerçi kabartma tozu oldukça fazla kullanılıyor bu tarifte. Zaten poğaçayı kabartan ve yumuşak olmasını sağlayan da o.

Malzemeler

  • 3 adet kabartma tozu
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • Aldığı kadar un (Ben 4,5 su bardağı un kullandım) Malum şu ‘alabildiği kadar un’lu tarifleri hiç sevmem.

Poğaça içi

İstediğiniz her hangi bir poğaça içi hazırlayabilirsiniz.

  • Sadece beyaz peynir
  • Beyaz peynir ve maydanoz karışımı
  • Kavrulmuş kıyma
  • Patates kavurması

Üzeri için

Galeta unu (evdeki bayat ekmeklerden elde edilmiş olursa daha makbul)

Yapılışı

  1. Tüm  malzemelerle hamuru yoğurup poğaçaları yuvarlak olarak hazırlayıp doğruca galeta ununa bulayın.
  2. Parşömen kağıdı açılmış bir tepsiye aralıklı olarak yerleştirip önceden ısıtılmış fırında 200 derece fırında altı üstü kızarıncaya kadar pişirin.

——————————————————–

Evet üzerine yumurta sarısı filan sürmüyorsunuz. Hem zaten evde yumurta yoktu ya hani ;). Yine de çok güzel kızarması, hamurun büyük ölçüde yoğurt ve yağ içermesinden (bence).

Afiyet olsun!

6pogaca

Aslına bakarsaniz H. ile bir süredir birlikte bisiklete binmek istiyorduk. Her zaman söylerim, kel kız gelin olurken çarşı pazar kapanırmış. Olacak o ya, bizim hanımın bisikletine birisi bisiklet kilitlemis. Dolayısıyla bol bol oturduk….

11pogaca

… sonra da uzuuunca bir yürüdük.

7pogaca

Bizim hanım bana x cafede buluşalım der. Ben ne anlarım cafeden? Ben yaptığım poğaçaların yanına en fazla bir termos kaynamış su koyarım bisikletimin heybesine. :)

8pogaca

CRANBERRYLİ, FINDIKLI ÇİFT KAVRULMUŞ GRANOLA


Bu granolanın temelini daha önce yaptığım cranberryli granola oluşturuyor. Bizim küçük hanım ufak bir seyahate çıkacak olunca, hem ona hem de arkadaşlarına bir bar yapayım dedim. İçine çikolata parçacıkları da doğrayıp atacaktım fakat son anda, havalar sıcak erir diye düşündüm ve vaz caydım.

Geçen sefer 150 derecede 45 dakika pişirmiştim. Bu kez bir değişiklik yapmak istedim. Ve 180 derecede, fazla kızardığı için de yanmaması için 30 dakika pişirdim. Fakat granola, bar olmaktan başka her şeye benziyordu. Bekledim, soğuyunca tutar mı birbirini diye ama nafile. Bu kez sıvıdan da feragat etmemiştim, gerçi yulaf ayarında oynama var tamam. Yine de bir anlam veremedim. Sonra tam olarak kurumadığını fark ettim. Acaba bir tepsiye çok gelmişti de kalın mı olmuştu, onun için mi kurumamıştı, tam olarak tutmamıştı birbirini? Yoksa tereyağından mı kaynaklanmıştı? Ya da geçenkine oranla hızlı ayarda daha kısa sürede pişmişti de ondan mı tutmamıştı? Yoksa ilave ettiğim sıvıları kazara ya da mecburen çok ısıtmıştım da sıcak sıcak tane malzemelerle buluşturmuştum, onun için taneler sıvıları tamamen absorbe etmişti de ondan mı bar gibi birbirini tutmamıştı? Her neyse bir şekilde tutmamıştı işte. Kenarından, kuyruğundan kurtarabildiğim tutmuş olan taraflarını paketleyip havalimanına götürdüm, bilmem hanım yedi mi? Tadı zaten muhteşem üstü idi. Geri kalanını tamamen dağıtıp bir kez daha fırınladım. Soğuduktan sonra da ama tamamen soğuduktan sonra kavanozlara aktarıp kapaklarını kapattım.

Muhteşem bir granolam var. Hem fındıklı, hem cranberryli, ballı mı ballı. İster mevsim meyveleri ile çayın yanında, isterse kahvenin yanında sade kaşıklayarak. Dileyenler tabii yoğurda süte karıştırabilirler.

Bu da annemden gelen kabak tatlısının üzerinde. Hatta isterseniz sütlaçla birlikte…

Son olarak da bu gün yaptığım aşurenin üzerinde…

Aşağıda sadece malzeme listesini veriyorum. Tarifim hüsrana uğradığı için olmayan bir tarifin verilmesi çok anlamsız.

İrice doğradığım cranberry ve fındıkları tüm tane malzemelerle bir kapta karıştırdım. Diğer tarafta kulplu bir tasta yağı eritip diğer sıvı malzemeleri koyup tamamen birbirleriyle hemhal oluncaya kadar karıştırıp bu sıvıyı tane malzemelerin üzerine döküp, tanelerle sıvıları bir güzel birbirine karıştırıp parşömen kâğıdı serilmiş fırın tepsisine döktüm ve fırına verdim. Gerisini zaten biliyorsunuz. Kızardıktan sonra tekrar bir iki karıştırıp her tarafın kuruması için bir kere daha fırınladım.

Şöyle bir baktım da bloglara benden daha fazla hüsranlanmış tarif veren yok. Ben blogun adını değiştirip yemek blogu yerine hüsrana uğramış tarifleri kurtarma operasyonu blogu mu koysam acaba? Bende mi bir beceriksizlik oluştu yoksa başkalarının başına da geliyor mu bunlar?

Malzemeler

Tane Malzemeler

  • 6 su bardağı yulaf ezmesi
  • 2 su bardağı kepek
  • 1 su bardağı kurutulmuş cranberry
  • 1 su bardağı tuzsuz fındık içi (kavrulmamış)
  • 1 su bardağı tuzsuz kabak ve ay çekirdeği içi karışımı (kavrulmamış)
  • ½  su bardağı Hindistan cevizi

Sıvı Malzemeler

  • 1 su bardağı bal
  • 50 gr eritilmiş tereyağı
  • ½ su bardağı vişne reçeli suyu

HAC DÖNÜŞÜ SCHIPHOL HAVALİMANI

Bugün Schiphol’de karşılamaya gittiğim çok özel misafirlerim vardı. Başlıktan da anlaşılacağı gibi bir hac yolculuğu dönüşüydü bu. İlk defa hac dönüşü bir karşılamaya gittiğimde böyle heyecanlandım. Gece sabaha kadar uyku tutmadı.

Hani kel kız gelin olurken çarşı pazar kapanırmış derler ya… Kırk yılda bir trenle havalimanına gitmem gerekir, istasyona gider otomatikten biletimi alıp perona çıkarım. Sonrasında bir anons: havalimanı güzergâhı üzerinde bir tünelde yangın çıktığı için havalimanı tren seferleri iptal edilir. (Aslında yangın dedikleri, yangın değildir dumandır sadece, sonradan anlaşılır). Aldığım biletle gider sorarım: şimdi ne olacak? Kimsenin kimseden haberi yok. NS, yani devlet demir yolları GVB’yi (hadi buna da bir tür İETT diyelim) ikaz etti ise biletim otobüs için geçerliymiş. Derken 7 dakikalık bir tren yolculuğu yerine tıklım tıklım bir otobüsle yarım saat sonra havalimanındayım. Bu arada anti parantez Medine’den gelen yolcuların tamamının valizi kaybolmuştur.

Fakat şimdi bahsetmek istediğim arkadaşlarım, kaybolan valizleri ya da tüneldeki yangın değil. Schiphol havalimanı. Schiphol havalimanı bir jest yapmış ve hacdan dönenlere küçük ikramlıklar hazırlamış. Pek çok hacı adayı uğurladım, pek çok da hac dönüşü yolcu karşılamaya gittim. Hatta kendim de aynı havalimanından hacca gittim. İlk defa böyle bir uygulamayla karşılaşıyorum. Tam da hac yolcularının çıktığı kapının hemen yanı başına (Gate 4) kurulan bir tezgah ve önüne serilmiş kırmızı bir halı.

Tezgah öyle kıytırıktan bir tezgah değil. Hava limanına yakışır şıklıkta.Tezgahın üzerinde küçük bardaklarda geleneksel çaydanlıklardan servis yapılan Fas usulü naneli çay ve birer lokmalık küçük kağıtlarda Türk baklavası dilimleri.


Bunun yanı sıra her ne kadar içerisine, acayip bir karışım olan sarımsaklı peynir sıkılmışsa da, yine birer lokmalık kağıtlarda hurma. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Çekirdeklerini çıkarıp böyle acayip ve mide kabartıcı bir karışımı hurmanın içine koymak nasıl ve kimin aklına gelmiş gecenin bir vakti oldu hala şaşıyorum.

Tabii ticaret ehli de durmaz bu arada. Tam bu kapının hemen dibindeki çiçekçi, hacdan dönenlere ‘hoş geldiniz’ anlamında Arapça bir yazı yazmıştır tabelasına. Hacdan dönen yolcularını karşılamaya gelen Türk/Faslı vatandaş yazıyı görünce galeyana gelip birer çiçek alarak nasiplendirir çiçekçiyi.