ÇİKOLATALI VİNTAJ KURABİYE

20161111_092031

Evin, eşyanın, kıyafetin, ayakkabının, hatta mutfağın bile vintajı var da kurabiyenin neden olmasın? Şimdilerde “akım” bu. İlk vintaj tarifimle merhaba diyorum.  Diğer tüm vintaj tarifler pek yakında efsus.org’da olacak. Yani inşallah. Aşağıda çay bardağı ölçüsüyle verdiğim muhtevayı  ayrı ayrı tarttım. Biri fazla diğeri az da olabilir. Hani vintaj olunca evde ne varsa onunla yaptım. Hatta nişasta bile kullanabilirsiniz. Çikolatanız 200 gram olmaz da 100 gram olur, bence hiç fark etmez.  İrmik, kahverengi un, buğday gevreği ve yulaf kepeği toplamı 260 gram. Biraz eksik biraz fazla pek bir şey fark edeceğini sanmam.  Yani “sanmam” diyorum, “bence” diyorum, denemedim tamamen improvize. Tabii 20 küsür yıllık bir deneyimden sonra “improvize” diyebiliyorum.

IMG_20161112_204924

Donmuş  tereyağı, yumurta ve şekeri mutfak robotunda bir iki çevirdikten sonra karıştırma kabında hazırladım hamuru.  Ve fark ettim ki mutfak robotu bu tarif için çok gereksiz. En doğru çalışma şekli buzluktan çıkardığınız tereyağını henüz çözülmeden rendenin iri gözünden karıştırma kabına rendelemek ve diğer tüm malzemeleri de ilave edip bir iki karıştırarak hamurunuzu hazırlamak. Hamur öyle hamur denecek şekilde katı olmuyor, cıvık bir karışım.

Kurabiyeler fırından ilk çıktığında nispeten yumuşak oluyor, bunları artık biliyorsunuz. Diğer tüm kurabiyelerde de bu böyledir. Soğuduktan sonra kurabiyelerin sertleştiğini göreceksiniz.

20161111_083409 20161111_091430

Malzeme

  • 150 gr soğuk tereyağı  (rendelenecek)
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağından bir parmak eksik kahverengi tozşeker (80 gr)
  • 1 çay bardağı ince irmik (60 gr)
  • 2 çay bardağı kahverengi un (120 gr)
  • 1 çay bardağı spelt vlokken  (40 gr) (Türkçesi nedir gerçekten bilmiyorum, bir tür buğday gevreği)
  • 1 çay bardağı yulaf kepeği (40 gr)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 paket vanilya
  • 1 cimdik tuz
  • 200 gram doğranmış sütsüz çikolata

Hamur yapımına geçmeden bir hatırlatma daha yapayım. Yumurtayı her zaman ayrı bir kaseye kırmakta fayda var. Bakarsınız yumurta bozuk çıkar, içine kabuk düşer. Bu işlem ayrı bir kapta olunca olası bir aksilikte diğer tüm malzemeye yazık etmemiş olursunuz.

Yapılışı

  1. Karıştırma kabına rendeden geçirdiğiniz soğuk tereyağı kırpıklarını, şekeri, yumurtayı alıp karıştırın. Diğer tüm malzemeleri de ilave edip bir iki daha karıştırın.
  2. Hazırladığınız bu cıvık hamuru iki tatlı kaşığı yardımıyla parşömen kağıdı serdiğiniz tepsiye aralıklı olarak yerleştirin. Unutmayın, oldukça cıvık bir hamurla çalışıyorsunuz, pişerken yayılma payını iyi hesaplamanız gerekiyor. Hamurun kaşıktan rahat boşalması için kaşığınızı arada soğuk suya batırabilirsiniz.
  3. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar , 10 bilemediniz 15 dakika pişirin. Bu noktada bir hatırlatmada fayda var, fırınınızın pişirme süresi ya da ayarları farklı olabilir. 15 dakika bekleyip kurabiyelerinizi yakmayın. Altı üstü kızardıysa olmuş demektir.

Afiyet olsun!  Soğuduktan sonra tabii ki.

ÜZÜMLÜ ÇÖREK

 20161027_180443

Bir zamanlar çok sık olmasa da ara ara yaptığımızı hatırlıyorum. Neredeyse 25 yıllık hikaye. Geçenlerde kardeşimin “abla, üzümlü çörek yer misin?” sorusuyla hatırladım bir an. “Üzümlü çörek mi? Ekmek mi, çörek mi? Nereden almış çocuk bunu?”

Aramadığım yer kalmadı, hatta kağıdın üstüne bir karikatür çizdiğimi dahi hatırlıyorum. Derken bir klasörün içinde buldum. Bu tariften 10 adet çörek çıkıyor. İkinci denememi arkadaşımın oğlunun düğününe giderken iki ölçü hazırlayıp kutuyla valizime attım. Kırıntısı dahi kalmadı.

20161027_141133 20161027_141753

Şimdilerde sistem değişti. Tarifler ig’de paylaşılıyor. Fakat o kadar yazıyı nasıl yazıyorlar iki parmakla anlamadım. Yoksa bu işin bir sırrı mı vardı? Klasik yöntem bloğumdan devam ediyorum.

20161027_151309 20161027_154012

De bloemen en de mok met vintage motieven is van lieve Monia. :)

Bu üçüncü denemem ve nihayet içime sindi. Bu kez ufak bir kutu kahve sütüyle üzerinin kızarmasını sağladım. Yumurta da sürebilirsiniz pek tabii. Tarifim kaybolmadan kayıt altına almalı. Kuru üzüm yanı sıra değişik meyvelerle örneğin elmayla ya da kuruyemişlerle ceviz, fındık gibi pek çok çörek versiyonu yapılabilir. Normalde bu tariften 10 tane çörek çıkıyor. Ben kestiğim şeritleri bir kez de ortadan bölünce 20 adet çöreğimiz oldu.

Malzemeler hamur için:

  • 250gr un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 15 gr. maya (42 gramlık paketin aşağı yukarı üçte biri)
  • 150 gr. ılık süt

Ekstradan bir küçük kahve sütü, yoğurt ya da yağ, üzerinin kızarması için.

İç malzeme

  • 200 gr. Süt
  • 20 gr. Un (1 yemek kaşığı)
  • 25 gr. Şeker (1 yemek kaşığı)
  • 1 paket vanilya şekeri ya da 3-4 adet kardemom
  • 2 avuç bolca kuru üzüm.

Tüm malzemeyi bir tel çırpıcı yardımıyla çırptıktan sonra karıştırarak pişirin. Üzümleri bol suda yıkayıp çer ve çöpten arındırdıktan sonra pişirdiğiniz kremanın içine atın. Küçük ölçüde krema pişirmek için en uygun olan kabin kulplu tas olduğunu bu vesileyle hatırlatmış olayım.

Üzeri için

100 gr. Pudra şekeri 1,5 yemek kaşığı limon suyu ile karıştırılıp çörekler piştikten sonra üzerlerine sürülecek. Bu ölçüyü kendiniz ayarlayabilirsiniz. Limon suyuyla karıştırılan pudra şekeri beyaz kremsi bir hal alacak. Bunu hazırlamak için en doğru sıralama önce pudra şekerini bir kaseye boşaltıp üzerine limon suyunu yavaş yavaş ilave etmek. Bunun için aşağı yukarı yarım limon yeterli.

Yapılışı

  1. Öncelikle unu bir leğene koyup ortasını açın.
  2. Açtığınız ortaya mayayı, ılık sütü, unun üzerine de tuz ve şekeri ilave ederek yumuşak bir hamur yoğurun.
  3. Hamur leğeninin üzerini bir tencere kapağı yardımıyla kapatın ve hamur iki üç misli oluncaya kadar mayalandırın.
  4. Mayası gelen hamuru ikiye bölüp her bir yumağı biraz un ya da yağ döktüğünüz tezgahta küçük bir oklava yardımıyla dikdörtgen olarak açın.
  5. Kremanın yarısını açtığınız birinci yumağın üzerine tamamen sürüp uzunlamasına ikişer santimlik şeritler halinde beş eşit parçaya bölün.  
  6. Her bir şeridi bitinceye kadar sararak elde ettiğiniz ufak çörekleri tepsiye yerleştirin.
  7. Üzerinin kızarmasını istiyorsanız yumurta sarısı, yoğurt ya da benim yaptığım gibi kahve sütü sürebilirsiniz.
  8. Tepsi mayası geldikten sonra 180-200 derece fırında altı ve üstü kızarıncaya kadar pişirin.
  9. Piştikten sonra üzerine limonlu pudra şekeri sosu sürün.

ÜZÜMLÜ KURABİYE

  P1100341 

Sevgili Rumma‘nın tariflerinden daha önce denemişliğim vardır.

Hep mükemmel sonuç. Ancak bir kaç değişiklik de yapıyorum her seferinde. Örneğin bu kurabiyeciklerin üzümlerinin hepsini hamurun içine ilave etmek yerine yarısını yumakları açtıktan sonra aralarına serpiştirdim. Hani fındıklı  kurabiyeden bilirsiniz. Sonra buzlukta dondurulmuş yağı rendeden geçirip soğukken elle hamuru yoğurdum. Sonuç mu? İsterseniz yiyenlere soralım. Ağızda dağılan kıtır kıtır bir kurabiye. Mutlaka deneyin. Hele de kış günleri için gayet uygun, vitamin deposu üzümlü kurabiyecikler.

P1100322P1100323

P1100324P1100351

Malzeme

  • 250 gr küp küp doğranmış soğuk tereyağı
  • 3 adet yumurta (birinin sarısı üzeri için ayrılacak)
  • 1 su bardağı tozşeker
  • 4- 5 su bardağı un yavaş yavaş ilave edilmeli
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 limonun kabuk rendesi
  • 1 çay kaşığı zeytinyağı (üzeri için)
  • 1,5 su bardağı kuru üzüm

Yapılışı

  1. Öncelikle üzümleri bol sıcak suyla yıkayıp varsa çöplerini ayıklayın ve suyun tamamen süzülmesini sağlayın. Üzüm yıkarken dikkat edilmesi gereken bir nokta kum ve toz taneciklerinin yıkama kabının dibinde birikeceğinden yola çıkarak üzümleri üstten alarak yıkamak.
  2. Diğer yandan karıştırma kabına rendeden geçirdiğiniz soğuk tereyağı kırpıklarını, toz şekeri, yumurtaları alıp mikserin hamur yoğurma ayağı ile karıştırın. Ben elle karıştırdım. Mutfak robotunun bıçaklı kısmıyla aslında daha güzel olur bu hamur. (Toz şeker erimeli.) vanilya ve limon kabuğu rendesini de ilave edip bir iki daha karıştırın. Unu ve kabartma tozunu da yavaş yavaş ilave ederek  ele yapışmayacak bir hamur yoğurun.
  3. Üzümün yarım bardağını da bu aşamada ilave edebilirsiniz.
  4. Hamuru 4 parçaya bölüp her bir parçayı un serpilmiş tezgahta merdane ile açın. Aynen fındıklı kurabiyede olduğu gibi 2/3 kısmına üzüm serpiştirip rulo şeklinde sarın.
  5. Rulo yaptığınız hamuru parmaklarınızla bastırarak düzlük verin.  Bir tepsiye yerleştirip her bir parçayı aşağı yukarı 15 dakika kadar buzdolabına bekletin.
  6. Daha sonra bir çay kaşığı zeytin yağı karıştırdığınız yumurta sarısını boydan boya kurabiye şeridine sürüp bir çatal yardımı ile yine bir ucundan diğerine dikkatlice çizin. Verev olarak kesip parşömen kağıdı serdiğiniz fırın tepsisine dizin.
  7. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarana kadar pişirin. Bu noktada bir dipnot düşmekte fayda var, Rumma’nın da dediği gibi, çok da fazla kızarmasınlar üzümler yanar ve acımsı bir tat alırlar. O yanmış acımsı üzüm tadını üzümlü ekmeklerden bilirim.

*yumurta sarısının içine konan bir miktar yağ, hem kurabiyeleri kızartmada yardımcı unsurdur hem de yumurtanın daha kolay sürülmesini sağlar.

BİR İTİRAF

İtiraf ediyorum. Üzümleri top yekun hamurun içine atmak en akıllıcası. Arasına serpiştirmek beni ziyadesiyle oyaladı. Akıl kârı değildi kabul.

ELMALI PASTA

11Elmali pasta

Fotoğraflamak için kalan son iki tane. Yakın zamanda bir kere daha yapmak şart oldu. Güzel mavi servis tabağı Woontante ev dekorasyonu dükkanından.

“Yağ yanmadan eritilir” diyerek başlıyor tarifin orijinali. 1970 sonlarından kalma bir tarif daha, henüz 80’lere ramak kala. Ancak artık kurabiye yaparken yağı eritmiyoruz. Mutfak robotu günlerinde kurabiye hamurlarını onun bıçaklı bölümü ile yoğururken şimdilerde yağı buzlukta dondurup rendeleyerek hazırlıyoruz kurabiye ve türevleri hamurlarımızı. Aslına bakarsanız bu kez bir değişiklik olmadı da değil hani. Kardeşim A. Z. Bey uzun bir süredir ailenin elmalı pasta uzmanı. Hazır onu bulmuşken bir elmalı pasta yapalım mı dedim, oluuuurla cevapladı beni. Elmaları soyup rendeledi, kısmen pişirdi. Hamurun yağını rendeleyerek hamuru hazır etti. Ben de yumakları, ki tam beş adet yumak oldu, yapıp açtım, sekize böldüm. Babam ‘deminden beri yaptığınız sadece beş yumak mı? şeklinde bir yorumla katıldı bize ve benim de elim değsin diyerek tepsiyi tuttu.

80’lerin başında Amsterdam’a yerleşince her defasında bu pastacıkları yaptığımızdan eş dost bütün Amsterdam hatta bütün Hollanda neredeyse her hafta sonu elmalı pasta yapar oldu. Öyle ki okul gazetesinde bile çıkmıştı. Ben henüz 12 yaşındayken şimdilerde elmalı pasta uzmanı olan kardeşim yeni doğmuş, ben ver ha elmalı pasta yapar yok annemi ziyarete giderken hastaneye götürür yok eve gelen misafirlere ikram eder yok kadınlara tarifini verip püf noktalarını anlatırdım. Düşünüyorum da ya ahmakmışım ya da pek bir hamaratmışım.  Sen bacak kadar çocuk okuldan gel, elmalı pasta yap, kaptığın gibi hastanenin yolunu tut, eve gelen misafirleri ağırla. Yok valla, akıl karı değil. Gerçi Suna‘yı görünce aman benimki de  bi şey mi ben de kendimi bir şey yapmış sanıyordum yıllarca, bacak kadar çocuk sen gel Hollanda’da ilk defa düzenlenen çocuk Master Chef yarışmasına katıl Türk ve dünya mutfağından yapmadığın yemek kalmasın, sonra bir de elmalı tarte tartin yap, ki onun adını da ilk defa duydum, sonra da gel birinci ol. Chapeau!

Amaaa, ama ama, eğer ben yönlendirilseymişim bir yerlere gelebilirmişim, :( Suna’yı görünce bunda karar kıldım.

Bir şeyde daha karar kıldım, şöyle ki: benim ailemin fertleri yemek yiyemiyorlar, geçenki mercimek çorbasını biliyorsunuz. Evet evet kesinlikle karar kıldım onlar kekçi (ve türevlerici). Çocuk her bir pastacığı mideye indirdikten sonra ellerine sağlık abla güzel olmuş, kesene bereket dedi. Yaw sen her defasında söylicek misin böyle deyince de ‘istersen’ derim diyerek bir kere daha söyledi. Ben ona sen yaptın senin ellerine sağlık, o bana. Sonra kendisi için kutuya koyduklarını bir kenara bırakıp masanın üzerinde fotoğraflamak için duran ve tabii ki de kendime ayırdığım tabaktakileri göstererek bir tane daha alıyorum deyince açıkçası şaşırdım, bir taraftan yazıma devam ederken, aaal da sahi sen kendi kutunuzdan niye yemiyorsun dedim. Tebessüm etti ve bir tane daha mideye indirdi.

1Elmali pasta2Elmali pasta 3Elmali pasta7Elmali pasta

Bizim zamanımızda telefon yoktu henüz, yani keşfedilmişti de bizde yoktu. Misafirler hafta sonu-ortası aniden gelirlerdi. Annem hemen elmaları soyup benim elime verir, kendisi de misafirlerinin yanında gülerek hamuru yoğurduğu gibi çayın yanında elmalı pastaları hazır ederdi. Ööööyle severdi misafire ikramı. Türk kültürü derdi buna, misafire ikram Allah için ikram derdi, derdi de derdi velhasıl. Ben de hep sorardım, hani şu gecen gittiğimiz insanlar Türk değil miydi peki?

5Elmali pasta4Elmali pasta6Elmali pasta8Elmali pasta

Ha bir şey daha var. Bazı kılçıklar “bu elmalı pasta değil elmalı turta” derlerdi. Yıllardır yaptığım elmalı pastanın adı değişmiş inanılır gibi değil. Evet pasta da değil. Fakat turta hiç değil bu şahsına münhasır, yani bunun adı böyle, tövbe estağfurullah, cık cık cık. Ama “filan filan buna turta diyormuş, onunki doğru benimkisi yanlışmış”. Hay ya Rabbim, doğru yanlış, Tuğçe ya da Hande öyle söylemiş… Biz annemizden böyle gördük, böyle duyduk, böyle yaptık elmalı pasta işte, durun bir de italikleyim elmalı pasta. Elmalı kurabiye dese hadi neyse dicem, turtanın ne olduğunu bilmesem yine hadi neyse. Kaldı ki bizde elmalı pasta deyince yıllar yılı hiç bir ‘nasıl, hangi’ gibi soruya gerek kalmadan anlaşılan yegane elmalı pasta bu olmuştur, ta ki Hollanda’nın geleneksel elmalı pastasını görüp yapmaya başlayıncaya dek. Bu vesile ile onu da bir başka sefer yapayım.

9Elmali pasta10Elmali pasta

Gelelim tarifimize.

Malzeme

  • 250 gr. tereyağı
  • ± 3 su bardağı un
  • 4 çorba kaşığı sulu yoğurt (1 çay bardağı sulu yoğurt)
  • 1 çay kaşığı karbonat

İçinin elması

  • 3-4 adet yeşil ekşi elma (bizim elmalarımız küçük olduğundan biz 4 adet kullandık)
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 avuç badem ya da fındık (isteğe bağlı)
  • 1 çay kaşığı tarçın (biz şöyle biraz serpiştirdik)

 Üzerine serpiştirmek için pudra şekeri

Yapılışı

  1. Elmaları bütün olarak soyup rendenin iri gözünden geçirin.
  2. Toz şeker ilavesi ile çok hızlı ateşte bıraktığı suyu çekinceye kadar karıştırarak pişirin.
  3. Ateşten inmesine yakın bir tatlı kaşığı kadar, ya da damak tadınıza uygun, biz şöyle biraz serpiştirdik, tarçın ilavesi ile bir kaç kere daha karıştırın. Bu aşamada isterseniz bir iki avuç dövülmüş ceviz ya da fındık ilave edebilirsiniz. Biz kullanmadık.
  4. İç hazırlandıktan sonra buzlukta dondurduğunuz tereyağını rendeden geçirip diğer malzemeleri de ilave ederek hamuru yoğurun. Karbonatı unla karıştırmayı unutmayın.
  5. 5 adet yumak yapıp hafif un serpiştirilmiş zeminde tabak büyüklüğünde açıp 8’e bölün.
  6. Her bir parçanın geniş kısmına kavurduğunuz elma içini koyup sararak bitirin ve parşömen kağıdı yaydığınız tepsiye dizin. Eğer parşömen kağıdı yoksa her zaman  olduğu gibi tepsiye bir miktar yağ sürerek de işi halledebilirsiniz.
  7. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında altı üstü kızarıncaya dek pişirin.Dikkat altını yakmayın.
  8. Fırından çıkar çıkmaz üzerine bir cay süzgeci yardımıyla pudra sekeri serpiştirin.

Afiyet olsun.

  • 5 yerine 6 adet yumak da yapabilirsiniz. Ben sonradan keşke altı yumak mı yapsaymışım diye düşünmedim değil. Hatta açtığım hamurlardan bir tanesinin ¼’ünü ikiye bölmek yerine üçe böldüm, baktım ki komik derecede pek bir küçük oldu vaz geçtim. Büyük müyük en iyisi ben ikiye bölmeye devam edeyim dedim.
  • Elma içi bir gün önceden hazırlayıp ertesi gün sadece hamuru yoğurarak çalışırsanız daha kolay oluyor. Biz bu sefer gayet hazırlıksız yakalandık. O yüzden hızlıca pişirdiğimiz içi, bir taraftan yumakları acarken hamur yoğurduğumuz leğene sererek bir nebze de olsa soğutmaya çalıştık. Hiç bir zaman böyle yağlı hamurlara sıcak iç konmaz. Yoksa iç sıcağı ile hamurun yağını eritir, kurabiyeden/börekten istediğiniz sonucu alamazsınız.

FINDIKLI KURABİYE

7FindikliK

Yine yıllar evvelinden bir kurabiye. Karadenizli bir tanıdığımızın gelininden öğrenmiştik. Adını gerçekten hatırlayamadım, kulakları çınlasın. Yolculuklar için oldukça ideal, vitaminli ve doyurucu bir atıştırmalık. Hele bu fındıklı kurabiyenin bir hamuru var ki hele hele, ne lezzetli bir hamurdur o. Bir de yeni pişerken mutfaktan gelen o şekerle karamelize olmuş fındığın kokusu yok mu, mest ediyor insanı.

1FindikliK

Mutfak robotu olmayanlar tereyağını buzlukta biraz dondurup hamuru yoğuracakları zaman benim yaptığım gibi una bulayarak rendeden geçirirlerse daha kolay çalışmış olurlar. Yağ buzdolabından çıkınca elin de sıcağı ile rendelerken eriyebilir. Onun için bir müddet buzlukta dondurmakta/soğutmakta fayda var. Fındıktan bahsetmeme bilmem gerek var mı? Geleneksel olarak Trabzon’dan Ramaslar’ın bahçesinden geldi.

8FindikliK

Efendim hikaye şöyle. Bir Paris güzeli yapar annemlere giderim, annem yolcudur. O da nesi annem fındıklı kurabiyeleri yapıp kutulara doldurmuş bile, mutfakta lahmacun yapıyor. Valizin? dedim. Babang hazırladıydı bir valiz, deyince kulaklarımdan dumanlar fışkırdı. 40 yıl evvelki zihniyet hala devam mı etmeliydi? Annemi yalvar yakar valizinin başına geçirir bir de boş valiz veririm kafasına göre yerleştirsin diye. Hem böylece iki valizi teker teker indirip kaldırmak daha kolay olurdu. Bu arada paketlediğim güzelleri eline tutuşturdum. Babam kutuyu çeker alır elimden o bizim diye, ben babamdan çeker anneme veririm koy valize diyerek, derken babam bir daha kapar annemin elinden, ben babamdan… ve gönlüm olsun diye annemin de bu kez çekiştirmesiyle kurabiyeleri kurtarırız, sonunda valize girerler. Tabii annemin yaptıklarını da tutuşturuveririm eline. Tuhaf tuhaf bir bakış atar, bu da mı? Evet, o da… hepsini sen götüreceksin, lazım olur. Ama ben onları babanlara yapmıştım. Ben diretirim, hayır da hayır. Neyse onlar da girerler valize. Ertesi gün babamdan bir telefon dehşet içinde annenin yaptığı fındıklı kurabiyeleri bulamıyorum, der. Ehm, ben onları anneme verdim ya. Hadi yaw??? Evet, ya tamam baba ben size yapcam bir gün.

İşte o gün bu gün. Ha bu arada bir dizi keşfettim internetten, aramızda kalsın. :) gülmeyi unutmuştum adeta, şimdilerde kırılıyorum. Adamlar bir yemek yiyor bir yemek yiyor tıpkı bizim ev. Lahmacunlar, içli köfteler, çay-kahve saatleri, kurabiyeler kapanın elinde kalıyor. Onlarda bütün aile yemeğin doktoruymuş. Bizde ise ma-aile yemeğin mastırını bitirdikten sonra hiç vakit kaybetmeden doktora çalışmalarına koyulmuştuk. 😉 Ancak bu doktora ne zaman biter bilinmez.

5FindikliK6FindikliK

Bildiğiniz kurabiye işte desem. Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Daha önce bunun hurmalı versiyonunu da yapmıştım.

Malzeme

  • 250 gr. tereyağı
  • 4 su bardağı un (4,5 da olabilir, kıvama göre değişebilir.)
  • 1 kâse yoğurt
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay kaşığı tuz

İçi

  • 1 kâse irice dövülmüş fındık
  • 1 kâse toz şeker
  • 1 yumurtanın akı (sarısı üzerine)

Yapılışı

  1. Tereyağını küp küp doğrayın. Yağ ne kadar soğuk olursa kurabiye yapımı o kadar kolay olur.
  2. Mutfak robotunun bıçağını takıp bütün malzemeleri robota atıp malzemeler birbirini tutuncaya kadar makineyi çalıştırın.
  3. Sonra hamuru alıp tezgâhın üzerinde bir kaç kere de elinizle yoğurun.
  4. İsterseniz hamuru 20 dakika buzdolabında dinlendirin. Şimdilerde havalar soğuk burada, mutfakta dinlenmesi kafi.
  5. Büyükçe bir kasede fındık, şeker ve yumurta akını bir kaşık yardımı ile karıştırıp bir kenarda bekletin.

2FindikliK

6. Daha sonra ikiye böldüğünüz hamurun her bir parçasını yarım santim kalınlığında uzunca dikdörtgen olarak açın.

7. Uzunlamasına 2/3’üne gelecek şekilde fındıklı için yarısını koyup diğer 1/3 içsiz kısmı içli bölümün yarısına kadar kapatın. Sonra kapattığınız hamuru bir kere daha geri kalan içli bölümün üzerini tamamen örtecek şekilde kapatın. (Bu arada ekli olan bölümü alta getirmiş olacaksınız).

3FindikliK

8. Bir buçuk santimlik parçalara kesip, parşömen kağıdı serilmiş tepsiye yerleştirdiğiniz kurabiyelerin üzerine yumurta sarısı sürün. Ya da benim gibi önce yumurta sarısı sürüp sonra kesin ve tepsiye yerleştirin. Böylece daha hızlı işlem yapmış olacaksınız.

4FindikliK

9. Altı üstü kızarıncaya dek 180 derecelik fırında pişirin.

 Afiyet olsun.