PORTAKALLI KURABİYE

pişmeden önce

Bizim küçük hanım abisinden ertesi gün için pizza isteyince baktım ki yine bir catering durumu var bu vesileyle ben de nicedir yapmak istediğim kurabiyemi yapayım dedim. Yapayım yapmasına da öyle hamur yoğuracak havada değilim. Portakalı makinede rendeledikten sonra tüm malzemeleri sırtlayıp bisikletime atladığım gibi annemlerdeyim. Catering servisini kaçırmadan kurabiyemi yapıp göndermeliyim. Kardeşim iki gün hamur yoğurunca üçüncü gün gidip bir hamur yoğurma makinesi alır. Hazır tezgah kurulmuşken benim kurabiye hamurum da böylelikle aradan çıkar.

piştikten sonra

Bu oldukça yumuşak bir kurabiye. Soğuduktan sonra biraz sertleşse bile yine de kütür kütür bir kurabiye değil. Bu çok da sürpriz bir durum değil tabii. İçerisine koyduğumuz portakaldan kaynaklanıyor. Sert kurabiye yiyemeyenler için de güzel bir tat. Bir tür kekimsi kurabiye ya da diğer bir deyişle kurabiyemsi kek.

Portakallı kurabiye çocukluğumun tatlarından, annemin tariflerinden. Nedendir bilmem uzunca bir zamandır yapmıyorduk. Tarif annemin diğer tüm tarifleri gibi hani şu alabildiği kadar unlu tariflerden. Ben 4 su bardağı un kullandım. Fakat un miktarı kullandığınız portakalın büyüklüğüne göre değişiklik gösterebilir.

pişmeden önce, flaş patlayınca

Malzeme

  • 1 adet portakal
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 paket tereyağı (250 gr)
  • 4 su bardağı un
  • 1 çay kaşığı karbonat

Yapılışı

  1. Öncelikle portakalı güzelce yıkayıp kabuklarıyla birlikte rendeleyin.
  2. Karıştırma kabının içine küp küp doğradığınız soğuk tereyağını, portakal rendesini ve diğer tüm malzemeyi koyarak tüm parçacıklar bir birini tutuncaya kadar yoğurun. (yukarıda da dediğim gibi ben hamuru makinede hazırladım).
  3. Yağlı kağıt açılmış bir tepsiye ister elinizde yuvarlayarak isterseniz de bir çay bardağı yardımıyla keserek yerleştirin. Daha sonra üzerine çay kaşığı ile desen yapın.
  4. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede altı ve üstü kızarıncaya kadar pişirin. Aman dikkat edin yakmayın.
  5. Fırından aldıktan sonra kurabiyelerin terleyip ıslanmaması için kağıt açtığınız bir tabağa alıp soğumasını bekleyin.

Afiyet olsun!

CRANBERRYLİ GRANOLA BAR

Yulaf ve kepek: ikisi de sıvı hapseder, dolayısıyla sindirim sisteminiz için oldukça faydalı. Bunun yanı sıra tok da tutuyor. Tabii her ikisi de tabağa konup ne bileyim örneğin yoğurt gibi kaşıklanacak besinler değil. En iyisi bir granola bar yapmak.

Granolayla iki yıl evvel tanıştık. Aynen blog dünyasıyla tanışmamız gibi. Bizim ofisin sağlıklı beslenen bayanları bu tür gevreklerle yapıyorlardı kahvaltılarını. Bir kere ben de almıştım marketten, pek hoşuma gitmedi süte, yoğurda karıştırıp yemek. Daha sonra yine aynı markette granola bar olgusuyla karşılaştım. Sabah kahvesiyle iyi gidiyor. Pek çok çeşidi var. Benim keyifle yediğim cranberryli olanı.

Bu granola barın tarifine gelince… Cenk’in likapalı granola bar tarifini temel aldım. O kim mi? Cafe Fernando’nun sahibi. Hani şu hem hamarat hem zevkli çocuk, işte o Cenk. Onun uyarladığı granola bardan esinlenerek yaptım. Ev yapımı granolayla tanışıklığım da zaten onunla oldu. O da Orangette’nin sahibi Molly’den esinlenmiş vaktiyle. Molly de Nigella Lawson’ un kitabından. Artık o da nereden esinlendiyse? BBC’deki yemek programlarını izleyenler Nigella’yı az çok tanırlar.

Kabul bir kaç değişiklik yapmadım değil. Ceviz yerine badem/fındık karışımı ve likapa yerine de elimin altında hazır bulunan en sevdiğim meyve kurularından olan cranberry’yi (Türkçesi nedir hala bilmiyorum ayıp valla, gerçi Türkiye’de yaban mersini diye satılıyor ama ben yine de tereddütteyim) ilave ettim. İçerisinde farklı meyve kuruları ve kuruyemişler kullanarak hatta çikolata parçacıkları ilave ederek istediğiniz bir granola bar yapmanız mümkün.


Elimin altında kestane balı vardı bana oldukça ağır geldiği için ve fazla şekerli sevmediğimden esinlendiğim tarifteki bal ölçüsünü yarıya indirdim. Bir de dolapta nicedir duran tahinimi ve yarım çay bardağı kadar kalmış olan kuşburnu marmeladını da böylece kullanarak bitirmek istedim. Tahin oldukça yağlı olduğu için tereyağını da çıkarttım tariften.
Malzemeler

Tane Malzemeler

  • 4 su bardağı yulaf ezmesi
  • 2 su bardağı kepek
  • 1 su bardağı kurutulmuş cranberry
  • 1 su bardağı tuzsuz badem ve fındık içi karışımı
  • 1 çay bardağı Hindistan cevizi

Sıvı Malzemeler

  • 1 çay bardağı bal
  • 1 çay bardağı tahin-pekmez karışımı
  • ½  çay bardağı kuşburnu marmeladı

Yapılışı

  1. İrice doğradığınız cranberry, badem ve fındıkları tüm tane malzemelerle bir kapta karıştırın.
  2. Diğer tarafta bir kaba sıvı malzemeleri koyup tamamen birbirleriyle hemhal oluncaya kadar karıştırın.
  3. Sıvı malzemeleri tane malzemelerin üzerine döküp, tanelerle sıvıları bir güzel birbirine karıştırıp parşömen kâğıdı serilmiş fırın tepsisine dökün.
  4. Tepsinin üzerinde eşit miktarda dağıtıp elinizi soğuk suyla ıslatarak bastırın ve birbirini tutmasını sağlayın.*
  5. Fırına vermeden önce eşit şeritler halinde kesip önceden ısıtılmış fırında 150 derecede 45 dakika pişirin. Keserken zorlanırsanız bıçağınızı benim gibi her defasında soğuk suyla ıslatarak kesebilirsiniz.
  6. Fırından aldıktan sonra bıçak izleri olan yerlerden tekrar geçin ve soğumaya bırakın. Bu aşamada yumuşak olması sizi endişelendirmesin. Soğuyunca tam bir kurabiye kıvamında kütür kütür sertleşiyor.
  7. Tamamen soğuyan barlarınızı bir spatula yardımıyla kesik izlerinden bölerek hava almayan bir kapta saklayın.

*Bu ilk denemeydi, bu esnada söylenmedim değil. Hani ‘bilmediğin köyün berisinde yat’ derler ya işte öyle söylendim. Neden mi? Çünkü sıvı malzemeden kıstığım için tanelerin birbirini tutması zor oldu. Elimle bastırırken taneler elime yapışıp kalktı. Sonradan elimi soğuk suyla ıslatıp bastırmayı akıl ettim de muvaffak oldum tüm tanecikleri tepsiye kitap gibi sermeye.

Az evvel baktım tadına, muhteşem! Az şekerli, kütür kütür bir granola bar. Şekerli sevenler bal miktarını bir su bardağına kadar çıkartabilirler.

………………………………………..

[Bir ay sonra] son parçayı bu gün yedim. Hala çok güzeldi. Kahvemin yanında birebir, üstelik karın doyurucu. Bu arada üzerine ev yapımı çikolatalı krem sürüp yediğimi itiraf edeyim.

HÜSRAN’IN EŞİĞİNDEN DÖNEN KURABİYE HAMURU

KAVALA KURABİYESİ HAMURUNDAN DÖNME CRUMBLE

Fırın yakmak kışın bir keyif, hatta sobası olmayanlar için bir zaruret de olabilir demiştim daha önce. Şu dondurucu soğuklara bir de sobamın sönmesi eklenince keyif olsun diye fırında bir şeyler yapmaktan çok fırını yakmak benim için bir zarurete dönüştü.

Yok, canım o kadar da tembel değilim. Soba yakmak için öncesinde bayağı bir uğraştım. Fakat hiçbir gelişme olmadığı gibi uğraşım sonucu oldukça da terlemiştim. Baktım ki ısındım, artık soba yansa da olurdu yanmasa da. Çıkıp dışarı alış veriş yaptım. Dışarıdan gelince evinizin, dışarıya çıkmadan önceki ısısına göre nispeten daha sıcak olduğunu fark edersiniz. Ben de aynen öyle hissettim ilk dakikalar. Sonra ufak ufak ısınma turları attım, örneğin bulaşık yıkamak, yerleri silmek gibi. Hatta dolap bile taşıdım.

Sobamı yakmak için dün ve bu sabah harcadığım bütün çabalar sonuçsuz kalınca akşam akşam tekrar uğraşmak istemedim, baktım ki burnum da üşümeye başladı mutfağa girmek kaçınılmazdı artık.

Öncelikle Trabzon’dan gelen bir ara kırdığım, kavrulması gereken fındıkları attım fırına. Onlar çikolatalı pizza için. Hemen kavruldular. Başka bir şeyler daha yapmak lazımdı. Pizza falan mı yapsaydım? Hiç havamda değilim. En iyisi bir kurabiye yapmaktı.


Tekrar geçtim mutfağıma, bir süredir yapmak istediğim kavala kurabiyesi yapmaya koyuldum. Aslında kavala ne demek onu araştıracak sonra kurabiye yapacaktım. Nasip. Yoksa kavala unun kavrulmasından mı geliyordu?

4 bardaktan biraz fazla unu 4,5 bardak yapınca mı hamurum hüsrana uğradı? Yoksa unu mu fazla kavurdum? Bilemedim! Fakat bildiğim bir şey var o da mutfakta her zaman bir çare bulunabileceği. Allah’tan çare üretecek kadar fikir var da hiçbir şey ziyan olmuyor. Hamur mutfak robotunun haznesinde kum haline gelince biraz bekledim, ha toparlandı ha toparlanacak. Fakat ne mümkün! Hamuru tezgaha alıp elimle toplamaya çalıştıysam da nafile. Düşündüm sıvı bir malzeme ekleyip hamuru toparlamaya çalışsam mı yoksa bu şekliyle mi değerlendirsem? Zaten ilk defa denemekte olduğum bir tarif olduğu için fazla katıp karıştırmak istemedim. En iyisi hazır elimde kum gibi bir hamurum varken dolapta da mangolarım dururken bir mangolu crumble yapmaktı. Hamurun yarısını bir plastik kaba alıp derin dondurucuya kaldırdım. Diğer yarısı aynen fotoğraftaki gibi crumble oldu.


Dedim ki tek başıma yemeyeyim birilerini kahveye davet edeyim. Ne mümkün, kimi aradıysam sonuç tahmin ettiğim gibi. Sonunda kahvemi alıp elime mango tepsisini koydum kucağıma hem dizlerim ısındı hem midem şenlendi. Tadı mı? baharatlı bir mango yatağının üzerine serpiştirilmiş bademli ve tereyağlı hamur, hele de o hamurun unu tencerede kavrulduysa sizce nasıl olur? Bilmem anlatmaya gerek var mı o lezzeti?


Malzeme

  • 4,5 su bardağı un
  • 250 gr. tereyağı (küçük küpler halinde, derin dondurucudan çıkmış)
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı çekilmiş badem
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 adet vanilya
  • Bir çimdik tuz

Mango karışımı için

  • 2 adet mango
  • 2 adet kardemom
  • 1 adet karanfil
  • 2 yemek kaşığı vanilya çubuğunun yattığı şekerden
  • ½ limonun suyundan şöyle biraz sıkılacak kadar

Hamurun yapılışı

1.    Unu bir tencerede, hiçbir şey eklemeden, sürekli karıştırmak suretiyle rengi dönünceye kadar kavurun.

2.    Kavrulan unu bir kenarda soğumaya bırakın.

3.    Sonra unu ve diğer tüm malzemeleri mutfak robotunun haznesine atıp tüm malzemeler birbirine karışıp kum gibi bir hamur elde edinceye kadar karıştırın.

4.    Tepsiye yerleştirilmiş mangoların üzerine bastırmadan kum halindeki hamurunuzdan serpiştirin.

5.     Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20-25 dakika kadar pişirin. (Belki 180 derecede de olabilir, ben 200 derecede pişirdim. Artık bir an evvel bir şeyler yemek istiyordum).

Mangolu için hazırlanması

1.    Önce mangoları soyup kuş başı doğrayıp crumble yapacağınız fırın kabına alın.

2.    İçerisine iki adet dövülmüş kardemom, bir adet tane karanfil ve iki kaşık şeker koyduktan sonra üzerine şöyle bir limon sıkıp karıştırın.

3.    Mangonuz ekşiyse eğer limon kullanmaya bence hiç gerek yok.

Not:

  • Unu çelik bir tencerede kavurdum. Teflon bir tencere ya da tavada kavurmak sağlıklı mıdır bilemedim. Fakat çelik tencerede hiçbir sorun olmadı.
  • İlk önce yüksek ateşte kavurmaya başladım unu. Rengi hafiften dönüp yanma tehlikesi baş gösterince ocağı kısarak devam ettim. Bu arada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Helva yapma tecrübesi olanlar bunu bilirler. Kavrulmakta olan un tahmin edemeyeceğiniz kadar kısa bir süre içinde yanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Siz ocağın altını kıssanız, hatta söndürseniz bile tencerenin sıcaklığı hemen değişmeyeceğinden yanma çok hızlı bir şekilde devam eder. Tencereyi söndürmüş olsanız bile karıştırmaya bir müddet devam etmeniz gerekir.
  • Soğuyan kavrulmuş unu mutfak robotuna ilave ederken bir süzgeçten geçirmeyi yeğledim. Kavururken ufaktan topaklanmalar meydana gelmişti.
  • Bu arada önemli bir notaya daha dikkat çekmem gerekiyor. Mango karışımı bölümünde bir adet de karanfil demiştim. Yemeye başlamadan önce bu tane karanfili crumble’ın içinden almak gerekiyor. Karanfilin tepsinin neresinde olduğunu aklınızda tutmanız oldukça güç. Bu nedenle tane karanfil yerine küçük bir miktar toz karanfil de kullanabilirsiniz. Ya da mango karışımını baharatlarla birlikte bir taşım kaynatıp karanfil tanesini, hamuru eklemeden önce, meyve karışımının içinden alabilirsiniz.

HURMALI KURABİYE


Babamın, geçtiğimiz Ramazan ayında kalp rahatsızlığından dolayı 21 yaşındaki torununu kaybeden, yakın bir arkadaşına taziye ziyaretinde bulunduk bu akşam. Bu kurabiyeleri onlar için yaptım.

Yakında tarifini vermek istediğim fındıklı kurabiyeden uyarladım bunu. İçi Suudi Arabistan’dan geldi. Daha önce açtığım diğer bir paketten epey yedikten sonra ne olduğunu ancak anlamıştım. Ezilmiş hurma olduğu belliydi de, içinde ezilmiş bir kuruyemiş türü de vardı. Fındık mıydı, fıstık mı, yoksa ceviz miydi bu? İşte ona karar verememiştim bir türlü. Ve en sonunda yerken ve koklarken bunun ezilmiş cevizle karıştırıldığını anladım. Evet, bu gelen, hurma-ceviz ezmesiydi. Nasıl mı geldi? Anlatayım.

Servis H. yengeden

Babamın Suudi bir arkadaşı var. Medine’de lise öğretmeni. Arabistan’a her gittiğinde görüşür onunla. O da arada bir annemlere telefon eder. Fakat genelde babamı evde bulamadığı için bu telefonların içeriğinden pek bir şey anlaşılmaz. Bir keresinde annem bana “Suudi Arabistan’dan bir telefon geldi fakat ne la diyebildim, ne yes, ne de no. Ama telefonun Abdulkadir beyden geldiğini anladım. Bu dil bilmemek çok kötü’ diye anlatmıştı. Biz de epey gülmüştük. Sonrasında benim anneme yönelttiğim sorular da buna eklenince kelimenin tam anlamıyla bir gülme krizine girmiştik. Acaba adam Amsterdam’dan mı arıyordu? Yoksa Amsterdam’a tatile gelecekti de görüşelim mi demek istemişti? Ya da Avrupa’nın herhangi bir memleketindeydi de hazır buralara kadar gelmişken size de geleyim mi demek istemişti? Yoksa evinde öylesine otururken babamı hatırlamıştı da onun için bir hal hatır sorayım diye mi aramıştı? Hani bayram-seyran da değildi ki, onun için aradı deseydik. İşte bu Abdulkadir Bey geçtiğimiz Ramazan’da annemlerle Medine’de görüşünce diğer hurmaların yanı sıra bir kaç paket de bu ezmeden hediye etmiş. Annem de kullanmam için bana vermişti. Paketin birini yine bir gün hurmalı çıtır kurabiye yaparken değerlendirmiştim. İkincisini de böylelikle bu gün kullandım. Üçüncü paketin nasıl değerlendirileceğine dair şimdilik bir fikrim yok. Bakalım Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.

Bu arada bir şey daha eklemek istiyorum. Bu akşam gittiğimiz misafirlikte çok enteresan bir hurma yedim. Temr Hindi diyorlarmış. Sadece üç tane kalmış. Hepimize birer tane düştü. “Biz daha önce hiç görmemiştik bu hurmayı, bu yeni keşif mi” diye sordum. Hocam da “evet, yeni keşif, ben yıllardır gider gelirim ilk defa bu yıl gördüm” diye anlatıyordu. Çok enteresan bir kabuğun içinde, son derece enteresan şekilde dizilmiş ve bir o kadar da enteresan boncuk gibi çekirdekleri olan bir tür yemiş. Tadı hem hurmayı andırıyor hem ekşimtırak. Annemin dediğine göre biraz da kayısı dönerini andırıyormuş.

Bu akşamki bu anımı da paylaştıktan sonra inşallah daha fazla bir şey yazmadan Kurabiyemin tarifine geçebilirim.

Malzeme

  • 250 gr. tereyağı
  • 4-5 su bardağı un
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay kaşığı tuz

İçi

  • 2 kâse hurma-ceviz ezmesi
  • 1/2 kâse toz şeker
  • 1 yumurta akı

Bu malzemelerin hepsini ayrı bir kapta birbirine karıştırıp bir kenarda bırakın.

Üzerine

  • 1 yumurta sarısı
  • Pudra şekeri

Yapılışı

  1. Tereyağını küp küp doğrayın. Yağ ne kadar soğuk olursa kurabiye yapımı o kadar kolay olur.
  2. Mutfak robotunun bıçağını takıp bütün malzemeleri robota atıp malzemeler bir birini tutuncaya kadar makineyi çalıştırın. (Unun son bardağını ilave etmeden hamuru kontrol edin. Gerekiyorsa yavaş yavaş son bardağı da ilave edin).
  3. Sonra hamuru alıp tezgâhın üzerinde bir kaç kere de elinizle yoğurun.
  4. Hamuru 20 dakika buzdolabında dinlendirin.
  5. Daha sonra ikiye böldüğünüz hamurun her bir parçasını yarım santim kalınlığında dikdörtgen olarak açın.
  6. Uzunlamasına 2/3’üne gelecek şekilde hurmalı için yarısını koyup diğer 1/3 içsiz kısmı içli bölümün yarısına kadar kapatın. Sonra kapattığınız hamuru bir kere daha geri kalan içli bölümün üzerini tamamen örtecek şekilde kapatın. (Bu arada ekli olan bölümü alta getirmiş olacaksınız).
  7. İkişer santimlik parçalara kesip, yağlı kâğıt serilmiş, tepsiye yerleştirdiğiniz kurabiyelerin üzerine yumurta sarısı sürün.
  8. Altı üstü pembeleşinceye kadar 180 derecelik fırında pişirin.
  9. Fırından aldıktan sonra üzerine pudra şekeri serpin.

HURMALI ÇITIR KURABİYE

Babamın bir zamanlar sık diyebileceğim Suudi Arabistan’a yaptığı yolculuklar neticesi evde hurmalarım birikince bunları nasıl değerlendirebilirim diye yine başlamıştım kara kara düşünmeye. Hurmaların birikmelerinin sebebi çok vitaminli olmalarına ve bir o kadar da sevmeme karşın üzerindeki şu toz topraklar… İşte onlar yok muydu? Sadece o kadar da değil. Bir de içinden toz kadar diyebileceğimiz, fakat içimin almaması için yeterli olan ‘davetsiz misafir tozları’ -diyelim biz bunlara- çıkması benim o güzelim hurmaları yiyememem için yetip de artıyordu bile. O vitamin deposu, Yüce Yaradan kitabında zikretmiş, peygamber methine mazhar olmuş, taa nerelerden beri gelmiş, bir yığın da para verilmiş, üstüne üstlük o hava alanından bu hava alanına, oradan bir ötekine ıhıl- tısıl taşınmış olması da cabası… Velhasıl kelam şimdi bunları atmak olmazdı.

Suudi Arabistan’da yollarda hacı adaylarına dağıtılan ufak, atıştırmalık gıda paketlerinin içinde genelde tek bisküvilik ambalajlarda içi hurmalı bisküviler vardı. Bu şekilde bisküviler yaparak hurmalarımı değerlendirebilirdim. O sıralar sık sık fındıklı kurabiye yapardık. Düşünürken “a’ha”! demiştim bile. Fındıklı kurabiyeyi fırında pişirirdik. O tarz bir şey yapmayı düşündüm ilk önceleri. Fakat bunun fındıklı kurabiye hamuruyla değil de (o günlerde davetlerde çay sofralarında pek sık yapılan, sonra annemim de yapmaya başladığı fakat bizim evde pek tutulmayan) lumpia yaptığımız Çin yufkasıyla daha iyi olacağını düşündüm. Lumpia demişken onun da tarifini vereyim bir gün inşallah. Tam da o sırada televizyonda izlediğim kanalını ve adını gerçekten hatırlamadığım bir programda bir hanım böyle bir şeyler yapıyordu hurmayla. İşte o program bana ilham kaynağı oldu. (Fakat o, bizim fındıklı kurabiyede olduğu gibi bir tür hamur yoğurmuştu. Oysa ben Çin yufkası konusunda oldukça kararlıydım). Eh, işin içine Çin yufkası girince bu sevimli tatlı türünü kızartmak gerekecekti. Kızarınca adı çıtırlı bir şey olmalıydı. Hazırladığımız sos kızartma ağırlığını bayağı hafifletiyor. Bir tür ekşi bir pelte… Fakat yok, sos beni bozar diyorsanız sos hazırlamaya da bilirsiniz.


Beğeniyle hazırlayacağınızı  umduğum bu hurmalı çıtır kurabiyeler yıllardır tüm ailenin, eşin-dostun, küçük büyük herkesin en favori kurabiyesi. Çay sofralarının, bayram arifesi hazırlıklarının vazgeçilmezi.

Malzeme

  • Bir paket Çin yufkası (400 gr.)
  • 1 orta boy kase Hurma
  • 2 avuç badem ya da fındık
  • Kızartmak için sıvı yağ

Yapılışı

  1. Öncelikle hurmaları çekirdeklerinden ayırıp, içini dışını bir güzel yıkayıp ufak ufak doğrayın.
  2. Daha sonra bu doğradığınız hurmaları fırında kavurduğunuz ve mutfak robotundan geçirdiğiniz (çok da ufalamadan) kabuklu bademlerle karıştırın.
  3. Çin yufkalarını kesebildiğiniz kadar bir desteyi, eni aşağı yukarı 6-7 cm olacak şekilde uzun şeritlere ayırın. (ben bir yufkadan üç şerit elde ediyorum).
  4. Daha sonra her bir şeridin bir köşesine hurmalı bademli karışımdan koyup üçgen şeklinde katlayın. Sonra şerit bitinceye kadar üçgen olarak katlamaya devam edin.
  5. Ucunu suyla da yapıştırabilirsiniz. Fakat ben yumurta beyazıyla yapıştırılmasını yeğlerim. Suyla yapıştırdığınızda kızartmak için kızgın yağa atınca ıslaklıktan ötürü yağın sıçraması daha fazla olacaktır.
  6. Kızgın yağda hafif pembe renkte kızartın. Bu aşamada çok dikkatli olmanızı önermek isterim. Çin yufkası tahmin edemeyeceğiniz kadar kısa bir sürede kızarır. Bir an gözünüzün üstünde olmaması kurabiyenizin yanmasına sebep olabilir.
  7. Kızarttığınız hurmalı çıtır kurabiyelerinizi kâğıt mutfak havlusunun üzerine alın.

Sos için

  • 1 su bardağı portakal suyu
  • 1 limon yada portakal kabuğu rendesi (ya da her ikisinin birden kabuğunun rendesi)
  • 1 tatlı kaşığı mısır nişastası
  • 1 tatlı kaşığı buğday nişastası
  • 1 yemek kaşığı toz şeker

Küçük bir kulplu tasta tüm malzemeleri soğukken karıştırıp, pelte kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirin. Servis yaparken küçük bir kaseye, varsa ayaklı bir kaseye koyup bu kaseyi de hurmalı çıtırları servis yaptığınız tabağın ortasına oturtun.

AFİYET OLSUN!

Önemli not:

  1. Bu hurmalı çıtır kurabiyeleri bütün bir Çin yufkası paketi bitinceye kadar yapsanız bile hepsini hemen kızartmamanızı öneririm. Bir pakette 40 yaprak yufka olduğuna ve her bir yufkayı üçe bölerek şeritler hazırladığımıza göre toplam 120 tane hurmalı çıtır kurabiyeniz olacak. Bu çıtır kurabiyeleri bir kullanımlık paketlere ayırıp istediğiniz kadar derin dondurucuda saklayıp lazım olduğunda çıkartıp kızartmanız en iyisi olacaktır. Zira önceden kızartılmış hurmalı çıtır kurabiyeler bir gün sonra çapıt gibi olacağından, hiç bir işe yaramayacaktır.
  2. Yukarıda verdiğim sos ölçüsü bir tabaklık kurabiye için. Büyük davetler için tüm paketten yaptığınız kurabiyeleri kızartacaksanız eğer, sos miktarını o nispette ikiye katlayarak çoğaltın. Üçe katlayın diyemiyorum çünkü her defasında sos artıyor.
  3. Portakal suyunuz yoksa eğer, bir portakalın ve yarım limonun suyunu sıkarak üzerine de su ilave ederek sosunuzu hazırlayabilirsiniz. Benim evimde genelde portakal suyu olmadığı için ben bu şekilde yaparım. Annemin evinde yaparken de portakal suyu ile hazırlarım. Şeker ölçüsünde istediğiniz kadar oynayabilirsiniz. Benim tercihim hurma zaten şekerli olduğu için az şekerli ekşi bir sostan yanadır.
  4. Fotoğraflar için lütfen Flickr Fotoğrafları CGB web adresine bakın. (Bu cümle bu tarif için şimdilik geçerli değildir).