MAVİ ŞAL

 

Bu şalı 2009 yılı kışında örmüştüm. O günlerde kalın şişim yoktu. Yünü pazardan bulmuş, şişleri sevgili H.G.’den ödünç almıştım. Önce bir telefon görüşmesi yapmış sonra da bisikletime atladığım gibi arkadaşımdan şal örmeyi öğrenmeye gitmiştim.

Daha sonra bilenler bilir püsküllerini de, annemle nereden çıktığını bilemediğimiz ve giderken uçakta birbirimize bakıp bakıp gülümsediğimiz sonrasında da ‘yiyecek ekmek içecek su, rızık kalkmış’ diye bağladığımız Afyon/Oruçoğlu’nun locasında kahvelerimizi yudumlarken yapmıştık. Püskülleri kesmek için makas mı? Yok canım makasımız filan yoktu. Makası otelin resepsiyonundan ödünç almıştık.

Bu arada bahar temizliğine başladığım hafta balkon temizliğimin içinde zikredebileceğim dolap perdesini nihayet gecen hafta dikebildim. Bu hafta da ancak yerine takabildim. Yine de gecikmiş sayılmam. Henüz sonbahara yeni girdik.

Baharda ektiğim karagözlerim çıkalı epey oldu. Hani annemlerin evini toplarken balkonda bulduğum paslı bir tava vardı ya, işte o paslı tava benim balkonumda cıvıl cıvıl karagözlerle dolu güzel bir saksı oldu.


Yorum Yapın