CUMARTESİ GEÇ KAHVALTI


Daha geçenki yazımda demiştim “dilerim en kısa zamanda sevgili Beyhan ve Leyla ile de bir 5 çayında buluşabiliriz” diye. Aman Allah’ım insanın duası bu kadar çabuk mu kabul olur? Bu yazıyı yazdığım günlerde Leyla ile henüz bir çay sofrasında buluşamamıştık ama hanım Hollanda’nın bir ucundan çıkıp Amsterdam’a gelir. Yok canım benim için değil. Gelmişken bana da, ofise, uğramayı ihmal etmez. Hatırlarsınız belki ‘kelepçeli kek kalıbım yok diye’ çıtlatmıştım blogdan, kimse tınmadı. Ben de çareyi bangır bangır bağırmada buldum. Yani bağırmak dediysem baktım ki dolaylı olarak söyleyince olmadı, doğrudan Leyla’ya söyledim. Bana, adını dahi söyleyemediği 26 santimlik kelepçeli kek kalıbı almış. (Sanıyorum piyasada bundan bir kaç santim daha küçük iki farklı ölçüsü daha var). :) Yanında bir paket de kardelen. Hep kardelenlerim olsun istemişimdir. :)

Derken ve biz cuma gününe henüz girmişken bir mesaj gelir: ‘yarın Amsterdam’da olacağım müsaitsen uğrayayım’. Beyhan’la görüşmeyeli sanıyorum iki yıl oluyor. Bir taraftan keyfim yok, diğer taraftan işler şu sıra çok yoğun, sonra bir de iş gereği yurt dışına gitmem gerekiyor, ‘hayır uğrama’ diyemeyecek kadar uzak, kafamı yastığa koyup yanında yatacak kadar yakın. Hazır gelmişken ben biraz kestireyim varsın valizimi de o hazırlasın.

Bu kadar ani gelene, üstelik yola da çıkacakken, ne yapılıp ikram edilir ki? Baktım ertesi gün Beyhan gelecek, akşam eve gelince önce çamaşırları makineye atıp serdim. Bu arada bulaşıkları yıkayıp yerleri silmeyi de ihmal etmedim. Peşinden bir de Paris Güzeli. İş çıkışı marketten, hazır almaya hiç alışkın olmadığım, tereyağlı bir yaprak hamuru ve iki meyve almıştım. Ne yalan söyleyeyim yaprak hamurunu ben misafirlerime kendim hazırladığımda daha bir mutlu olurum. İki yıl evvel çukurdan aldığım fondu takımını ilk defa Beyhan için kullanacağım hiç aklıma gelmemişti. Yaprak hamurunu uyduruk, acele, hızlı bir pizza için kullandım. Dolapta bulduğum tüm malzemelerle bir de makarna salatası yaptım içinde yok yok.

Kahvemizin yanına sevgili Beyhan’ın getirdiği ve altını çizerek ‘alkolsüz-katkısızdır’ şeklinde italiklediği el yapımı çikolatalarımızı gönül rahatlığı ile atıştırıyoruz.

“Cumartesi sabahı Beyhan gelmeden bir de çukur yaptım” demeyi çok isterdim. Biliyorsunuz sahip olduğum tek gezme gününde çukuru kolaçan etmeden rahat etmem. Beyhancımla akşam konuştuk ve onu bana erken gelmesi durumunda birlikte çukur yapabileceğimiz sonra da enine boyuna bir kahvaltı yapabileceğimiz konusunda ikna ettim. Sevgili Beyhan bir sürpriz yapar ve bundan yaklaşık 20 yıl evvel üniversitede Hollandaca öğrenme gayreti içinde aynı sıralarda dirsek çürüttüğümüz ablasını da getirir. Hem de ne getiriş? Sabah 9:00 sularında ablasını arar ve Amsterdam’a gideceğini bana da uğrayacağını söyler. Üstelik arabasında bir kişilik yer de vardır. Gülhan bu teklifi hiç düşünmeden kabul eder ve atlar arabaya. Sağ olun var olun beni sevip-sayıp geldiniz, kahvaltıcığıma eşlik ettiniz.

Onu görmeyeli yıllar olmuştu. Çok iyi oldu, hep birlikte çukurumuzu da dolaştık. Uzun zamandır döküntücü pazarcıya ‘düğme getirmiyor musunuz?’ diye sormaktan dilimde tüy bitmişti. Nihayet pembe bir düğme alabildim. Sonra pazarcının biri yine bir döküntü getirmiş ki sormayın: üç tane fincan sorarım “25 Euro” der. 4 tane tabağa 15 Euro ister. Kardeşim deli misin nesin? Git Allah aşkına. Bir de üşenmeden bana marka sayar… Yok, hele kimin tasarımıymış porselenler. Tamam, ama orası çukur pazarı, şimdi bu söylediğin fiyat hiç çukura yakıştı mı? Dolayısı ile düğmeden başka hiçbir şey alamadan geldim. Bir de ukala ‘almak zorunda olmadığımı’ söyler. Sanıyorum bu pazarcıların ortak ukalalığı. Hele bir de önüne her gelene “sana şu fiyat” demiyor mu? Bana o fiyat da, peki ilk defa çukur pazarına gelmiş arkadaşlarıma niye ‘hadi size şu fiyat’? Sanırım sürekli müşterisi olduğumu unuttu. Garip. Belli Türklerden öğrenmiş. Ama dersine iyi çalışmamış. Yoksa çok mu çalışmış? :)

İkram konusunda çok maharetli değildim kabul, fakat maksat sohbet olsun. Yüzeysel atıştırmalıklarımıza karşın sohbetimiz aksine bir o kadar derindi. Dilerim bu geç kahvaltı sofralarında sevgili Beyhan’la daha sık bir araya gelme fırsatı buluruz. Fakat bu kez daha hazırlıklı olmayı yeğlerim.

Yorumlar
  • beyhan diyor ki:

    sevgili emisgul yazdiklarin ve ikramlarin icin tesekkurler herkez arkadas olabilir ama ancak dostlar kalicidir. Sen onlardan birisin senide en kisa zamanda rotterdama bekliyorum sevgiyle kal.

  • Nesrin diyor ki:

    Sofran harika görünüyor, sohbetiniz de sahane.
    Sevgiler
    Nesrin

Yorum Yapın