SPECULAAS

 

Kelimenin kökeni 1749’a dayanıyor. Benim kitaplığımda boy gösteren ve şimdiye kadar neden aldığıma bir anlam veremediğim etimolojik lügatın dediğine göre Alman sınır lehçelerinden Hollandacaya girmiş bir kelime speculaas. Van Dale’nın dediğine göre ise sert, kuru, baharatlı ince ve figürlü bisküvi. İmgelem, hayal gücü, tahayyül, vurgun gibi anlamları olan spekulatie kelimesinin ‘genç’ hali.

Latince speculator (her şeyi gören), speculum (ayna) gibi kelimelerden de gelmiş olabileceği söylenir. Sinterklaas mevsimiyle özdeşleşmiş olduğu için geçmişte sadece bu dönemde, günümüzde ise marketlerde her daim temin edilmesi mümkün bisküvi. Kısaca bir bisküvi yani. Fakat öyle bir bisküvi ki Hollanda ile özdeşleşmiş. Adeta Hollanda deyince akla gelen üç beş üründen bir tanesi. Oysa bu bisküviyi bisküvi yapan baharatlar ihtimal o ki Endonezya’dan gelir.

İçerisinde bulunduğumuz Sinterklaas dönemini, her ne kadar ne anlama geldiğini bir türlü anlayamasam da, bir fırsat bilerek bugün speculaas yapmak yerine speculaas’ın kendisinden ve Sinterklaas’dan bahsetmek istedim. Bilmem ki insan anlamadığı bir şeyi nasıl anlatır? Yalnız pek yakında speculaas’lı bir tarifim olacak.

 

Sinterklaas için ‘ne anlama geldiğini bir türlü anlayamadığım’ diyorum çünkü Amerika’da Noel baba şeklinde Türkçeye tercüme ettiğimiz Santa Claus var sadece. Bizde ise (Hollanda’da) hem Kerstman yani Noel baba hem de Sinterklaas var. Fakat bizdeki Sinterklaas ayrı, o Noel baba değil.

Geçtiğimiz yıl 5 aralıkta Amsterdam karlar altında idi.

Sinterklaas beyaz atıyla Kasım ayının ortasında bir cumartesi günü şehre gelerek Aralık ayının beşine kadar çeşitli etkinliklere katılır (İspanya’dan gelir) yanında da Zwarte Piet adındaki siyahi yardımcıları vardır. Beyaz Sinterklaas’ın yanındaki siyahi Piet’ler her yıl ırkçılık tartışmalarını da beraberinde getirir. [Bu zwarte Pietler sırtlarındaki çuvallardan avuç avuç pepernoot* adında misket büyüklüğünde kurabiyecikleri saçarlar etrafa. Herkes kapışmaya çalışır.] Oysa Noel babanın sekiz geyiğin çektiği tahta bir kızağı vardır ve yılbaşında yıl sonunda meydana çıkar, semada uçarak gider. İkisi tamamen birbirinden farklı kişiler ve kişilikler. Dediğim gibi şehre teşrif tarihleri de farklıdır. Ha bu arada Sinterklaas’ın doğum yerinin Türkiye olduğu söylenir. Fakat gel gelelim Hollandalılar, her ne kadar Amerikalılar bu anlatımı sevmese de, Amerikalıların Hollanda’nın Sinterklaas’ını alıp İngilizce telaffuzla Santa Claus yapıp değiştirdiklerini ve adını da Noel baba koyarak dünyaya, ki buna Hollanda da dahildir, sattıklarını savunurlar.

Gerek bizde 5 Aralık’ta kutlanan Sinterklaas’ın gerekse yılbaşında yıl sonunda meydana çıkan Noel Baba’nın (Amerikalıların deyimi ile Santa Claus’un) birbiriyle aynı olan özellikleri de vardır: örneğin tarzları farklı olsa da ikisinin kıyafeti de kırmızıdır; ikisi de yaşlı ve beyaz sakallıdır; her ikisi de çocuklara hediyeler dağıtır; her ikisinin de elinde bastonu vardır. Fakat Amerikalı Santa Claus yani Noel baba bizim Sinterklaas’a oranla daha şişmancadır. Bir de o “ho ho ho” diye güler.

Speculaas’ın tadına gelince içerisinde kullanılan bir kaç önemli baharatın birleşmesinden meydana gelen çok özel bir tadı var. Baharatlar sırasıyla beyaz biber, tarçın, zencefil, karanfil, kardemom ve muskattır. Kişniş tohumu ve anason kullanıldığı da olurmuş. Kahverengi şekeri unutmuyoruz tabii.

*Yine pepernoot dediğimiz kurabiyecikler de speculaas ile aynı familyadandır.

Bisküvinin yanı sıra Speculaaspasta dediğimiz bir de ekmek katığı var ki sormayın. Adı Cafe Fernando’da zikredildiğinden beri ortalık yıkılıyor. Eksik olmasın David Lebovitz  bir yandan Cenk Sönmezsoy diğer yandan öyle bir anlattılar ki Nutella’nın saltanatı sallanıyor sandım bir an. Tüm Türkler ve Amerikalılar şimdilerde onun peşinde. Bu saltanatın sallanmasına üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Oysa bu katığın ortaya çıkış noktası örneğin tarhana gibi, höşmerim gibi pek çok gıda ürününde olduğu gibi yoksulluktur. Evet evet, yanlış duymadınız vaktiyle yoksulluğun kucağında dünyaya gelen speculaaspasta  şimdilerde dünyayı sallamaktadır. Bisküvi fabrikatörleri bir patent uğruna uzun yıllar birbirleriyle mahkemelerde didişip dururlar. Ta ki hâkimin biri Hollanda’nın Dronten köyünde yaşayan 70 yaşındaki Wapsie nenenin bu katığın gerçek mucidi olduğu kararına varıncaya dek. Aslında bu yoldaki ilk adımları Wapsie nenenin annesi atmıştır. Annesi onuruna hikayesini kısaca şöyle anlatır. “Ben henüz çocukken, ikinci dünya savaşından hemen sonra, imkanlarımız çok kısıtlı idi. Sinterklaas günü annem bize, bir şişe yardımıyla ezdiği bisküvileri tereyağı ile karıştırarak pasta yapardı. Kıt kanaat geçindiğimiz günlerdi: bir bardak çikolatalı süt ve yanında da bisküvi pastası yerdik”.

Profiterol arası speculaas katığı

Yıllar sonra anne olduğunda annesinden öğrendiği gibi kendisi de yine bisküvileri ezerek çocuklarına pasta yapacaktır. Başta da söylediğim gibi speculaas bisküvisi Sinterklaas dönemiyle özdeşleşmiş olduğundan öyle sık yapılan bir pasta değildir bu. Bir ara tarifini kaybeder. 2002 yılında bir zamane nenesi olarak tariflerini paylaşmak istediği bir web sitesi açar. O artık bir blogcudur. Sonra bir gün, üzerinde annesinin ‘bisküvi pastasının’ tarifinin bulunduğu sararmış bir kağıt bulur. Bu tarif, Wapsie nenenin sitesinde yayınladığı ilk tariflerinden olup speculaas katığının da gün yüzüne çıkışı olacaktır.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. :) :)

Yorum Yapın