PAZAR GÜNÜ EVLERE ŞENLİK GÜNÜ

Bayram kahvaltımı bile yayınlayamadım. Oysa ne de güzel fotoğraflar çekmiştim. Sadece bir gün süren tadilatın peşinden iki aydır toparlanamadım. Şu sıralar işlerimiz de yoğun olup haftanın altı günü çalışınca bana kalan tek gün pazar günü. Ne alış-veriş, ne çukur ne de bit pazarı keyfi .  Şimdilerde keyif çalışma keyfi. :) Allah tüm işsizlere iş, tüm çalışanlara çalışma aşkı versin. Amin!

Perdelerimi  yıkayıp ütüleyip yerlerine astım. Yırtık olan bir tülü de atıp yenisine başladım. Ne var ki malzeme eksikliğinden bir türlü dikemedim. Her gün bir mutfak dolabını yerlere sermek suretiyle mutfağı da büyük ölçüde tepeden tırnağa temizleme faslının sonlarına yaklaştım.  Haftalardır  her boş bulduğum fırsatta dolap temizlemekten bu gün zıvanadan tamamen çıkmış mutfağımı bir kenara bırakıp fırına bir kek yolladım. Öyle ki garip bir şekilde rüyalarımda kek yapar olmuştum.

Bildiğiniz köy keki. Ekstradan geçen babamın kırıp ayıkladığı fındık ve cevizlerden serpiştirdim. Bu kez yumurtalar her zamankinden bir ölçü küçük olduğundan iki yerine üç adet yumurta kullandım. Fakat gelin görün ki kekim normal sürecinde çatlayıp patlarken  garip bir şekilde kabardı. Şenlik kısmı işte bu görüntü. Bitmedi!

Şenliğin devamı var. Cıvataları tamamen sıyırmış olmalıyım ki bir yığın dikilecek işim başlı ve makinenin başında duruyorken, eş-dost e-mail gönderip tariflerini yazılarını bekliyoruz, yayın neden yok diye soruyorken,  ben cumartesi günü ofisten çıkınca yorgunluğuma aldırmadan perde malzemelerini alacağım pazarcının toparlanmış olduğunu görünce uzuuuuunca bir zamandır girmek istediğim dükkana yeltenip yedi renk yün aldım. Açık pembe, koyu pembe, yeşil, eflatun, beyaz, kırmızı, mavi… Altı değil, sekiz de değil ille de yedi. :) Ve başladım battaniye örmeye.  Aslında ördüğüm battaniye değil, kederim ya da kaderimdi. Tığı her battığımda ayrı bir hüznümü gömerken her çıkarttığımda bir mutluluk zuhur etti. Ve ilk parça…

Uzun yıllardan sonra ilk defa  şal örerek yeniden örgüye başlamıştım. Ondan bir yıl sonra hızımı alamamış olmalıyım ki kilim örmüştüm. Hani dünya kupası bittiğinde ne yapacağınızı bilemez, birden bir boşluğa düşersiniz ya işte kilim bitince ben de öyle olmuştum. Ofisten geldikten ve rutin işlerimi, ritüellerimi bitirdikten sonra ‘ee şimdi n’apıcam?’ diye mel mel bakar olmuştum. İşte o gün bugün aklıma koyduğum battaniye yapımına nihayet başlamıştım. Bir kaç yap bozdan sonra nihayet ilk parçayı bitirdim. Sahi ben size kilimimi de göstermedim değil mi? Söz en kısa zamanda.

Bu arada daha önce söz verdiğim üzere, dibine yakma, lahmacun ve daha pek çoğunu yapıp yayınlamayı hala planlıyorum, verdiğim sözleri unutmadım.

Güzel bir hafta olmasını diliyorum.

Hepinize hayırlı geceler.

Yorumlar
Yorum Yapın