SU

Kirli su

Biliyorum, iğrenç bir görüntü. Yüzleşmek acıdır, acıtır. Sahip olduğumuz suyun kıymetini bilebilmek ve paylaşabilmek dileğiyle.

Son anda da olsa kurtardım. Geçtiğimiz ay bahsetmiştim, her ayın son cuması bir arkadaşımın yazısını yayınlayacaktım.

Bir zamanlar alt kattaki komşuların musluğu kapatmalarını beklerdik.  Çeşmeler bir türlü  kapanmazdı ki gece 12:00’den aşağı su beşinci kata çıksın. Hele de ertesi gün eğer sular kesilecekse evde ne kadar tencere, bidon, kap kaçak var, hepsi doldurulup sergilenirdi. Yine o günlerde bulaşık bir kabın içinde yıkanır durulamak için de su dolu iki kap kullanılırdı. Yani bir günün bulaşığı toplam üç tencere suda yıkanıp kaldırılırdı.

Hatta okul günlerinde sabah kalktığımızda su bulunmadığından elimizi yüzümüzü karla yıkadığımızı dün gibi hatırlarım. Hey gidi günler…  Benim için bunlar şimdilik geçmişte kaldı. Şimdilik diyorum çünkü yarınımızın garantisi yok. Dilerim Allah gördüğümüz günden geri koymaz hiç birimizi. Fakat 2013 yılında hala su bulamayan pek çok insan var dünyada. Bu nedenle içinde bulunduğumuz yaz günlerini ve yaklaşan Ramazan ayını da bir fırsat bilip su hakkında yazmak istedim.

İstanbul’un hiç bir kahrını çekmemiş gençlik şimdilerde hariçten gazel okuyor sanki. Neyse ki bu gençlerin arasından medar-ı  iftiharımız Elsa’lar da çıkıyor. Hamd olsun.

Ricam üzerine…

Aşağıdaki satırlar sevgili Elsa’nın kaleminden.

“Su ihtiyacım olduğunda musluğa gidip, çeşmeyi açıyorum. Bunu yaparken acaba su zararlı mıdır güvenli midir diye düşünmüyorum. Yaşadığınız yer Hollanda olduğunda bu sanki çok doğalmış gibi görünür. Çeşmeyi açarsınız ve temiz  içme suyu akar. Dünyanın diğer bazı bölgelerinde bırakın temiz içme suyunu, suya ulaşmak doğal olmaktan başka her şeydir.

Bütün bir  hayatın  başlangıcı…

Su hayatın başlangıcıdır, hatta susuz hiç bir şeyin var olması mümkün değildir. Hayvanlar, tabiat ve insanlar; hepsi suya bağımlı. Buna rağmen dünya genelinde su sıkıntısı ile karşı karşıyayız. Bu nedenle Islamic Relief suya ulaşımı gerçekleştirmeyi en  önemli projelerinden biri olarak görüyor. Bir ‘su ülkesinde’ yaşıyor olmamız temiz içme suyuna ulaşamayanlar için bize bir yükümlülük ve sorumluluk veriyor. Hollanda’da bulunan meyve ve gül gibi çeşitli ürünlerin gelişmekte olan ülkelerden geldiğini ve bu ürünleri yetiştirebilmek  için çok fazla suya ihtiyaç olduğunu çoğunlukla aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz. Yani bu ürünleri ithal ederek aslında virtüel olarak su ithal ediyoruz. Tabii sürülen her sefa ile birlikte bir sorumluluğun da olması gayet mantıklı.

Dünya çapında su kuyuları açarak bir anlamda ‘geri verme’, Islamic Relief’in, hayırseverleri sayesinde yerine getirebileceği bir sorumluluk. Suyu taşımakla yükümlü olanlar genelde kadınlar ve çocuklar. Bölgedeki bir kaç su kuyusunun var olması onların yaşamlarında köklü bir değişim meydana getirir. Böylece çocuklar bütün gün su taşımak zorunda kalmaz ve okullarına devam edebilirler. Toplumun genel sağlığı ve hijyen artar. Kadınlar su getirmek için her gün kuş uçmaz kervan geçmez yerlere gitmeyeceklerinden daha güvenli bir yaşam sürerler.

Elsa van de Loo

2010-2011 yılı BM Hollanda gençlik temsilcisi

Yine aynı yıllarda Islamic Relief’in Elçisi

Yorum Yapın