YOĞURTLU ÇORBA


Hani haftalardır Amsterdam yanıp kavruluyor ya. Çok şükür bu gün akşam sicim gibi bir yağmur yağdı ve ortalık biraz serinledi. Çimenler bile sararmıştı.

Yoğurtlu çorba en çabuk şekliyle şehriyeyle de yapılabilir. İsterseniz pirinçle de yapılabilir. Fakat bu gün bizim çorbamız yarmayla. Daha lezzetli, daha doyurucu. Şehriyeli olanını da zaman zaman yapıyoruz.

Dün annemlerdeydim. Sıcaklar fena, yarmalar bozulmasın dedim kardeşime. “Şöyle yarmayla güzel bir yoğurtlu çorba yapsak, yer miyiz” diye sordum. Olabileceğini söyledi.

Bir su bardağı yarmayı tepsiye koyup seçtim. Sonra düdüklü tencereye transfer edip 4 kez güzelce yıkadım yarmamızı ve yüzündeki suyu ve çeri çöpü her defasında dikkatlice, yarmaları da lavaboya aktarmadan süzdüm. Süzgeçten süzmüyoruz, özellikle yüzünden yüzünden süzüyoruz ki çer çöp akıp gitsin. Üzerine yeterli su koyup kapağını kapattım. Bir gece bekledi.

Bugün yani 2. gün ofisten çıkınca yanlışlıkla kendi evime gitmeyim diye “annemlere gideceğim, annemlere gideceğim” şeklinde telkinler verdim kendime. Ofisten çıkınca genelde kendi evime gittiğim için hep oraya odaklanıyorum. Hani bir de yarmayı ıslatmışım ya dünden, mecbur yapılması lazım. Mutlaka annemlere gitmem lazım.

Ve nihayet kardeşimle birlikte yoğurtlu çorbamızı yapıp yedik. Nasıl mı? Aşağıda yapılışı bölümünde okuyabilirsiniz. Yerken yoğurtlu çorba yapımının ne kadar da kolay olduğunu ifade edince, ondan da bir tasdik bekledim açıkçası ve “öyle değil mi” diye ısrarla sordum. Oysa kardeşim  “evet, iki günlük iş” deyip kahkahayı bastı peşinden.

Malzeme

  • 1 su bardağı yarma (dövme, aşurelik buğday)
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı un
  • Yeteri kadar tuz

Üzeri için

  • 2-3 yemek kaşığı tereyağı
  • 1-2 yemek kaşığı nane ya da kekik

Yapılışı

  1. Yarmayı bir gün ıslattıktan sonra ertesi gün bir kere daha yıkayıp 10 bardak kaynamış su (işlemi hızlandırmak için suyu kaynamış kullanıyoruz) ilavesiyle kaynamaya bıraktık. Kaynayınca üzerine biriken köpükleri aldık. Düdüklü tencerenin kapağını kapatıp bir saat pişirdik.
  2. Diğer tarafta 1 yumurta, 2 su bardağı yoğurt ve iki kaşık unu bir su bardağı soğuk suyla güzelce çırpıp içerisine sıcak tencereden bir kaç kepçe alarak karıştıra karıştıra ilave ettik. Hani ılıttık ki yoğurt doğrudan sıcakla buluşunca kesilmesin.
  3. Sonrasında bu yoğurtlu, unlu karışımı yine karıştırarak tenceremize ilave edip kaynayıncaya kadar kardeşimle birlikte karıştırdık. Kaynadıktan sonra altını kıstık ve bir kaç taşım daha kaynatıp ocaktan aldık.
  4. Bir tavada bolca J tereyağımızı karıştırarak eritip içine nane attık. Bir kaç kez daha karıştırdıktan sonra ateşten aldık. Bu arada tuzunu da attığımız çorbamızın güzelce erittiğimiz yağını da ilave ettik.

Her zaman söylerim. Az tuz çok tuzdan efdaldir. Az tuzun çaresi vardır. Çok tuzun çaresi yoktur. Ya da ben yok diye biliyorum. :)

Bu arada yine kardeşim A. Z.’ye teşekkür etmeden geçemicem. Bu günki katkısı büyüktü. Yönelttiği sorularla bir kaç püf noktaya değinmem gerektiğini hatırlattı bana. Böylelikle hiç yemek yapmasını bilmeyenlerin de uygulayabileceği bir tarif çıktı ortaya.

Biz kardeşimle tabak tabak yedik. Yaklaşık 10 kişi daha doyardı bu çorbayla. Hatta balkonda yağmurun altında çorbamızı fotoğrafladım bile. Tüm aşamaları anlatarak, hani kardeşimle birlikte yaptık ya, bu seferki tarifim biraz eğitim kapsamlı oldu.

Yorum Yapın