BABAM VE ARKADAŞI İBRAHİM AMCA

P1110640  

Tüm bildiklerimi unuttum. Tüm ezberleri bozdum. Tüm alışkanlıklardan vaz geçtim. Aa aaa, çok özgürüm! Bu arada özgürlük nedir bilir misiniz? Vazgeçebilmektir özgürlük. Bu konu derin, biz soframıza dönelim.

Bildik, ezberledik ve alıştık deyince insanın aklına lahmacun, içli köfte, sarma-dolma, tavuklu yemekler, et yemekleri, köfteler, patlıcan kebapları, yeşil fasulye, ve saire ve saire geliyor. Ha bir de olmazsa olmazlardan pirinç pilavı var, bir de mercimek çorbası. Düşündükçe bu liste uzayıp gidecek. Ha bir de tatlılar var: sütlaç, keşkül, baklava, revani, şeker pare gibi… İşte bu akşam bütün bu bilinenlere sırt çevirdim. Bir bildiğim daha var o da ‘misafire bulgur olmaz’  anlayışı. Bunu daha önce de yazmıştım. Bu anlayışı da hiçe saydım.

Anneme yapacağım yemekleri madde madde geçince, tüm şaşkınlığıma ragmen annem “çok iyi” dedi. İtiraf ediyorum ben bir baş kaldırış bekliyordum ama neylersiniz ki insan her zaman umduğu tepkiyle karşılaşmıyor. Eğer annem onayladıysa o işten korkma, pek bir mesud oldum, korkusuzca atıldım.

Listem şöyle:

  • Mercimek cıyıklaması (çorba yerine) iki gün önce vaz geçtik, çünkü bunun içinde bulgur var, üstüne dibine yakma olmaz, o bulgur, bu bulgur.
  • Erişte çorbası (çorba mı yemek mi tam çıkartamadım ama sulu olduğu için daha çok çorba sanırım).
  • Dibine yakma (pirinç pilavına alternatif, ana yemeğimiz)
  • Fırında patates (pişman değilim)
  • Yeşil salata (çok tüketmemiz lazım)
  • Börek (bu kadarcık kusur kadı kızında da olur)
  • Kabaklı cheesecake (Hollanda-Türkiye sentezi, siz bunu bilinen şekliyle doğu- batı sentezi şeklinde de okuyabilirsiniz).
  • Ve son anda yaptığım me’muniye tatlısı.

Gelelim misafirime. Bu akşamki misafirim ağır top. Ağırlığı adından, yapmış olduğu çalışmalardan, makamdan, mevkiden değil. Baba arkadaşı olması. Hepsi bu. Evet sadece bu. Her bir misafir kıymetlidir. Annemin dediğine göre misafire hizmet Allah için hizmettir. Ancak babanızın ya da annenizin arkadaşı deyince orada bir durun. Üç yıldır mı desem daha mı fazla İbrahim amcaları davet etmek istedim. Evveliyatı var tabi. Sonra ben onlara gittim. Sonra Reyhan yenge hastalandı. Sonra Reyhan yengenin hastalığı kısa bir sürede iyiden iyiye arttı ve geçtiğimiz yıl kendisini kaybettik. Allah rahmet etsin. Sonra biz taziye ziyaretinde bulunduk. Sonra araya başka başka şeyler girdi. Nasip kısmet işte. Derken nihayet randevumuz gerçekleşti.

P1110652

Türk erkeleri çiçek almasını bilmez diyenler hele beri gelsinler.

İbrahim amcayla babamın tanışıklığı bundan yaklaşık elli yıl öncesine dayanıyor. Gezgin babam 1966 yılında adım atar Amsterdam’a, henüz 24 yaşında çıta gibi delikanlı. İbrahim amca ondan daha kıdemlidir, 1964’te üstelik bir miktar İngilizce bilgisiyle gelmiştir, o bakımdan konu dil olunca 1-0 öndedir. Namaz vakitlerini ayarlayabilmek için babam haftada en az bir gün güneşin doğuşunu ve batışını izlemeye çalışır. Böylelikle sabah ve akşam namazlarının vakti bellidir. Geriye kalan üç vakit de gün doğumu ve batımına göre ayarlanır.

Babam genclik Ibrahim amca

Bir şey dikkatimi çekti. O günlerde gençlik beyaz gömlek giyer ve kravat takarmış. Gömlek her daim ütülü.

Tam olarak nerede ve nasıl tanışırlar? İbrahim amca babamların tercümanlığına gelir, öylelikle bir tanışıklık başlamıştır zaten. İşte orada ne olursa olur, tercümanı fıtık ederler. Sürekli bir haksızlık vardır, beriki denk duramaz ver ha karışır. Derler ki sen tercümansın, paranı al otur, suya sabuna karışma. Ancak gel gör ki tercüman delikanlının kanı öyle böyle değil bayağı bir delidir, duramaz yerinde alır başını gider.

Daha sonra babam bir kaç arkadaşıyla bir ekip kurar, der ki, Hollandaca biliyorsun gel İbrahim sen de katıl. “Adama demişler ya hani, ne iyi yaptın, sana da bu yakışırdı, denizde boğulmakta olan birini kurtardın. Adam sorar ‘beni denize kim itti?’. Amcam bu örneği verir ve beni denize atan işte senin baban, der.

P1110651

Gelelim yemeğe, “yediğin içtiğin senin olsun, gördüğün güzellerden ne haber” derler ama, bu bir yemek bloğu olduğu için ben yemekleri de sorcam. O günlerde neler yenilip içildi? Ibrahim amca der ki, bir zamanlar Balistraat’a gelirdik, orada buluşur, sohbet eder, yer içerdik. Yine babanlarla birlikte hep birlikte bir sofradayız şimdi senin evinde. Yıllar çabuk geçiyor.

Efendim o günlerde lahmacun, içli köfte, burma tatlısı filan olmazsa olmazlarıdır bizimkilerin. Bir de eti kendileri kestikleri için her kesimden sonra tava kebabı. Yokluk çektikleri günler de olmuştur, çok sıkı çalışırlar, imkansızlıklar içinde imkan bulmaya çalışırlar, pek çok rahattan feragat ederler, gönüllülük bazında dernekçilik çalışmalarında daha altmışlı yıllarda ve yetmişlerin başında onlar atarlar hep ilk adımı.

 

Oldukça iyi de beslenirler, beslenmek önemlidir. Harama helale dikkat ederler. Etin beslenmedeki yeri kuşkusuz tartışılmaz. Diğer taraftan önemli bir husus var ki insan yediğine içtiğine dikkat etmeli, öyle her bulduğunu yememeli, özenli olmalı. Bu sebepten iyi ki memleket yemekleri var. Ve iyi ki bu gün soframı dibine yakmayla taçlandırdım. Ve iyi ki blogum var.

Ne mutlu beslenmesini bilenlere. Ve ne mutlu şükredenlere.

TEPSİ KÖFTESİ

1

Akşam yemeğinizi pratik bir şölene çevirmeyi istemez misiniz? Hem pratik, hem şölen, ‘yok artık’ dediğinizi duyar gibiyim. Bu kadar ön yargılı olmasak?

Sadece bulgur ve kıyma ile bir şölen sunmanız mümkün. Aşağıdaki malzemeleri istediğiniz kadar kullanarak yani horantayı göz önünde bulundurarak hazırlamalısınız tepsi köftesini. Tek başınıza yapacaksanız, yanında da başka yemek yoksa bir bardak bulguru baz alarak küçük bir fırın kabında yapabilirsiniz.

Tepsi köftesini içli köfteden ayırtan en önemli özellik şekli ya da tadı değil. Burada su miktarı bir parça fazla. Şöyle ki, köftemiz bu defa fırında ve tepside pişeceği için yani içli köftedeki gibi tencerede kaynatmayacağınız için, oldukça fazla suyla yoğurmanız gerekiyor. Yani hem sulu hem de iyi yoğurmalısınız. Yine bulguru önceden ıslatmak yok, lezzet değişir. Fırında pişerken bulgurların kıtır kıtır olmaması için oldukça sulu yoğurmalısınız.

İç kıymayı bir gün önceden kavurmanıza da gerek yok. Tepsi köftesi yapmaya aynı gün karar vermiş olabilirsiniz. Bu durumda önce kıymayı kavurup sonra da dış harcını yoğurabilirsiniz. Nitekim, dış harç ve iç kıyma ikisi de tepsiye döşenecek. Dolayısıyla içli köftedeki gibi önceden kavurup soğutmanıza pek gerek yok. Ama yok ben bir gün önce akşamdan kıymamı kavururum diyorsanız, eyvallah derim.

Yalnız burada bir püf noktaya değinmek istiyorum. Kıyma kavururken kullandığınız soğan aşağı yukarı kıyma miktarına eşit olmalı. Yani bir kg kıyma kullanıyorsanız lütfen bir adet soğan kullanmayınız. Soğan bir kg olmayacaksa bile kıymaya yakın olmalı. Kıymada soğanın eksikliği lezzeti doğrudan olumsuz etkiler.

Bir önemli baharat var ki o da rayhan. Rayhan deyip geçmeyin. İçli köftede olduğu gibi tepsi köftesinde de o bordo rayhan kurusu hem dış harcın hem de iç kıymanın olmazsa olmazlarından.

Kararlı olun ve asla pes etmeyin. Tüm tarif tamamen göz kararı. O halde buyurun gözlerimize karar aldırmaya.

P1060367 P1060370 P1060371 P1060372

Dış harç için malzeme:

  • Bulgur
  • Yağsız siyah kıyma (çiğköftelik kıyma)
  • Soğan
  • Soğuk su
  • Kırmızıbiber
  • Tuz
  • Rayhan

İç kıyma için malzeme:

  • Normal yağlı kıyma
  • Soğan (bolca soğan)
  • Tuz
  • Kırmızıbiber
  • Rayhan

Bir miktar da tereyağına ve zeytinyağına ihtiyacımız var.

Yapılışı

  1. Bir gün önceden yağlı kıyma suyunu çekene kadar açık ateşte kavrulur. İnce doğranmış bol soğan suyunu çekmiş olan kıymaya ilave edilir ve soğanlar kavruluncaya kadar kâh kapak kapatılarak kâh açıp karıştırarak kıyma kavrulur ve baharatları ilave edilip bir iki de böyle kavrulup soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra buzdolabına kaldırılır.
  2. Ertesi gün yani köfte yapılacağı gün bulgur ve diğer tüm baharatlar bir leğene konup soğuk su ilavesiyle yoğrulmaya başlanır. (soğan ya bulgur gibi ince ince doğranır ya da rendenin ufak gözünden geçirilir). Bu arada yağsız kıyma da ilave edilir ve ıslatıp bekletmeden bildiğiniz çiğ sert bulgur aşama aşama soğuk su ilavesiyle yumuşayıncaya kadar yoğrulur.
  3. Köfteyi döşeyeceğiniz tepsiye bir miktar zeytin yağı sürüp üzerine ince bir katman halinde dış harcın yarısını elinizle yerleştirin. Tekrar söylüyorum, ince bir katman halinde! Dış harç kullandığınız tepsiye göre fazla geldiyse eğer çözüm onu kalınca döşemek değildir. Çözümünüz ikinci bir fırın kabı kullanmak olsun. Dediğim gibi bulgur ince bir katman halinde olmalı zaten pişince bulgur kabaracağından biraz daha kalınlaşacak.
  4. Üzerine bol miktarda kavrulmuş kıymayı yerleştirin.
  5. Bunun üzerine yine parça parça, fotoğrafta gördüğünüz gibi, ama yine çok ince bir katman halinde dış harcı yerleştirip elinizle tüm yüzeyi biraz ıslatın.
  6. Üzerine parçalar halinde her bir yerine gelecek şekilde tereyağı yerleştirip fırına gönderin.
  7. Tere yağı biraz yumuşayınca elinizle ya da bir fırça yardımıyla tereyağını tüm yüzeye sürebilirsiniz.
  8. Altı ve üstü pişinceye kadar 180-200 derece fırında pişirin.
  9. Daha sonra sıcakken dilimlere kesip bir spatul yardımıyla servis yapın.

Sıcakken yemeyi unutmayın. Eğer köfteniz arttıysa buzdolabına ya da hatta derin dondurucuya kaldırabilirsiniz. Ertesi gün yiyecekseniz buzdolabında saklamanız yeterli. Tost makinesinde ya da yanmayan bir tavada ısıtıp yiyebilirsiniz.

Ertesi gün bizim ofistekiler kelimenin tam anlamıyla ba – yıl – dı – lar.

URFA USULÜ YUMURTALI KÖFTE

   Yumurtali kofte 7 

Emsal İstanbul doğumlu bir Urfalı, şimdilerde Amerika’da yaşıyor. Ancak gerek İstanbul’da gerekse Amerika’da misafirlerine mutlaka ama mutlaka bir yumurtalı köfte yapıp ikram ediyor.

Nasıl mı? Çok basit, işte böyle.

Malzeme

  • 1 baş soğan
  • 2 avuç düğürcük (ince bulgur)
  • Tuz, kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
  • 1/4 bayat İstanbul ekmeği (2 avuç kadar)
  • Maydanoz
  • Taze soğan
  • 2-3 adet yumurta
  • 1 su bardağı ay çiçek yağı

Yumurtali kofte 1Yumurtali kofte 2 Yumurtali kofte 3Yumurtali kofte 4

 Yapılışı

  1. Soğanı ince ince kıyıp köfteyi yoğuracağınız leğene alın.
  2. Maydanoz ve taze soğanı ince ince doğrayıp bir kenara bırakın. (Bizde taze soğan olmadığı için kullanmadık.)
  3. Tuz, biber ve salçaları soğanın üzerine ilave edip, bayat ekmeği de ufalayıp soğuk su ilavesi ve bulgurla birlikte yoğurun. Dikkat edin, bulguru önceden ıslatmıyorsunuz.
  4. Köfteyi yoğurduktan sonra yağı iyice kızdırıp içine çırpılmış yumurtayı dökün. Bu aşamada yumurta köpük köpük piştikten sonra ortasını kaşıkla kırıp altını üstüne çevirin.
  5. Her tarafı yani altı-üstü iyice pişen yumurtayı tamamen yoğrulmuş olan köfteye yağı ile birlikte ilave edip, maydanoz ve soğan karışımıyla birlikte ve yumurtayı da parçalayarak bir iki daha karıştırıp tabaklara birer avuç koyup sıcakken servis edin.

Sıcak yumurta ve yağı köfteye dökerken dikkatli olmakta fayda var! Bu kaynar yağ-yumurta karışımı elinizin üstüne aman ha aman dökülmesin.

Afiyet olsun!

Yumurtali kofte 6Sahilde yuruyus

Allah arkadaşımın kesesine bereket gönlüne huzur versin! Amin. Ellerine sağlık!

Not:

  • Bu tariften 4 kişilik yumurtalı köfte çıkıyor.
  • Ekmeğin burada yapıştırıcı bir özelliği var, yani köftenin dağılmasını önlüyor.
  • Arkadaşımın dediğine göre ay çiçek yağı yerine zeytin yağı kullanmak ağır olurmuş. Fakat ben bir kere denemek isterim.

ÇİĞ KÖFTE TARİFİ

 1

Bundan üç yıl evvel tarifsiz bir çiğ köfte yazısı yayınlayıp yapımdaki püf noktalardan bahsetmişim. Ve ‘ilk çiğköfte yaptığımda nokta virgül tüm teferruatıyla birlikte anlatmaya calışcam’ diyerek bir de söz vermişim. Aradan geçen bunca zamandan sonra her ne kadar kendim yapmadıysam bile yine de nokta virgül tarif verebileceğim bir çiğ köftem var bu akşam.

2346

Yukarıda sağ tarafta gördüğünüz soğan çok görünebilir, kaç taneydi gerçekten bilmiyorum fakat ciğer kadar vardı. Makineden geçmiş soğan sıvı yağ ve tereyağı ilavesiyle yüksek ateşte biraz kavrulur. Sonra yine makineden geçirerek kıyma kıvamına getirdiğiniz ciğer ilave edilip yine yüksek ateşte karıştırarak kavrulur. Tabii bu arada makineden yani mutfak robotundan geçirirken dikkat edip ciğerin suyunu çıkarmamak gerekiyor. Eğer et makinesinden çekiyorsanız zaten bir sıkıntı yok. En son kırmızı biber ilave edilip bir iki karıştırdıktan sonra ateşten alınıyor. Tabii ehm, tuz ilave etmeyi unutmuyorsunuz.

75

Yanında ne yenir-içilir diye soranlara: Kavrulmuş ciğer-kıyma ya da cacık, ya da hoşaf ya da yoğurtlu çorba, ya da tarhana çorbası, ya da en basitinden ayran ve bazlama olmalı.

8 9

Henüz maydanoz ilave edilmeden A.Z. abiye mutlaka bir tabak sıkılıp ayrılmalı. Yoksa kavga çıkabilir. Yaşasın huzur! Annemiz sen çok yaşa!

12

11

Hem çorba, hem ayran, hem cacık, hem hoşaf olması tabii ki gerekmiyor. Bunlardan sadece bir tanesinin olması yeterli. Fotoğrafta bunların hepsinin bir arada olduğunu görmeniz idrak ve izah edemesek de, tüm algıların dışında da vuku bulmuş olsa, “bir tevafuk neticesi sadece” diye avunalım. Ve varlığımıza şükredelim. Tabii bunda ailemde benden başkalarının da bir parça sıyırmış olmasının rolü yok değil. Çok üzgünüm, gerçekten.

1315

Ailemiz kalabalık olduğundan aşağıdaki tarif bizim için yeterli. 3-4 kişilik küçük aileler için 1 su bardağı orta bulgur ya da düğürcük kullanılarak ve bir avuç kıyma ile de yapılabilir.

14

Şimdiden afiyet olsun.

Malzeme

  • 2-3 su bardağı düğürcük
  • 250 gram yağsız çiğ köftelik kıyma
  • 2-3 adet orta boy soğan
  • 2 kaşık domates salçası
  • 2 kaşık biber salçası
  • tuz, kırmızı biber, isot biberi, karabiber
  • nane, rayhan
  • 5-6 adet domates
  • zeytin yağı
  • maydanoz

Yapım aşaması aslında çok kolay. Sadece öncesinde ve sonrasında çok bulaşık çıkıyor.

Yapılışı

  1. Öncelikle maydanozu yıkayıp ince ince doğrayın.
  2. Soğan ve domatesleri ayrı ayrı mutfak robotundan çekip yanınıza alın. Mutfak robotu olmayanlar soğanları rendenin ufak kısmından rendeleyebilirler. Yine domates de rendelenebilir, biz eskiden rendeden geçiriyorduk hatırlıyorum.
  3. Leğene düğürcük, tüm baharatlar, salçalar ve çiğköftelik yağsız kıymayı ve robottan geçirdiğiniz soğanları ve bir miktar da domatesten koyup yoğurmaya başlayın.
  4. Dikkat edin çiğ köfteyi su ilavesiyle ya da bulguru önceden ıslatarak yoğurmuyoruz.
  5. Gerektikçe azar azar makineden geçirdiğiniz domatesten koyup yoğurmaya devam edin.
  6. Bu arada tadına bakıp, tuz ve biber dengesini kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
  7. Nereden baksanız bir 20-25 dakika yoğurmanız gerekiyor.
  8. Yoğurarak ve domates ezmesi ilave ederek yumuşattığınız karışım eğer ağzınıza aldığınızda kütür kütür kuru bulgur kıvamından yumuşayarak köfte kıvamına geçmişse bu aşamada zeytin yağı ve maydanozunu ilave edip bir kaç kere daha karıştırdıktan sonra sıkarak servis tabağına alın.

Unutmayın, anında yenmesi gerekir, suyu çekilmeden!

Tavsiye:

Çiğköfteyi mutlaka sulak bir yerde yemelisiniz. Yemekten sonra bol çay ya da su şart.

DÜĞÜRCÜK GIYMASI/KISIR

Geçenki yazımda Zümra bebeğin ziyaretinden bahsederken kısır yaptığımı yazmıştım. Evde yeterince malzeme olmasına rağmen uzun zamandır yapmıyordum. Genelde annemlerdeyim ya hani… Orada da hani Rıza aşağı yukarı her gün, yani yemek bulamadığında ve evde et olmadığında ya da sırf canı çektiği ve şu sıralar kısıra dadandığı için kısır yapıyor ya, bana sıra gelmiyordu bir türlü.

Ben elimi bayağı bol tuttum. Aslında her bir kişi için birer avuç bulgur koyarlardı teyzeler. Çocukluğumdan kulağıma yer etmiş bir bilgi bu. İsterseniz bir su bardağı bulgurla da hazırlayabilirsiniz. Bu durumda diğer malzemeleri ona göre ayarlamak lazım. Fakat 10-15 kişilik kalabalık toplantılar için aşağıda vereceğim ölçünün ideal olduğunu düşünüyorum. (Tabii yanında başka yiyecekler de olacağından yola çıkarak.)

Annemle hep konuşuruz bunu. Aslında memlekette adı düğürcük gıymasıdır, düğürcük denilen bulgurun en incesiyle yapılır. Fakat ben buradaki düğürcüklerle yapılan yemeklerden hiçbir lezzet alamadığımdan hatta midem bulandığından orta bulgurla yapıyorum. Annemin dediğine göre normalde orta bulgur içli köfte için kullanılırmış.

Nereden çıktı bu kısır?

Annem der ki “bizim düğürcük gıyması (kıyması) şehre gelince kısır olmuş”. ‘Neden?’ derim… Ama bir türlü bilemeyiz. Gerçekten şimdiye kadar etimolojik olarak kısır adının nereden geldiğini öğrenemedim. Şöyle bir baktım ancak bu konuda internette bir şey göremedim. Hatta son zamanlar bulgur salatası diye de anılır oldu. Belki NL versiyon için en uygun tanım da bu olacak. Ha bir de çiğ köfte var, hani şu etsiz çiğ köfte. Buyurun, bu da yeni moda. Anlamadıklarım sınıfından. Çiğ köfte, içine çiğ et konursa olur. Etsiz olana düğürcük gıyması yani diğer bir ifadeyle kısır denir. Böylece Zümra’nın sayesinde düğürcük gıyması ile ilgili bayağı bir iç döktüm.

Ana madde olan bulgur konusunda bol davrandığım gibi kullandığım diğer malzemelerden de hiç kısmadım. Aşağıda verdiğim tüm yemek kaşığı miktarları baharatlarda bol bol, salçalarda ise tepe tepe tepeleme kaşıklar. :) Maydanoz da yine büyükçe bir demet. Siz yine maydanozu da damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz. Önemli bir konu daha var ki o da renk: kısırın renginin kırmızı olması gerektiğini bir kez ve önemle vurgulamak isterim. İster adı kısır olsun, isterse varsın düğürcük gıyması rengi hafiften sarı ya da turuncumtrak olmamalı. Salça konduğu belli olmalı, bildiğiniz kırmızı olmalı yani.

Normalde kısırın soğanı kavrulmaz. Fakat bir süredir annem kavurarak yapıyor. Böylelikle soğan yemeyen babam da yiyormuş. Hem de arttığı zaman içinde çiğ soğan ve sarımsak olmadığından sasıma derdi de yok. Koy buzdolabına akşama da ye. Hatta ertesi gün tereyağında bir yumurta pişirip üzerine dök kısırı bir güzel karıştırarak ısıt. Yanında ayran ya da çay mutlaka olmalı. Sonra yumul ekmekle… Lokma lokma…

Zübeyde’ye tüm malzemeyi hazırlayıp gittiğim için yapımı neredeyse sadece 5 dakika aldı. Zübeyde’nin yengeciği yoğurdu. Sonra bir miktar eve de getirdim. Ertesi gün kahvaltı için. Zümra’nın babasına da kaldı hatta Cihannur ve Sait’e de gitti.

Kısırın üzerinde gördüğünüz bir tanecik uğur böceği çalışması Evimizdeki Lezzetler’in sahibesi Mihriban hanımdan. O kadar çok domatesi böcüğe çevirmede gösterdiği sabırdan dolayı kendisini ayrıca kutluyorum. Ancak sanatçı ruhuna ve sabrına sahip olunca böyle eserler çıkıyor olmalı. Ben bir tane hazırlarken cinnet geçirmenin eşiğinden döndüm desem abartmış sayılmam. Allah’dan akıl edip tek bir tanede bıraktım da rahatladım.

Malzeme

  • 4 su bardağı orta bulgur
  • 3 adet orta boy soğan
  • 2 diş sarımsak
  • Soğan ve sarımsağı kavurmak için biraz sıvı yağ
  • Damak tadınıza göre tuz
  • 1 su bardağı zeytinyağı
  • Birer yemek kaşığı kırmızıbiber, isot, nane, rayhan
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 3 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1 limon suyu
  • 1 demet maydanoz

Yapılışı

  1. Yaklaşık bir su bardağı kadar zeytinyağının içine yukarıda saydığım tüm baharatları atıp bir kenara bırakın. Bunu vaktiniz varsa akşamdan da yapabilirsiniz. Fakat kısır yapmaya akşamdan karar vermediyseniz yapmaya karar verdiğiniz andan itibaren bu zeytinyağı karışımını hazırlamanız bile kısırın lezzetine lezzet katacaktır.
  2. Diğer tarafta biraz sıvı yağ ile ince ince doğradığınız soğan ve rendelediğiniz sarımsağı bir miktar da tuz ilavesiyle kavurun.
  3. Daha sonra bir kapta bulgurun üzerini geçinceye kadar kaynamış su döküp kapağını kapatın. Hatta bu arada bulgura biraz tuz da atabilirsiniz. Tuz ve bulgur özleşmiş olur.
  4. Bir müddet sonra, yani bulgur tüm kaynamış suyu çekip elinizle yoğuracak kadar da soğumuşsa eğer, kavurduğunuz soğan karışımı, baharatlı yağ karışımını ve salçalarını ilave edip kısırınızı, tertemiz yıkadığınız elinizle yoğurun.
  5. Bir miktar yoğurduktan sonra limon suyunu da ilave edin. Bu aşamada tadına bakıp gerekiyorsa tuz ve kırmızıbiber ilave edebilirsiniz.
  6. Daha sonra ince ince doğramış olduğunuz maydanozu da ilave edip güzelce karıştırın.
  7. Bol yeşillik ya da yeşil salata veya domates salatası ile servis yapın.

 

Afiyet olsun!