KABAK ÇORBASI/ POMPOEN SOEP

Soğuk kış günlerinde içimizi ısıtacak çorbalar sofraların baş tacıdır. Bununla birlikte yazın yakılan fırın hiç çekilmezken soğuk kış günlerinde fırını yakmak bir keyfe hatta sobası olmayanlar için bir zarurete bile dönüşebilir. Bugün ben bir taşla iki kuş vurdum ve fırında kabak çorbası yaptım.

Şüphesiz Türk mutfağının muhteşem çorbaları var. Fakat uzun zamandır Hollandalıların geleneksel çorbaları olarak bildiğim kabak çorbası yapmak istiyorum. Aslında pek çorbacı değilimdir. Sabahleyin kahvaltımdan önce fırınladığım kabak ve arkadaşlarının akşam ofisten çıktıktan sonra canını okuyup içme derdindeyim. Bunu büyük bir iştiyakla ofiste RJ’ye anlatınca, ‘o kadar da geleneksel değil biz yılda sadece bir kere yerdik’ dedi. Hollandalılar özellikle Sint Maarten döneminde içini oyarak fener yaptıkları kabağın oydukları içini de çorba yaparlarmış.

İlk yaptığımda küçük bir kabağın yarısından yapmıştım bir tencere çorba oldu. Oldukça bereketli. Kalabalık meclisler için ideal. İkinci yapışımda sadece bir kişilik yapmak istedim. Yine fazla oldu. Aşağıda vereceğim tarif 4 kaselik.

Malzeme

  • 2 küçük dilim kabak
  • 1 adet soğan
  • 1 adet domates
  • 1 adet küçük kırmızı dolmalık biber
  • 1 adet yeşil sivri biber
  • Yeteri kadar zeytinyağı
  • Yeteri kadar tuz
  • 3 su bardağı su

Üzeri için

  • 2-3 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı nane

Ya da peynirli ve soğanlı fırın cipsi

Yapılışı

  1. Öncelikle tüm sebzeleri yıkayıp gelişi güzel büyük parçalar halinde doğrayıp bir fırın tepsisi üzerinde zeytinyağı ve tuzla harmanlayıp 15 dakika yüksek ısı ve ızgara ayarında kızartarak fırınlayın. (Biberlerin çekirdeklerini ayıklayıp yıkamayı unutmayın).
  2. Sonra tüm sebzeleri bir tencereye alıp üzerine 2-3 bardak kaynamış su ilave edin.
  3. Staaf mixer dediğimiz elektrikli el çırpıcısıyla tüm sebzeler ezilinceye kadar çırpın. Eğer böyle bir çırpıcınız yoksa sorun değil, bir tel süzgeçten geçirerek de sebzeleri ezebilirsiniz.

Not:

  • Kabak dilimlerinin büyük ya da küçük oluşu çorbanın koyuluğunda önemli etken teşkil edecektir.
  • Su ilave etmeye önce 2 bardakla başlayıp, daha fazla gerekirse yavaş yavaş su ilave ederek istediğiniz kıvama gelinceye kadar açabilirsiniz.
  • İsteğinize göre üzerine tereyağında erittiğiniz nane gezdirebilirsiniz.Ben üzerine % 70 daha az yağlı fırınlanmış soğan/peynir cipsinin kırıklarından serpiştirdim kasenin birine.

MERCİMEK ÇORBASI

2

Blog dünyasında kafeteryam ve ben bir yılı geride bırakırken, ilk yılımızı geride bırakıp ikinci yıldan saatler aldığımız bu gün, yani 30 haziran, için ne şekerli tarifler yapıp yayınlamayı planlamış olmama rağmen kısmet mercimek çorbasındaymış. Dilerim önümüzdeki yıl dönümlerine nice tatlı-çikolatalı tarifler nasip olur.

3a

Hollandalı bir iş arkadaşım hazır çorba almış, odasına geçerken bana göstermişti. Akşam yemeğinde Türk mercimek çorbası içeceklermiş. Sanırım yanında da Türk pidesi vardı. Ben de makbul olan mercimek çorbasının evde yapılmış olması gerektiğini, esas mercimek çorbasının bu olduğunu ve hazır çorbalarda envai çeşit katkı maddeleri bulunduğunu anlatınca. ‘Çok iş, muhtemelen’ şeklinde karşılık vermişti. Ben: “5 dakika, sadece 5 dakika” dedikten sonra bunun düdüklü tencereyle mümkün olduğunu ve bir gün gelmek isterse kendisine yapıp gösterebileceğimi söylemiştim. O da kabul etmişti.

1

İncecik doğranıp yıkanmış hafif tuzlu soğan çocukluğumdan beri mercimek çorbasının yanında yediğimiz bir vazgeçilmez.

Bir kaç ay evvel, hani biz birlikte mercimek çorbası yapacaktık ya diyerek, bana kibarca hatırlattı. ‘Hay hay randevulaşalım o halde bir gün’ dememe rağmen yine de kesin bir randevu yapamamıştık. Derken yine geçti aradan üç beş hafta. Sonrasında ben bisiklet elimde bir gün düşüverdim nasıl olduğunu bile anlayamadan … Sonra ben yine düştüm, hem de bu kez bisikletle birlikte ve buzun üstüne. Oram buram yamuldu, üstüm başım çapıt gibiydi hani yazmıştım. Peşinden ben mide enfeksiyonu virüsü kapmıştım, hani onu da yazmıştım. Bir süre sonra bizim mercimek çorbası yine aklıma düştü, ajandalarımızı açtık ve F.’nin sözleriyle yazmam gerekirse ‘Hollanda adetlerince’ datum prikken yaptık. Peşinden araya bir şeyler girdi ve bu randevuyu iptal etmek durumunda kaldım. Bir sonraki randevumuzu F. iptal etmişti. Sanırım böylece ikimizde randevu iptal etme hakkımızı kullanmıştık. Sonrasında n’olur n’olmaz düşüncesiyle bir müddet randevu yapmaya cesaret edemedik. Hatta korktum, böyle giderse evdeki mercimek de kurtlanacak diye. Bu arada hiç vaktimiz yok ya buluşup bir çorba kaynatmaya… O tatile gitti… Ben tatile gittim. Hatta bu arada F. Bir Türk arkadaşından aldığı tarifle kendi kendine mercimek çorbası yapmıştı bile evinde. (Fakat ben ille de bir kere nasıl yapıldığını görmesini istedim ısrarla).* Derken geçen hafta yine aklıma düştü araya bir de yaz tatili girerse bizim çorba hepten güme gidecekti. Jet hızıyla ajandamı alıp F.nin yanına attım kendimi. Ajandalarımıza notlarımızı alıp araya bir şey girmemesi için dua ettik. Hazır o gelmişken yine Hollandalı olan R. de gelsindi. Esas kızla anlaştıktan sonra artık gerisi kolaydı. Eksik olmasın R. de gelebilecekti.

Ve nihayet yaklaşık 8 ay sonra işte bugün o gün.

Mercimek çorbası pişirmenin pek çok versiyonu vardır. Bizim aşağıda verdiğimiz mercimek çorbası tarifimiz bu alternatiflerden sadece bir tanesi. Malzeme listemiz uzun gelebilir. Fakat gerçekten uzun bir liste değil. Sebzeler, içinde hiçbir katkı maddesi ve naneden başka baharatı olmayan, çorbamızın lezzetini getiriyor. İki farklı yağ kullanmak istemezseniz tek bir çeşit yağ da kullanabilirsiniz. Tercih sizin.

Malzeme

  • 1 su bardağı kırmızı mercimek
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 adet domates (varsa)
  • 1 adet soğan
  • 1 adet havuç
  • 1 adet patates
  • Yeteri kadar tuz
  • Yeteri kadar su

Üzeri için

  • 2-3 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı nane

Yapılışı

  1. Öncelikle unu hem tereyağı hem de zeytinyağı ilavesiyle bir kaç dakika karıştırarak pembeleştirip peşinden salçamızı da ekleyip bir kaç karıştırarak kavurduk.
  2. Peşinden seçip yıkadığımız mercimeği, soyup yıkayıp kabaca bir kaç parçaya böldüğümüz soğan, havuç ve patatesi de ilave edip şöyle bir karıştırdık.
  3. Üzerine 5 bardak su ilave ettikten sonra düdüklü tencerenin kapağını kapatıp kaynama noktasından sonra 5 dakika pişirdik. (biz kaynama işlemini hızlandırmak için kaynamış su kullandık. İsterseniz soğuk su da kullanabilirsiniz).
  4. Düdüklü tenceremiz kapağını açabileceğimiz soğukluğa eriştikten sonra, tencerenin kapağını açıp gerekli su ilavesini yaparak staafmixer dediğimiz bıçaklı el çırpıcısıyla bir güzel sebzelerin ve haşlanmış, kendinden geçmiş mercimeklerin canını okuduk. Bu arada atmayı unuttuğumuz tuzumuzu da ilave ettik.
  5. Çorbamız iki dakika kadar kaynayıp hallolunca ateşten aldık.
  6. Bir tavada bolca :) tereyağımızı karıştırarak eritip içine nane attık. Bir kaç kere naneyi tereyağı içinde karıştırıp kavurduktan sonra çorbamızın üzerine ilave edip bir güzel karıştırdık.

8 ay kadar, ha yaptık ha yapacağız diye yolunu gözlediğimiz mercimek çorbamız 15 dakika içerisinde hazırlanmış ve masamızda yerini almıştı.

*İyi ki de istemişim. Mercimeğin seçilmesi gerektiğini sonrasında yıkanması gerektiğini de böylece uygulayarak öğrenmiş oldu. Hatta soğanı da soyduktan sonra soğuk su ile yıkaması gerektiğini de dilerim zihninin bir köşesine not etti.

YOĞURTLU ÇORBA


Hani haftalardır Amsterdam yanıp kavruluyor ya. Çok şükür bu gün akşam sicim gibi bir yağmur yağdı ve ortalık biraz serinledi. Çimenler bile sararmıştı.

Yoğurtlu çorba en çabuk şekliyle şehriyeyle de yapılabilir. İsterseniz pirinçle de yapılabilir. Fakat bu gün bizim çorbamız yarmayla. Daha lezzetli, daha doyurucu. Şehriyeli olanını da zaman zaman yapıyoruz.

Dün annemlerdeydim. Sıcaklar fena, yarmalar bozulmasın dedim kardeşime. “Şöyle yarmayla güzel bir yoğurtlu çorba yapsak, yer miyiz” diye sordum. Olabileceğini söyledi.

Bir su bardağı yarmayı tepsiye koyup seçtim. Sonra düdüklü tencereye transfer edip 4 kez güzelce yıkadım yarmamızı ve yüzündeki suyu ve çeri çöpü her defasında dikkatlice, yarmaları da lavaboya aktarmadan süzdüm. Süzgeçten süzmüyoruz, özellikle yüzünden yüzünden süzüyoruz ki çer çöp akıp gitsin. Üzerine yeterli su koyup kapağını kapattım. Bir gece bekledi.

Bugün yani 2. gün ofisten çıkınca yanlışlıkla kendi evime gitmeyim diye “annemlere gideceğim, annemlere gideceğim” şeklinde telkinler verdim kendime. Ofisten çıkınca genelde kendi evime gittiğim için hep oraya odaklanıyorum. Hani bir de yarmayı ıslatmışım ya dünden, mecbur yapılması lazım. Mutlaka annemlere gitmem lazım.

Ve nihayet kardeşimle birlikte yoğurtlu çorbamızı yapıp yedik. Nasıl mı? Aşağıda yapılışı bölümünde okuyabilirsiniz. Yerken yoğurtlu çorba yapımının ne kadar da kolay olduğunu ifade edince, ondan da bir tasdik bekledim açıkçası ve “öyle değil mi” diye ısrarla sordum. Oysa kardeşim  “evet, iki günlük iş” deyip kahkahayı bastı peşinden.

Malzeme

  • 1 su bardağı yarma (dövme, aşurelik buğday)
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı un
  • Yeteri kadar tuz

Üzeri için

  • 2-3 yemek kaşığı tereyağı
  • 1-2 yemek kaşığı nane ya da kekik

Yapılışı

  1. Yarmayı bir gün ıslattıktan sonra ertesi gün bir kere daha yıkayıp 10 bardak kaynamış su (işlemi hızlandırmak için suyu kaynamış kullanıyoruz) ilavesiyle kaynamaya bıraktık. Kaynayınca üzerine biriken köpükleri aldık. Düdüklü tencerenin kapağını kapatıp bir saat pişirdik.
  2. Diğer tarafta 1 yumurta, 2 su bardağı yoğurt ve iki kaşık unu bir su bardağı soğuk suyla güzelce çırpıp içerisine sıcak tencereden bir kaç kepçe alarak karıştıra karıştıra ilave ettik. Hani ılıttık ki yoğurt doğrudan sıcakla buluşunca kesilmesin.
  3. Sonrasında bu yoğurtlu, unlu karışımı yine karıştırarak tenceremize ilave edip kaynayıncaya kadar kardeşimle birlikte karıştırdık. Kaynadıktan sonra altını kıstık ve bir kaç taşım daha kaynatıp ocaktan aldık.
  4. Bir tavada bolca J tereyağımızı karıştırarak eritip içine nane attık. Bir kaç kez daha karıştırdıktan sonra ateşten aldık. Bu arada tuzunu da attığımız çorbamızın güzelce erittiğimiz yağını da ilave ettik.

Her zaman söylerim. Az tuz çok tuzdan efdaldir. Az tuzun çaresi vardır. Çok tuzun çaresi yoktur. Ya da ben yok diye biliyorum. :)

Bu arada yine kardeşim A. Z.’ye teşekkür etmeden geçemicem. Bu günki katkısı büyüktü. Yönelttiği sorularla bir kaç püf noktaya değinmem gerektiğini hatırlattı bana. Böylelikle hiç yemek yapmasını bilmeyenlerin de uygulayabileceği bir tarif çıktı ortaya.

Biz kardeşimle tabak tabak yedik. Yaklaşık 10 kişi daha doyardı bu çorbayla. Hatta balkonda yağmurun altında çorbamızı fotoğrafladım bile. Tüm aşamaları anlatarak, hani kardeşimle birlikte yaptık ya, bu seferki tarifim biraz eğitim kapsamlı oldu.