CRANBERRYLİ TERS KEK

  P1100206 

Bilenler bilir, daha önce Frenk üzümlü ters kek yapmıştım. Amsterdam’a kış iyiden iyiye geldi. Zaman da cranberry zamanı olunca mevsimle özdeşleşen bu meyveyle tersten bir kek yapayım dedim. İsteyen elinin altında olan diğer meyvelerle de tersten bir kek yapabilir.

Bir süredir kanımdaki demir oranını yükseltmek için içtiğim hapların yanı sıra süt içmeyi de bıraktım. Evde süt olmayınca, geçen yine bir tarif için aldığım yoğurtla ayran yapıp süt yerine kekimde kullandım.

Malzemeler:

Kek malzemesi için lütfen köy keki kısmına bakınız.

——————-

  • 1 paket taze cranberry
  • Bir kaç kaşık şeker
  • File badem
  • Pudra şekeri

Yapılışı

  1. Öncelikle cranberryleri yıkayıp süzeğe alın.
  2. Yuvarlak kek kalıbını yağlayıp suyu tamamen süzülen cranberryleri tepsi yüzeyini tamamen kaplayacak şekilde döşeyip üzerine toz şeker serpiştirin.
  3. Diğer tarafta limon kabuğu rendesi, şeker, yumurta ve tüm sıvı malzemeleri karıştırma kabınıza koyup biraz karıştırın.
  4. Daha sonra un ve kabartma tozunu da ilave edip karıştırmaya devam edin.
  5. Bu kek karışımını kek kalıbının tabanına yerleştirdiğiniz meyvelerin üzerine döküp üzerini bir spatula yardımıyla düzeltin.
  6. Önceden ısıtılmış fırında 40-50 dakika kadar 180 derecede, üzeri kızarıncaya kadar kekinizi pişirin.
  7. Kontrolünüzü* yaptıktan sonra fırından alıp kalıbın kenarlarını tahta bir bıçak yardımıyla geçerek kekin kalıptan ayrılmasını sağlayın.
  8. Kekiniz biraz soğuduktan sonra kalıbın kenar kısmını çıkartıp servis tabağına ters çevirin. Daha sonra üst kısmını dikkatlice ve gerekiyorsa yine tahta bir bıçak yardımıyla yalayarak çıkartın ve tamamen soğuyunca dek bekleyin.
  9. Kestikten sonra üzerine kavrulmuş file badem ve servis ederken de pudra şekeri serpin.

* Kuru, temiz bir bıçağı fırından almadan önce kekinizin ortasına bir kez batırıp çekin. Hamur bıçağa bulaşmıyorsa başarılı bir kek yapmışsınız. Bulaşıyorsa biraz daha pişirin.

P1100202P1100204

İyi pişmiş bir kekin üzeri çatlamalı.

File bademleri yanmayan mümkün olduğunca geniş bir tavada karıştırarak kısık ateşte kavurun. Çok ince oldukları için hemen yanabilirler, dikkat buyurun. Tavanın genişliği bademleri fazla karıştırmamanızı sağlar. Çok karıştırdığınızda badem yaprakları çok çabuk kırılırlar. Ateşten alır almaz tamamen soğumuş olan ve dilimlediğiniz kekin üzerine serpiştirebilirsiniz. Kekiniz hazır değilse bademleri tavadan mutlaka ayrı bir kaba almanızı öneririm. Böylelikle tavanın sıcağıyla yanmalarını önlemiş olursunuz.

P1100207

Ve bir kamera arkası fotoğrafı. :)

CRANBERYYLİ KEK

Resmin alt tarafında görülen kahvenin kekle bir alakası yok, onu bu arada içiyorum.

Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez esirgenmesine de bir de sofraya ortak olmak kokutmadan yemek var. Valla bunu yapabilene “helal” mi olsun “haram” mı olsun desem bilemedim. Geçen gittiğim misafirlikten döndükten sonra keçileri kaçırdım. İki gece uyumayıp, ofiste sarhoş gibi dolaşınca üçüncü gece Leyla’yı aradım ve evet bildiniz öfkemi kustum.

IMG_9878

Leyla bana özetle cahil cühela takımı ile uğraşmamam gerektiğini, onların beni hak etmediğini, ancak Allah rızası için yapılanların birer hizmet olacağını, yatıp uykumu uyumam gerektiğini salık verdi.

Hani edep diye bir şey var. Hiç ‘o sohbet senin, bu sohbet benim’, ‘altın günü senin, dolar günü benim’ dolaşmam,  meclislere girip çıkmam ya, buna rağmen ‘edebi, kul hakkını’  ben bile biliyorum. Benim bildiklerimi sohbet sohbet, gün gün dolaşan insanlar nasıl bilmiyorlar şaşırıyorum. Yoksa yiyip içip eğlenip dedikodu yapmanın adı ‘sohbet’ mi olmuş? Ne acı! Annemlerin çok geniş bir çevresi vardı. Onca eşin dostun arasında bekar olanlar da vardı, çocuğu olmayanlar da. O insanların mevcudiyetinde ya da gıyabında bu konulardan bahsedilmez birisi bahsedecek olursa da konu değiştirilmeye çalışılırdı. Evli olduğu halde Hollandalı kadınlarla düşüp kalkan erkekleri, kumar masasından kalkmayanları, malulen emekli olduğu halde fabrika/çiftlik çalıştırıp gelir elde edenleri, ödenek almalarına rağmen kırk dalda oynayanları hiç karıştırmıyorum bile. İkide bir boşanmanın eşiğinden dönen, evlilikleri pamuk ipliğine bağlı olanları da hiç karıştırmıyorum. Vel hasıl çocukluğumdan beri her kesimden, her düşünceden, en okumuşundan en okumamışına en ‘dincisinden’ en ‘dinsizine’  ve dahi her türlü nane yiyen insanla iç içeyken -ha bunların arasında bir de Türkiye ayağı var tabii: sanki Hollanda’yı satılığa çıkartmışım bir B. oğullarına bir de Z. oğullarına satmamışım- cık, cık! Tövbe estağfurullah, yani etrafımda hiç kimse hiç bir zaman dört dörtlük değilken, sadece üstün başarılara da imza atmış değillerken benim çocukluğumda ve gençliğimde benim ailemde bana/bize göre ayıp sayılanlar o insanların yüzüne vurulmaz, bana/bize göre olan eksiklikleri dillendirilmezdi.

‘Köprüden geçti gelin’ misali, köprüden geçti bisiklet olabilmesi için düşünülmüş bir kolaylık.

Bizim zamanımızda insanlara hele hele toplum içinde ‘sen neden namaz kılmıyorsun’, ‘sen neden evli değilsin’, ‘senin neden çocuğun yok, senden mi kocandan mı’ demek edepsizlikten sayılırdı. İnsanların özel yaşantıları vardı ve bu özele biz karışamazdık. İnsanları rencide edemez, onurlarını incitemezdik. Bunlar bizim üzerimize vazife değildi. Rahmetli anneannemin dediği gibi “bir dala basınca bin dal ığralanmamalıydı”.

Ben bir şeyleri insanların yüzüne vurmuyorsam salak olduğumdan değil EDEP ettiğimden vurmuyorum. Yoksa her şeyin de pek ala farkındayım. Benim varlık sebebim insanları irdelemek değil. Allah beni dünyaya “kategorize et”, ‘olay çıkart’, ‘yüzüne vur’ diye göndermedi, çok şükür bunun bilincindeyim. Allah insanı “ancak kendisine kulluk etmek” için yarattı. Demek ki neymiş, birinci ve yegane vazifemiz KULLUK etmek. Evet, bu kelimenin hem altını çizdim, hem italikledim, dilerim bu iyice bir anlaşılır.

Şimdi cranberry zamanı,  pazarlarda bol bol mevcut. Bu kadar öfke ve kederdeyken beni ancak bir kek paklar. Pazarda dolaşırken görünce ilk defa taze cranberry aldım. Kafama göre bir kek yaptım. Geçenki  cumartesi keki idi, hadi bu da bir pazartesi keki olsun.

Valla Sofiah çok beğendi ‘tam benlik’ dedi. Babam ‘bu ne keking içindeki ekşi ekşi?’ diyerek yüzünü buruşturup yedikten sonra  “eline sağlık kızım’ dedi. :)

Açıkçası bana da ekşi geldi cranberryler, dediğim gibi ilk defa taze cranberry kullanıyorum. Paket 340 gramdı, iki su bardağını keke kullandıktan sonra arta kalan üç beş taneyi şekerle kaynatıp reçel yaptım. Aman Allah’ım, yıllardır şu memlekette yaşayıp bunu nasıl keşfetmemişim. Bir tür vişne reçeli diyelim. Renk, tat muhteşem, haftaya bir paket daha alıp reçel yapcam inşallah.

Malzemeler

  • 2 adet yumurta (irice)
  • 1 su bardağı kahverengi şeker (çünkü beyaz şeker yoktu) :)
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya şekeri
  • 2 su bardağı taze cranberry

Yapılışı

  1. Öncelikle şekeri ve diğer tüm sıvı malzemeleri karıştırma kabınıza koyup biraz karıştırın.
  2. Bu karışıma un ve kabartma tozunu da ilave edip güzelce karıştırdıktan sonra yıkayıp süzdürdüğünüz cranberryleri de ilave ederek şöyle bir karıştırdıktan sonra yağlanmış ya da parşömen kâğıdı serilmiş tepsiye dökün. Ben bu kez iki kek kalıbı kullandım. Hem muffin şeklinde hem de baton kek kalıbı.
  3. Önceden ısıtılmış fırında 40-50 dakika kadar 170 derecede, üzeri kızarıncaya kadar kekinizi pişirin.
  4. Kontrolünüzü  yaptıktan sonra fırından alıp biraz soğuyunca keserek servis yapın. Üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.