CRANBERYYLİ KEK

Resmin alt tarafında görülen kahvenin kekle bir alakası yok, onu bu arada içiyorum.

Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez esirgenmesine de bir de sofraya ortak olmak kokutmadan yemek var. Valla bunu yapabilene “helal” mi olsun “haram” mı olsun desem bilemedim. Geçen gittiğim misafirlikten döndükten sonra keçileri kaçırdım. İki gece uyumayıp, ofiste sarhoş gibi dolaşınca üçüncü gece Leyla’yı aradım ve evet bildiniz öfkemi kustum.

IMG_9878

Leyla bana özetle cahil cühela takımı ile uğraşmamam gerektiğini, onların beni hak etmediğini, ancak Allah rızası için yapılanların birer hizmet olacağını, yatıp uykumu uyumam gerektiğini salık verdi.

Hani edep diye bir şey var. Hiç ‘o sohbet senin, bu sohbet benim’, ‘altın günü senin, dolar günü benim’ dolaşmam,  meclislere girip çıkmam ya, buna rağmen ‘edebi, kul hakkını’  ben bile biliyorum. Benim bildiklerimi sohbet sohbet, gün gün dolaşan insanlar nasıl bilmiyorlar şaşırıyorum. Yoksa yiyip içip eğlenip dedikodu yapmanın adı ‘sohbet’ mi olmuş? Ne acı! Annemlerin çok geniş bir çevresi vardı. Onca eşin dostun arasında bekar olanlar da vardı, çocuğu olmayanlar da. O insanların mevcudiyetinde ya da gıyabında bu konulardan bahsedilmez birisi bahsedecek olursa da konu değiştirilmeye çalışılırdı. Evli olduğu halde Hollandalı kadınlarla düşüp kalkan erkekleri, kumar masasından kalkmayanları, malulen emekli olduğu halde fabrika/çiftlik çalıştırıp gelir elde edenleri, ödenek almalarına rağmen kırk dalda oynayanları hiç karıştırmıyorum bile. İkide bir boşanmanın eşiğinden dönen, evlilikleri pamuk ipliğine bağlı olanları da hiç karıştırmıyorum. Vel hasıl çocukluğumdan beri her kesimden, her düşünceden, en okumuşundan en okumamışına en ‘dincisinden’ en ‘dinsizine’  ve dahi her türlü nane yiyen insanla iç içeyken -ha bunların arasında bir de Türkiye ayağı var tabii: sanki Hollanda’yı satılığa çıkartmışım bir B. oğullarına bir de Z. oğullarına satmamışım- cık, cık! Tövbe estağfurullah, yani etrafımda hiç kimse hiç bir zaman dört dörtlük değilken, sadece üstün başarılara da imza atmış değillerken benim çocukluğumda ve gençliğimde benim ailemde bana/bize göre ayıp sayılanlar o insanların yüzüne vurulmaz, bana/bize göre olan eksiklikleri dillendirilmezdi.

‘Köprüden geçti gelin’ misali, köprüden geçti bisiklet olabilmesi için düşünülmüş bir kolaylık.

Bizim zamanımızda insanlara hele hele toplum içinde ‘sen neden namaz kılmıyorsun’, ‘sen neden evli değilsin’, ‘senin neden çocuğun yok, senden mi kocandan mı’ demek edepsizlikten sayılırdı. İnsanların özel yaşantıları vardı ve bu özele biz karışamazdık. İnsanları rencide edemez, onurlarını incitemezdik. Bunlar bizim üzerimize vazife değildi. Rahmetli anneannemin dediği gibi “bir dala basınca bin dal ığralanmamalıydı”.

Ben bir şeyleri insanların yüzüne vurmuyorsam salak olduğumdan değil EDEP ettiğimden vurmuyorum. Yoksa her şeyin de pek ala farkındayım. Benim varlık sebebim insanları irdelemek değil. Allah beni dünyaya “kategorize et”, ‘olay çıkart’, ‘yüzüne vur’ diye göndermedi, çok şükür bunun bilincindeyim. Allah insanı “ancak kendisine kulluk etmek” için yarattı. Demek ki neymiş, birinci ve yegane vazifemiz KULLUK etmek. Evet, bu kelimenin hem altını çizdim, hem italikledim, dilerim bu iyice bir anlaşılır.

Şimdi cranberry zamanı,  pazarlarda bol bol mevcut. Bu kadar öfke ve kederdeyken beni ancak bir kek paklar. Pazarda dolaşırken görünce ilk defa taze cranberry aldım. Kafama göre bir kek yaptım. Geçenki  cumartesi keki idi, hadi bu da bir pazartesi keki olsun.

Valla Sofiah çok beğendi ‘tam benlik’ dedi. Babam ‘bu ne keking içindeki ekşi ekşi?’ diyerek yüzünü buruşturup yedikten sonra  “eline sağlık kızım’ dedi. :)

Açıkçası bana da ekşi geldi cranberryler, dediğim gibi ilk defa taze cranberry kullanıyorum. Paket 340 gramdı, iki su bardağını keke kullandıktan sonra arta kalan üç beş taneyi şekerle kaynatıp reçel yaptım. Aman Allah’ım, yıllardır şu memlekette yaşayıp bunu nasıl keşfetmemişim. Bir tür vişne reçeli diyelim. Renk, tat muhteşem, haftaya bir paket daha alıp reçel yapcam inşallah.

Malzemeler

  • 2 adet yumurta (irice)
  • 1 su bardağı kahverengi şeker (çünkü beyaz şeker yoktu) :)
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya şekeri
  • 2 su bardağı taze cranberry

Yapılışı

  1. Öncelikle şekeri ve diğer tüm sıvı malzemeleri karıştırma kabınıza koyup biraz karıştırın.
  2. Bu karışıma un ve kabartma tozunu da ilave edip güzelce karıştırdıktan sonra yıkayıp süzdürdüğünüz cranberryleri de ilave ederek şöyle bir karıştırdıktan sonra yağlanmış ya da parşömen kâğıdı serilmiş tepsiye dökün. Ben bu kez iki kek kalıbı kullandım. Hem muffin şeklinde hem de baton kek kalıbı.
  3. Önceden ısıtılmış fırında 40-50 dakika kadar 170 derecede, üzeri kızarıncaya kadar kekinizi pişirin.
  4. Kontrolünüzü  yaptıktan sonra fırından alıp biraz soğuyunca keserek servis yapın. Üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

 

KAYMAKLI, LİMON KABUKLU, ÜZÜMLÜ, CEVİZLİ, FINDIKLI KEK

Bu akşam işten gelince doğruca mutfağa geçip şöyle kaymaklı, limonlu bir kek gönderdim fırına. Hani şu bizim mütevazı köy kekimiz  var ya, işte ondan yağı çıkartıp kaymağı ekledim. İçine de iki avuç kuru üzüm ilave edip fırına yollamadan önce üzerine de kaç zamandır tezgahın üzerinde duran bir süre önce babamın kırdığı ceviz ve fındıklardan serpiştirdim. Maksat tezgahın üzerini boşaltmak.

Hiç de öyle kalıpla malıpla uğraşacak halim yoktu. Doğruca yuvarlak bir fırın tepsisine aktardım. Sonra oturdum yemeğimin başına.


Kekim kahvemin yanına hazır oldu bile. Hatta bu kek haftanın son çalışma günü için yani bir cuma keki de olabilir ofiste.

Buharı üzerinde çok kek yedim. Fakat hiç bir yazımı ve fotoğrafımı bu kadar taze, bu denli buharı üzerinde yayınlamamıştım sanırım.

Cevizli, üzümlü, Allah ne verdiyse, tam bir köy keki. :)

Malzemeler

  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı kaymak (250 gr.)
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet limon kabuğu rendesi
  • iki avuç kuru üzüm, iki avuç ceviz/fındık karışımı

Yapılışı

  1. Öncelikle şekeri ve diğer tüm sıvı malzemeleri karıştırma kabınıza koyup biraz karıştırın.
  2. Daha sonra un, kabartma tozu, yıkanmış ve temizlenmiş kuru üzümleri de ilave edip güzelce karıştırıp parşömen kâğıdı serilmiş tepsiye dökün.
  3. Önceden ısıtılmış fırında 40-50 dakika kadar 180 derecede, üzeri kızarıncaya kadar kekinizi pişirin.
  4. Kontrolünüzü* yaptıktan sonra fırından alıp biraz soğuyunca keserek servis yapın.

* Kuru, temiz bir bıçağı fırından almadan önce kekinizin ortasına bir kez batırıp çekin. Hamur bıçağa bulaşmıyorsa başarılı bir kek yapmışsınız. Bulaşıyorsa biraz daha pişirin.

 

CEVİZLİ PANDİSPANYA

Severek takip ettiğim Rumma  hanımın blogunda, hatta kimilerini denediğim, farklı kek tarifleri çoktur. Pasta havamda değilim şu sıralar. Bizim küçük hanım sağolsun yaklaşık 10 günde 4 pasta yaptım. Şikayetçi miyim? Hayır. Hatta onuncu gün iş çıkışı son rötuşlarını yaptığım son pastayı gönderdikten sonra bir de akşamın dokuzunda Leyla’nın yüzünden mermer kek  yaptım. Her ne kadar kekimizi aynı gün yiyemediysek de bundan da şikayetçi değilim.

İşte bu nedenle onun ve Umut Sepeti’nin  pasta pandispanyası olarak verdiği tarifi sade kek olarak yaptım. Sevgili Ş. ve Türkiye’den gelen misafiri Hülya hanım da kekime eşlik ettiler. Zülal ve H. ablaya evimi şenlendirdikleri için ayrıca teşekkür ediyorum.

Bizimki kışa denk geldi ama özellikle yaz günleri için çok daha uygun olacağını düşündüğüm yağsız bir kek.

Rumma hanımın yayınına gelen yorumlarda okudum da, her ne kadar pek çok kimse ceviz ve yumurta oranını bu tarifte çok bulmuş olsa bile, her sabah yumurta kırıp yemeye vakti olmayanlar ve cevizden ağzı burktuğu için kırıp yiyemeyenler için gayet ideal bir tarif. Sonra ceviz beynimize faydalı, çokça tüketmemiz gerekiyor. Üstelik de 5-6 kişilik bir ailede bir kahvaltı sofrasında bu kadar yumurta kırılıyorken söz konusu kek olduğunda yumurta adedinin lafı bile olmaz.

Sizin de kendiliğinden gelen ve gerçekten ne yapacağınızı bilemediğiniz benimki gibi çok ceviziniz varsa bu nefis keki mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

Kekimi yuvarlak normal bir fırın tepsisinde pişirip çevresi keskin bir bardak yardımıyla kestim.

Malzemeler

  • 6 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 su bardağı ceviz
  • 4 yemek kaşığı un (büyük kaşık ve tepeleme un)
  • 1 paket kabartma tozu

Yapılışı

  1. Cevizleri mutfak robotunun haznesine atıp bıçaklı bölümle çok küçük parçalayın. Bir kaba transfer edip un ve kabartma tozu ile karıştırın.
  2. Bu kez mutfak robotunda yumurta ve şekeri boza kıvamına gelinceye dek iyice çırpın.
  3. Ceviz ve un karışımını şekerle çırptığınız yumurtalara kaşıkla yalarcasına ve katlarcasına karıştırarak ilave edin.
  4. Kek hamurunu parşömen kâğıdı serdiğiniz fırın tepsisine döküp önceden ısıtılmış fırında 180 derecede aşağı yukarı 40 dakika kadar pişirin. (Pişirme süresi herkesin fırınına göre farklılık gösterecektir. Bunu göz önünde bulundurmanızı rica ederim).
  5. Kontrolünü yaptıktan sonra fırından çıkartın ve soğuduktan sonra istediğiniz gibi kesip servis yapın.
  6. Üzerine pudra şekeri serpmek serbest.

Tüm kekler için ek bilgi:

Sizin de kekinizin içi pişmeden üzeri yanmaya yüz tutuyorsa bundan böyle kek pişirirken fırının üst katına, kekin üzerine gelecek şekilde, bir tepsi su koymanızı alt kata da kek tepsisini yerleştirmenizi öneririm. Böylelikle üstten fazla gelen ısı kekin yüzeyini yakmadan kekinizi daha uzun süre fırında tutma imkanını yakalayarak içinin pişmesine de fırsat vermiş olursunuz.

Etajer tabak takımı ve çatallar sevgili Beyhan’ın hediyesi.

TOBLERONE SOSLU TENCERE KEKİ

Can sıkıntısıyla dolaşırken Rumma hanımın sayfasında gördüm bu keki ve hemen yapmaya kara verdim. Aslında listelenmiş ve yapılmayı bekleyen o kadar çok şey var ki. Şey diyorum çünkü sadece yemek değil yapılması gerekenler. Bir yığın uğraş var sırada bekleyen. Bazen öyle kafam karışıyor ki. Önce hangisinden başlamalı diye kara kara düşünüyorum. Sonra elimi örneğin dikmem gereken bir parçaya atıyorum. Onu dikip bitirince azıcık da olsa moralim düzeliyor. Ha gayret bir parça daha diyorum. Ve yapılması gerekenler böylelikle bir bir yapılmaya çalışılıyor. En sevdiğim işlerden olan bulaşık yıkamak hatta en sevdiğim ütü yapmak bile ‘ha gayret’lerle ancak yapılabiliyor şu günlerde. Sanıyorum kumaş manyağı olmanın cezasını çekiyorum. Sanki dikiş dikmeden çok anlarmışım gibi ver ha kumaş alıyorum. Ama öyle kumaş deyip de geçmemek lazım. Aldıklarımı bir görseniz… Ah bir görseniz…

Neyse gelelim kekimize. Sormak istediğim bir kaç püf nokta vardı fakat okumak bile beni yorduğu için kolumu kımıldatıp bir mail ya da bir yorum dahi yazamadım Rumma hanıma. Enerjimi kek yaparak tarif yazıp yayınlamaya saklamalı. Yoksa bu blog işi güme gitmeye ramak kaldı. Haydi, bismillah dedim ve tarifi biraz kafamda tasarladıktan sonra bu satırları tuşlamaya başladım. Tarifte değişiklik yaptım fakat pişirme metodunu aynen Rumma hanımın anlattığı gibi veriyorum. Pişirmede hiçbir değişiklik yok. Sadece 20 dakikayı kekin pişmesinden emin olabilmek için 30 dakikaya çıkardım. Annem biz ufakken düdüklü tencerede pandispanya pişirip pasta yapardı. Fakat ben ilk defa tencerede kek pişiriyorum, bu konuda hiçbir deneyimim yok. O yüzden artizlik yapmaya hiiiç niyetim yok.

Aslında tencere keki, fırını olmayanlar için çok güzel bir alternatif. İnsan her şeye sahip olamaz. Bu nedenle sahip olduklarının tadını çıkartmalı. Fırını olmayanlar! ‘fırınımız yok’ diye hayıflanmayın, haydi kalkın bir tencere kuru fasulye-pilav mı pişirdiniz? Ardından bir tencere de kek pişirin. Sizin de misafirlerinizin de ağzı tatlansın.

Malzeme

  • 2 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı (tepeleme) kakao
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 çay bardağı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 su bardağı un
  • İki avuç crannberry

Üzeri için

  • 100 gramlık siyah toblerone
  • 4-5 yemek kaşığı süt

Yapılışı

  1. Unun içersine crannberry ve kabartma tozunu karıştırıp bir kenara ayırın. (Ben bu kez üşenmedim, unu da kabartma tozunu da bir süzek yardımıyla eleyerek kullandım).
  2. Diğer malzemeleri hep birlikte bir çırpıcı desteğiyle karıştırın. Ben mutfak robotuna attım hepsini.
  3. Peşinden un karışımını ilave edin.
  4. Kek hamurunu yağladığınız nispeten küçük bir kek kalıbına ya da küçük cam bir tencereye koyun. Ben her zaman kullandığım silikon kek kalıbımı kullandım.
  5. Kek kabınızı kendinden bir ölçü büyük bir tencereye oturtup tencerenin yarısına kadar soğuk su ilave edin.
  6. Tencerenin üzerine bir kurulama bezi gerdirip tencerenin kapağını kapatın ve kurulama bezinin uçlarını kapağın üzerine atın. (Kurulama bezi, ya da havlu buharlaşmayla birlikte kapakta biriken su damlacıklarının pişmekte olan kekin içine girmesine engel olur).
  7. Su kaynamaya başlayıp tencereden tıkırtılar gelince (tencereyi ocağa koyduktan takriben 15 dakika sonra) altını kısıp 30 dakika pişirin.
  8. Ocağı söndürdükten sonra kapağı açmadan kekinizi 30 dakika dinlendirin. Daha sonra kek kalıbınızı tencereden alıp bir parça soğumasını bekleyin. Sonrasında servis tabağına yerleştirin.
  9. Üzerine dört yemek kaşığı süt ilavesiyle au bain-marie usulü eritilmiş siyah toblerone sosu ile servis yapın. Ya da sos kısmını es geçip üzerine sadece pudra şekeri serpin.

Afiyet olsun!

Önemli not: akıl karı değil tencerede kek pişirmek diye düşündüm durdum pişme süreci boyunca. Hazır fırınım varken bu tencere keki de nedir şimdi? İki yumurta da olsa riske atmaya değer mi? Keki bir yana bırakın bir de oturup akşamın bir vakti yazı yazmışım hani. (bazen yazılarımı ne hikmetse bir tarifin başına geçmeden yazıyorum). Hani tencerenin kapağı cam olmayınca içeride ne olup bitiyor- kek hamuru kalıba, kalıp tencereye, tencere suya, kaynamakta olan su ateşe ne diyor- onu da görmek mümkünsüz. Evet, kim kime ne söylüyor?

Ve o an… İşte o an… Kapağı açıyorum ve… Aman Allah’ım muhteşem! Bunu hemen fotoğraflamalıyım. Kekim kabar kabar kabarmış. Hem de tencerede. Bu kek müthiş!

ÜZÜMLÜ KEKÇİKLER/ KRENTEN CAKEJES

Geçtiğimiz gün Den Haag ve Utrecht’ten ofise misafir gelecek olunca akşamleyin kolları sıvayıp üzümlü kek yaptım. Keklerin kahvenin yanında kolayca elle yenebilmesi için dikdörtgen fırın tepsisine döktüm. Sonra tepsiden çıkartırken de birer parmak aralıklarla keserek ebatlarını mümkün mertebe küçülttüm.

Kek tarifi için Köy Keki tarifine bakabilirsiniz. Fazladan üzerine iki avuç kuru üzüm serpiştirdim.

Üzümleri bir gün evvel akşamdan suda ıslattım. Ertesi gün de tozun toprağın güzelce temizlenmesi için iki defa yıkayıp, aradaki çürükleri seçtim ve üzümlerin üzerinde kalan çöpleri attım.

Afiyet olsun!