HASTALIK… BERABERİNDE PORTAKAL, ÇİLEK VE MUZ ÜÇLÜSÜ

Bu hastalık hakikatten çok kötü. Hafta ortası düzenimi alt üst ettiği gibi hafta sonumu da yedi bitirdi. Doktora mı? Gitmez miyim? Fakat hep derim ya ‘kel kız gelin olurken çarşı pazar kapanırmış’ diye. Nasıl da unutmuşum Hz. İsa’nın miracı dolayısıyla resmi tatil olup ev doktorunun da kapalı olduğunu. Nöbetçi doktorun yolunu tutmaz olur muyum? Fakat boğaz enfeksiyonu için iki paracetamol içmek, yanı sıra bol bol soğuk ama çok soğuk sıvı tüketmek gerekiyormuş. Dayandım buzlu dondurmaya. Antibiyotik mi? O sadece bakteri olduğunda, virüs için kullanılmıyor biliyorsunuz. Bir de ziyaretime gelirken sevgili Şerife iki paket dondurma getirip, benim derin dondurucum da cartayı çekince yediğim tüm dondurmaların üzerine bunlar da ballı kaymak oldu. Hani biz ufakken ’dondurma yeme boğazın ağrır, şeker yeme dişin çürür’ derlerdi ya çocuklara, sanki hepsinin acısını çıkartıyorum şimdilerde. Gerçi bize pek söylenmezdi ya neyse benim neslimdeki çocuklara ille de söylenmiştir. Onların da acısı çıkmış olsun böylece. :) Hasta iken bile gülebiliyorum, bu da çok iyi.

Bu gece sabaha karşı kalktım ve sürünerek kendime bir de buz gibi üçlü içecek hazırladım. Önce inleyerek portakalları soyup makineye atıp suyunu çıkarttım. Sonra süzekten geçirip portakal suyunu güzelleştirdim. Sonra tekrar makineye. Bu kez üzerine parçalanmış bir muz ve temizlenmiş bir paket çilek ilavesi. Ve smoothie ayarı. Portakallı, çilekli, muzlu enfes üçlü yanında da iki tane paracetamol. Fakat yarın mutlaka doktora gitmeli.

Bu arada hiçbir cam kavanozu ve şişeyi çöpe atamamak gibi bir zafiyetim var ya. Yaptığım üçlüden iki bardak içip gerisini cam bir meyve suyu şişesine doldurdum ve doğru buzdolabına. Öğle üzeri kalkınca şişedeki vitamin deposunu da diktim tepeme. Dilerim şifa olur. Allah tüm hastalara sabır ve hastalıklarına şifa versin. Amin.