HÜSRAN’IN EŞİĞİNDEN DÖNEN KURABİYE HAMURU

KAVALA KURABİYESİ HAMURUNDAN DÖNME CRUMBLE

Fırın yakmak kışın bir keyif, hatta sobası olmayanlar için bir zaruret de olabilir demiştim daha önce. Şu dondurucu soğuklara bir de sobamın sönmesi eklenince keyif olsun diye fırında bir şeyler yapmaktan çok fırını yakmak benim için bir zarurete dönüştü.

Yok, canım o kadar da tembel değilim. Soba yakmak için öncesinde bayağı bir uğraştım. Fakat hiçbir gelişme olmadığı gibi uğraşım sonucu oldukça da terlemiştim. Baktım ki ısındım, artık soba yansa da olurdu yanmasa da. Çıkıp dışarı alış veriş yaptım. Dışarıdan gelince evinizin, dışarıya çıkmadan önceki ısısına göre nispeten daha sıcak olduğunu fark edersiniz. Ben de aynen öyle hissettim ilk dakikalar. Sonra ufak ufak ısınma turları attım, örneğin bulaşık yıkamak, yerleri silmek gibi. Hatta dolap bile taşıdım.

Sobamı yakmak için dün ve bu sabah harcadığım bütün çabalar sonuçsuz kalınca akşam akşam tekrar uğraşmak istemedim, baktım ki burnum da üşümeye başladı mutfağa girmek kaçınılmazdı artık.

Öncelikle Trabzon’dan gelen bir ara kırdığım, kavrulması gereken fındıkları attım fırına. Onlar çikolatalı pizza için. Hemen kavruldular. Başka bir şeyler daha yapmak lazımdı. Pizza falan mı yapsaydım? Hiç havamda değilim. En iyisi bir kurabiye yapmaktı.


Tekrar geçtim mutfağıma, bir süredir yapmak istediğim kavala kurabiyesi yapmaya koyuldum. Aslında kavala ne demek onu araştıracak sonra kurabiye yapacaktım. Nasip. Yoksa kavala unun kavrulmasından mı geliyordu?

4 bardaktan biraz fazla unu 4,5 bardak yapınca mı hamurum hüsrana uğradı? Yoksa unu mu fazla kavurdum? Bilemedim! Fakat bildiğim bir şey var o da mutfakta her zaman bir çare bulunabileceği. Allah’tan çare üretecek kadar fikir var da hiçbir şey ziyan olmuyor. Hamur mutfak robotunun haznesinde kum haline gelince biraz bekledim, ha toparlandı ha toparlanacak. Fakat ne mümkün! Hamuru tezgaha alıp elimle toplamaya çalıştıysam da nafile. Düşündüm sıvı bir malzeme ekleyip hamuru toparlamaya çalışsam mı yoksa bu şekliyle mi değerlendirsem? Zaten ilk defa denemekte olduğum bir tarif olduğu için fazla katıp karıştırmak istemedim. En iyisi hazır elimde kum gibi bir hamurum varken dolapta da mangolarım dururken bir mangolu crumble yapmaktı. Hamurun yarısını bir plastik kaba alıp derin dondurucuya kaldırdım. Diğer yarısı aynen fotoğraftaki gibi crumble oldu.


Dedim ki tek başıma yemeyeyim birilerini kahveye davet edeyim. Ne mümkün, kimi aradıysam sonuç tahmin ettiğim gibi. Sonunda kahvemi alıp elime mango tepsisini koydum kucağıma hem dizlerim ısındı hem midem şenlendi. Tadı mı? baharatlı bir mango yatağının üzerine serpiştirilmiş bademli ve tereyağlı hamur, hele de o hamurun unu tencerede kavrulduysa sizce nasıl olur? Bilmem anlatmaya gerek var mı o lezzeti?


Malzeme

  • 4,5 su bardağı un
  • 250 gr. tereyağı (küçük küpler halinde, derin dondurucudan çıkmış)
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı çekilmiş badem
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 adet vanilya
  • Bir çimdik tuz

Mango karışımı için

  • 2 adet mango
  • 2 adet kardemom
  • 1 adet karanfil
  • 2 yemek kaşığı vanilya çubuğunun yattığı şekerden
  • ½ limonun suyundan şöyle biraz sıkılacak kadar

Hamurun yapılışı

1.    Unu bir tencerede, hiçbir şey eklemeden, sürekli karıştırmak suretiyle rengi dönünceye kadar kavurun.

2.    Kavrulan unu bir kenarda soğumaya bırakın.

3.    Sonra unu ve diğer tüm malzemeleri mutfak robotunun haznesine atıp tüm malzemeler birbirine karışıp kum gibi bir hamur elde edinceye kadar karıştırın.

4.    Tepsiye yerleştirilmiş mangoların üzerine bastırmadan kum halindeki hamurunuzdan serpiştirin.

5.     Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20-25 dakika kadar pişirin. (Belki 180 derecede de olabilir, ben 200 derecede pişirdim. Artık bir an evvel bir şeyler yemek istiyordum).

Mangolu için hazırlanması

1.    Önce mangoları soyup kuş başı doğrayıp crumble yapacağınız fırın kabına alın.

2.    İçerisine iki adet dövülmüş kardemom, bir adet tane karanfil ve iki kaşık şeker koyduktan sonra üzerine şöyle bir limon sıkıp karıştırın.

3.    Mangonuz ekşiyse eğer limon kullanmaya bence hiç gerek yok.

Not:

  • Unu çelik bir tencerede kavurdum. Teflon bir tencere ya da tavada kavurmak sağlıklı mıdır bilemedim. Fakat çelik tencerede hiçbir sorun olmadı.
  • İlk önce yüksek ateşte kavurmaya başladım unu. Rengi hafiften dönüp yanma tehlikesi baş gösterince ocağı kısarak devam ettim. Bu arada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Helva yapma tecrübesi olanlar bunu bilirler. Kavrulmakta olan un tahmin edemeyeceğiniz kadar kısa bir süre içinde yanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Siz ocağın altını kıssanız, hatta söndürseniz bile tencerenin sıcaklığı hemen değişmeyeceğinden yanma çok hızlı bir şekilde devam eder. Tencereyi söndürmüş olsanız bile karıştırmaya bir müddet devam etmeniz gerekir.
  • Soğuyan kavrulmuş unu mutfak robotuna ilave ederken bir süzgeçten geçirmeyi yeğledim. Kavururken ufaktan topaklanmalar meydana gelmişti.
  • Bu arada önemli bir notaya daha dikkat çekmem gerekiyor. Mango karışımı bölümünde bir adet de karanfil demiştim. Yemeye başlamadan önce bu tane karanfili crumble’ın içinden almak gerekiyor. Karanfilin tepsinin neresinde olduğunu aklınızda tutmanız oldukça güç. Bu nedenle tane karanfil yerine küçük bir miktar toz karanfil de kullanabilirsiniz. Ya da mango karışımını baharatlarla birlikte bir taşım kaynatıp karanfil tanesini, hamuru eklemeden önce, meyve karışımının içinden alabilirsiniz.

ERİKLİ TART

Tatile çıkacağı için Atiye teyzenin bahçesinden topladığı eriklerin annemin evine doğru bir yolculuğa çıkmaları ve orada bir iki gün dinlenmeleri sonrasında, o da yolculuğa çıkacağı için bana gelmeleri bu tartın yapımını düşünmemi adeta üzerime bir vacip hale getirdi.

Yaklaşık iki haftadır ha yaptım, ha yapacağım. Buzdolabımı her açışımda erikler adeta “bizi ne zaman tart yapacaksın?” dercesine gözümün içine içine bakıyorlar. Hem de komşumun geçen haftadan kalan tabağını daha fazla gecikmeden verme bahanesine nihayet bugün oturdum ve günlerdir düşündüğüm, üzerinde kafa yorduğum erikli tartımın yapımına giriştim ve bir çırpıda tartımın ölçülerini yazıp bitirdim. Az evvel yedim, çok nefis olmuş. Ellerime sağlık.

Tam bu yazı faslını bitirmiştim ki… malzemeler bölümüne un ilave etmeyi unutmuşum. Şimdi dikkatimi çekti. Çok güldüm. Evet, evet un da konulacak tabii ki. Vaktiyle bir arkadaşı annemden elmalı pasta tarifi almıştı. Hani şu ‘kulak memesi yumuşaklığında yoğrulacak, alabildiği kadar un’lu tariflerden. Tekrar tekrar okumuşlar… okumuşlar, çocuklarına okutmuşlar, misafirlerine okutmuşlar… Derken “ama bunda un yazmıyor peki bu unsuz nasıl yapılacak” diye kara kara düşünmüşler ve annemin tarifi verirken eksik verdiğini düşünüp eseflenmişlerdi. Bu olay günlerce konuşulmuştu, çocuktum, ben bile hatırlıyorum. Birden o günleri hatırladım.

Neyse, ben tarifimi vereyim. Şeker ve süt ölçüsünde de oynanabilir. Örneğin ½ çay bardağı sıvı yağ ve 1,5 çay bardağı süt de olabilir.

Malzeme

  • 2 adet yumurta
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu

Üzeri için

  • 10-15 adet erik
  • Bir miktar pudra şekeri

Yapılışı

  1. Bütün malzemeleri kek hamuru gibi mikserle çırpıp elimin ucuyla bir parça tereyağı sürerek yağladığım 21×26 cm’lik bir kalıba döktüm.
  2. Üzerine her birini 12 parçaya böldüğüm erikleri dizip, önceden ısıtılmış fırına sürdüm.
  3. Fırında 170 -180 derece ısıda üzeri kızarıncaya kadar, aşağı yukarı 1saat kadar pişirdim. Bir bıçak yardımıyla tart hamurunun pişip pişmediğinin kontrolünü yapıp fırından aldım.
  4. Servis yaparken üzerine pudra şekeri serptim.